5553 Sayılı Tohumculuk Yasasının Anayasaya Aykırı Hükümleri (Emre Baturay ALTINOK) Yazdır E-posta
Cumartesi, 07 Temmuz 2007
31 Ekim 2006 tarihinde TBMM’de kabul edilen 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu, 8 Kasım 2006 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Böylece 2004 yılından beri TBMM gündeminde olan, hatta 23 Kasım 2004 tarihinde Danışma Kurulu kararıyla görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması bile kararlaştırılmış bulunan yasa tasarısı, aradan iki yıl geçtikten sonra TBMM tarafından kabul edilerek yasalaşmış oldu.

5553 sayılı Yasa, Genel Kurulun 13.6.2006 tarihli 114'üncü Birleşiminde alınan karar gereğince, İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında “temel yasa” olarak görüşüldü. Bu durum, yani 5553 sayılı Yasa’nın Meclis İçtüzüğü’nün 91. maddesi kapsamında görüşülmesi, milletvekillerinin yasama faaliyetine etkin biçimde katılmalarının, önerge sayısının ve maddelerin teker teker ele alınmasının engellenmesi ve istisnai bir düzenlemeyi, genel bir düzenleme haline getirerek genel kurulda sayısal çoğunluğa sahip bulunan iktidar partisinin, doğrudan yasama faaliyetini sınırlaması sonucunu doğurdu. Böylece AKP, Danışma Kurulu’nda oybirliği sağlanamayan bir konuyu doğrudan genel kurula getirilmesini sağlamış ve oy çoğunluğuyla, aralarında Tohumculuk Yasası’nın da bulunduğu 15 yasanın, “temel yasa” olarak görüşülmesine kararını alınmasını sağlamış oldu.

Avrupa Birliği uyum yasalarından biri olduğu iddiasıyla Genel Kurul gündemine taşınan tasarının yasalaşan 3, 4, 6, 7, 8, 11, 12 ve 15. maddelerinin AB müktesebatı ile çeliştiği bugüne kadar demokratik kitle örgütlerince değişik platformlarda zaten dile getirilmişti.  

Bu durumda ülke tarımı ve tohumculuğu için bir tehdit olarak görülen 5553 sayılı Yasanın Ankara’lı demokratik kitle örgütlerinin önderliğinde ana muhalefet partisinin 5553 sayılı Yasa’yı Anayasa Mahkemesi’ne götürmesi için çalışmalara başlanıldı. Böylece Avukatlar önderliğinde kamu hukukçuları, ziraatçiler, çiftçilerden oluşan bir çalışma komisyonu oluşturularak konu ile ilgili bir rapor hazırlanmasına karar verildi.

Raporun hazırlanmasında hukuki alanda önemli destek veren Ekoloji Kolektifi’nden Emre Baturay ALTINOK, Fevzi ÖZLÜER, Cenk YİĞİTER ve Ilgın ÖZKAYA’nın hazırladığı Anayasa’ya aykırılık raporu, akademik çevreden alınan destekle ana muhalefet partisine görüş olarak sunuldu.

Aşağıda hali hazırda Anayasa Mahkemesi’nin gündeminde ilk görüşmesi 16 Ocak 2007 tarihinde yapılan 5553 sayılı Yasa’nın Anayasa’ya aykırı hükümleri üzerinde ayrıntılı bir değerlendirme yapılarak, Yasanın Anayasa’ya aykırılık nedenlerinin önce tümü, sonra da maddeler halinde açıklanmaktadır. Açıklanan nedenlerle Anayasa’ya aykırı söz konusu Yasa’nın tümünün iptali ve tümü hakkında yürürlüğü durdurma kararı verilmesi Yüksek Mahkeme’den talep edilmesi sağlanmıştır.

Söz konusu çalışmaya katkılarından dolayı çalışma komisyonu içerisinde yer alan Ekoloji Kolektifi’nden Avukat Fevzi ÖZLÜER, Ziraat Mühendisleri Odası’ndan Başkan Dr. Gökhan GÜNAYDIN’a, Ankara Üniversitesi akademik kadrosundan Onur KARAHANOĞULLARI’na ve engin tecrübeleri ile bize yol gösteren İlter ERDOĞAN ve yine Ekoloji Kolektifi üyesi Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlileri Cenk YİĞİTER ve Ilgın ÖZKAYA’ya, Türkiye Çiftçi Sendikaları Konfederasyonlaşma Platformu’ndan Abdullah AYSU’ya katkılarından dolayı teşekkür etmeden geçmek haksızlık olur.

5553 SAYILI TOHUMCULUK YASASI HAKKINDA


5553 sayılı Yasa, TBMM Genel Kurulu’nun 13.6.2006 tarihli 114'üncü Birleşiminde alınan karar gereğince, İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında “temel yasa” olarak görüşülerek yasalaşmıştır. Yasa ile “tohumculuk” alanını düzenlediği iddia edilmekte, ancak, toplam 43 maddeden yürürlük ve yürütmeyi düzenleyen 2 madde ile amaç, kapsam ve tanımlamayı içeren 3 madde hariç tutulduğunda, tohumculuğu düzenleyen madde sayısı 12 olduğu görülmektedir.

Yasanın 25 maddesi tohumculuk birliğinin kurulmasıyla ilgili düzenlemeler getirmektedir. Bu nedenle 5553 sayılı Yasa, adeta “tohumculuğu” değil, “tohumculuk birliği”ni düzenlemek üzere çıkarılmıştır.

Yasa ile “bitki ıslahçıları, tohum sanayicileri ve üreticileri, fide üreticileri, fidan üreticileri, tohum yetiştiricileri, tohum dağıtıcıları, süs bitkileri üreticileri ve tohumculukla ilgili diğer konularla iştigal eden en az yedi gerçek veya tüzel kişi tarafından faaliyet konularına göre” altbirlikler ve bunların üstbirliği olarak da kamu kurumu niteliğinde meslek üst kuruluşu olarak Türkiye Tohumcular Birliği kurulmuştur.

Yasa’nın 15. maddesine göre, tohumluk üretimi, tohumluk sertifikasyonu, tohumluk ticareti ve piyasa denetimi konusundaki yetkiler, bu birliğe devredilecektir.

Tohumculuk alanını düzenleme ve Avrupa Birliği’ne uyum adı altında (tasarının genel kurulda görüşülmesi sırasında sayın bakan tarafından kullanılan sözcüklerle 4 Ekim 2006 s. 39) “tarımsal üretimin olmazsa olmaz girdisi” olan tohum ve tohumculuk yabancı tohum şirketlerinin ve onlarla işbirliği yapan yerli şirketlerin pazarı haline getirilmektedir.

Aşağıda gerekçelendirilen nedenlerle 5553 sayılı Yasa’nın;

4. maddesinin 3. ve 4. fıkraları, 5. maddesinin 2. fıkrası, 6. maddesinin 3. fıkrası, 8. maddesinin 1. fıkrası, 9. maddesinin 2. fıkrası, 15. maddenin 4. fıkrası ve geçici 1. maddenin 4. fıkrasının, Anayasa’nın 115, 8, 6 ve 11. maddelerine aykırılıktan,

15. maddesinin, Anayasa’nın 2. 6. 8. ve 11. maddelerine aykırılıktan,

16 (dahil) - 39 (dahil) maddeler arasındaki 5. bölümünün 16. ve 26. maddelerinin Anayasa’nın 135 ve 2.maddelerine aykırılıktan, bu maddelerin iptali bu bölümdeki diğer maddelerin uygulanması olanaksız kılacağından diğer maddelerin 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptaline,  

Tümünün Anayasa’nın 2. ve 87. maddelerine aykırılıktan iptaline karar verilmesini ve yukarıda belirtilen maddeler ve tümü hakkında yürürlüğün durdurulması kararı verilmesi gerekmektedir.


5553 SAYILI YASA’NIN ANAYASAYA AYKIRILIK NEDENLERİ

I- TEMEL YASA OLMADIĞI HALDE, GENEL KURUL’DA TBMM İÇTÜZÜĞÜ’NÜN 91. MADDESİ UYARINCA GÖRÜŞÜLDÜĞÜ İÇİN YASANIN TÜMÜ HAKKINDA ANAYASAYA AYKIRIDIR.


Bilindiği gibi, iptali istenen Yasa, 13.6.2006 tarihli TBMM kararı uyarınca, TBMM Genel Kurulu’nda “temel yasa” olarak görüşülmüştür.

“Temel Yasalar”ın TBMM Genel Kurulunda görüşülme biçimi TBMM İçtüzüğü’nün 91. maddesinde düzenlenmiştir. Daha önce çeşitli hükümleri Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği için zaten tartışmalı bir madde olsa da, iptali istenen yasa açısından önemli olan, 91. maddenin halen yürürlükte olan “temel yasa” hükmüne 5553 sayılı Tohumculuk Yasası’nın girip girmediğidir.

TBMM İçtüzüğü’nün 91/a maddesine göre;


1 - Bir hukuk dalını sistematik olarak bütünüyle veya kapsamlı olarak değiştirecek biçimde genel ilkeleri içeren

2 - Kişisel veya toplumsal yaşamın büyük bir bölümünü ilgilendiren;

3 - Kendi alanındaki özel kanunların dayandığı temel kavramları gösteren,

4 - Özel kanunlar arasında uygulamada ahenk sağlayan,

5 - Düzenlediği alan yönünden bütünlüğünün ve maddeler arasındaki bağlantıların korunması zorunluluğu bulunan,

6 - Önceki yasalaşma evrelerinde de özel görüşme ve oylama usulüne bağlı tutulması gibi özellikler taşıyan

7 - İçtüzüğü bütünüyle veya kapsamlı olarak değiştiren veya yürürlüğe koyan tasarı veya teklifler “temel yasa” olarak görüşülebilir.

İptali istenen Tohumculuk Yasası’nda, bu özelliklerin hiçbiri yoktur, buna karşın genel kurul kararıyla “temel yasa” olarak görüşülmüştür.

Tasarının tümü üzerinde AKP grubu adına konuşan Aydın Milletvekili AHMET ERTÜRK tarafından sayıldığı gibi Tohumculuk Yasası; Tarım Kanunu, Üretici Birlikleri Kanunu, Ziraat Odaları Kanunu, Organik Tarım Kanunu, Tarım Sigortaları Kanunu, Toprak Muhafaza ve Arazi Kullanım Kanunu, Islahçı Hakları Kanunu, Çiftçi Malları Kanunu vb gibi bu alandaki birçok yasadan biridir. (4 Ekim 2006 tarihli Genel Kurul Tutanağı s. 28) Ne bir alanı düzenlemekte, ne kişisel ve toplumsal yaşamın büyük bölümünü ilgilendirmekte, ne tarım alanındaki yasaların temel kavramlarını göstermekte, aynı alandaki diğer yasalarla uyum sağlamaktadır.

Bu nedenle, İçtüzüğün 91. maddesi kapsamında görüşülmesi, milletvekillerinin yasama faaliyetine etkin biçimde katılmalarının, önerge sayısının ve maddelerin teker teker ele alınmasının engellenmesinden ve istisnai bir düzenlemeyi, genel bir düzenleme haline getirmekten öte bir anlam taşımamakta; genel kurulda sayısal çoğunluğa sahip bulunan iktidar partisinin, doğrudan yasama faaliyetini sınırlaması sonucunu doğurmaktadır. Çünkü, Danışma Kurulu’nda oybirliği sağlanamayan bir konuyu iktidar partisi doğrudan genel kurula getirmiş ve oy çoğunluğuyla, aralarında Tohumculuk Yasası’nın da bulunduğu 15 yasanın, “temel yasa” olarak görüşülmesine karar aldırmıştır.

Anayasa Mahkemesi’nin E: 2003/30, K: 2003/38 sayılı kararında belirtildiği gibi, “hukuk devleti, yasaların üstünde yasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinde olan devlettir. Bu bağlamda hukuk devletinde yasakoyucu, yalnız yasaların Anayasa’ya değil, Anayasa’nın da hukukun evrensel temel ilkelerine uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.”

Temel yasa olmayan bir yasanın TBMM genel kurulunda “temel yasa” olarak görüşülmesi Anayasa Mahkemesi’nin E: 2003/30, K: 2003/38 sayılı kararının hilafına, “Özel görüşme ve oylama usulünün” nasıl “yaygınlaştırıl”abileceğine, “milletvekillerinin yasama etkinliklerine gereği gibi katılmaları”nın nasıl “sınırlanabileceğine” uygulamalı bir örnek oluşturmuştur. Aynı kararda belirtildiği gibi “demokratik hukuk devleti anlayışı ile bağdaşmayan” bu durum “Anayasa’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görev ve yetkileriyle ilgili 87. maddesi yönünden de sakıncalar doğur”muş ve 5553 sayılı yasayı Anayasa’ya aykırı hale getirmiştir.

Açıklanan nedenlerle, 5553 sayılı Yasa’nın tümünün Anayasa’nın 2. ve 87. maddelerine aykırı olduğu için iptali ve yürürlüğünün durdurulması talep edilmiştir.

II- 5553 SAYILI YASANIN ÇEŞİTLİ MADDELERİ HAKKINDA ANAYASA AYKIRILIK NEDENLERİ:

1- 5553 SAYILI YASANININ ANAYASA’NIN 6. 7. VE 8. MADDELERİ İLE 115. MADDESİ YÖNÜNDEN ANAYASAYA AYKIRIDIR.


5553 sayılı Tohumculuk Yasası’nın çeşitli maddelerinde Tarım ve Orman Bakanlığı’na yetki devredilerek, yasada düzenlenmeyen konuların yönetmeliklerle düzenleneceği belirtilmiştir.

Bunlar Yasa’nın 4. maddesinin 3. ve 4. fıkraları, 5. maddesinin 2. fıkrası, 6. maddesinin 3. fıkrası, 8. maddesinin 1. fıkrası, 9. maddesinin 2. fıkrası, 15. maddenin 4. fıkrası ve geçici 1. maddenin 4. fıkralarıdır.

Bilindiği gibi, Anayasa’nın 6. maddesine göre, “hiçbir … organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”

Anayasa’nın 7. maddesine göre, “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.”

Anayasa’nın 8. maddesine göre “Yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır.”

Anayasa’nın 115. maddesine göre de, “Bakanlar Kurulu, kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirlemek üzere, kanunlara aykırı olmamak ve Danıştay’ın incelenmesinden geçirilmek şartıyla tüzükler çıkarabilir.

Tüzükler, Cumhurbaşkanınca imzalanır ve kanunlar gibi yayımlanır.”


Kural olarak, yasaların uygulanmasını göstermek üzere “tüzük” çıkarılması gerekir. Bilindiği gibi tüzük, “yasalarda öngörülen bazı noktaları açıklığa kavuşturmak için yürütme organı tarafından düzenlenen geçerli ve nesnel kurallar” olarak tanımlanır ve yasadan sonraki “kamu hukuku kaynağı”dır. Yazılı bir hukuk kaynağıdır, bağlayıcıdır ve “yürütmenin düzenleme yetkisi”nin bir sonucudur. Yönetmelikler, tüzükten sonra gelir. Tüzük çıkarılması için yürütmenin ayrıca yasa ile yetkilendirilmesine gerek yoktur, çünkü doğrudan Anayasa tarafından yetkilendirilmiştir.

Ancak, Türkiye’de çok uzun süredir “tüzük” çıkarılmamakta, “tüzük” yerine “tüzük niteliğinde yönetmelikler” kullanılmaktadır. 1983’ten sonra giderek yaygınlaşan biçimde, “yasa” yerine, “kanun hükmüne kararname”ye geçen yönetim anlayışı; “tüzük” yerine de “yönetmelik” kullanmaya başlamıştır. Başlangıçta bu yönetmelikler Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılmış, daha sonra bundan da vazgeçilip, doğrudan tek bakanlığın çıkardığı yönetmeliklere geçilmiştir. Yasada, ilgili konuların “bakanlığın çıkaracağı yönetmelik”le düzenleneceğine ilişkin madde ya da maddelere yer verilmiş ve bu “yasa ile yetkilendirilme”  yönetmeliklerin “hukuksal dayanağı” sayılmıştır. Oysa, Anayasa’nın doğrudan yasa ile düzenleneceğini belirttiği konularda, bir bakanlığa değil, doğrudan bakanlar kuruluna verilmiş bile olsa, “yasa ile yetkilendirme”, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırıdır.

Bununla birlikte, kimi durumlarda yasayla bakanlığa yönetmelik çıkarma yetkisi verilebileceği de kabul edilmiştir; çünkü, sonuç itibariyle verilen “süre yönünden sınırlı” bir yetkidir, bu nedenle yasalarda ilgili yönetmeliklerin hangi sürede çıkarılacağına ilişkin bir hüküm de bulunur.

Ancak, bu Anayasa’ya aykırı yetki devri öylesine boyutlara ulaşmıştır ki, “kendi kendini yetkilendirme” halini almıştır.

Örneğin, 19 Temmuz 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun 34. maddesinde yönetmelik çıkarma süresi “6 ay” olarak öngörülmüştür. Ancak, 6 ay içinde ilgili yönetmelik çıkarılamamıştır. Bu durumda, bir yasa ile yönetmelik çıkarma süresinin uzatılması beklenir. Ancak yapılan tam tersidir. Yasadaki süre dolduktan sonra yönetmelik çıkarılmış, üstelik bu yönetmelikle ilgili bakanlık kendisine yeni yönetmelikler çıkarma yetkisi de tanınmıştır.

19 Temmuz 2003 tarihinde yürürlüğe giren yasadaki 6 aylık süre Ocak ayında dolmuştur. 25 Şubat 2004’te (yasanın yürürlüğe girmesinden 7 ay sonra)  bir “Karayolu Taşıma Yönetmeliği” yürürlüğe sokulmuş, üstelik bu yönetmeliğin bazı maddeleriyle, bakanlık kendisine yeni yönetmelikler çıkarma yetkisi tanımıştır: 25 Şubat 2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin “Mesleki Yeterlilik Eğitimi Yönetmeliği” başlıklı 87. maddesi şöyledir:

“Mesleki yeterlilik eğitimleri ile ilgili usul ve esaslar, eğitim müfredatı, eğitimin süresi, sınav, mesleki yeterlilik belgesinin şekli ve diğer hususlar bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Bakanlıkça altı ay içinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulacak bir Yönetmelik  ile düzenlenir.”

Böylece, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun 34. maddesinde 6 ay olarak belirlenmiş yönetmelik çıkarma süresi, bu süre dolduktan 1 ay sonra çıkarılan bir yönetmelikle 6 ay daha uzatılmıştır. Ayrıca 03.09.2004 tarih ve 25572 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Mesleki Yeterlilik Eğitimi Yönetmeliği, 19.03.2005, 29.09.2005 ve 16.08.2006 tarihlerinde 3 kez değiştirilmiştir.

Hukuku aykırılık bu kadar da değildir. Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin “Hüküm Bulunmayan Haller ile Olağanüstü Şartlarda Yapılacak Düzenlemeler” başlıklı 85. maddesi ile Ulaştırma Bakanlığı kendi kendisini yetkilendirmiştir:

“Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hususlar, Bakanlık tarafından çıkarılacak tebliğ, yönerge ve genelgelerle düzenlenir.

Bakanlık, doğal afet, gerginlik ve savaş hali, zorunlu göç, ekonomik ve siyasi kriz ve benzeri olağanüstü ve zorunlu hallerde, ülkelerin bu konulardaki durum ve konumlarına göre bu Yönetmelikte uluslararası taşımalar ve faaliyetler için öngörülen ve mevcut hükümleri belirli bir süre için değiştirebilir veya kaldırabilir.”


Bu çerçevede Karayolu Taşıma Yönetmeliği 8.9.2004, 15.12.2004, 26.02.2005, 09.09.2005, 18.01.2006, 19.11.2006 tarihlerinde tam 6 kez değiştirilmiştir.

Yukarıda aktarılan, bu alanda yaşanan örneklerden yalnızca biridir.

5553 sayılı Yasa da aynı Anayasa’ya aykırı anlayışın tipik uygulamasıdır. Anayasa’nın 115. maddesinde ancak bakanlar kurulunun çıkaracağı Tüzük’le yapılacağı düzenlenmiş yasanın uygulamasını gösterecek kuralları belirlemek için doğrudan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilendirilmiştir.

5553 sayılı Yasa’nın “Kayıt altına alma” başlıklı 4. maddesinin fıkrası; “Tarımsal bitki türlerine ait çeşitlerin; kayıt altına alınması, kütükte kalış süresi, kayıt altına almanın yenilenmesi, kütükten silinmesi, devamlılığın sağlanması, katalog oluşturulması ile ilgili hususlar(ın) yönetmelikle belirlen” mesini öngörmektedir.

“Tohumluk üretimi” başlıklı 5. maddesinin 2. fıkrası, “Tohumlukların yetiştirileceği özel üretim alanlarının özellikleri ile sınırları içerisinde tohumluk üretimi yapan ve bitkisel ürün yetiştiren gerçek veya tüzel kişilerin uyması gereken hususlar(ın) yönetmelikle belirlen”mesini öngörmektedir.

“Tohumluk sertifikasyonu” başlıklı 6. maddenin 3. fıkrası;

“Tohumluk sertifikasyon esasları ile ambalajlama ve etiketlemede uyulacak hususlar(ın), bitki gruplarına göre yönetmelikle belirlen” mesini öngörmektedir.

“Piyasa denetimi” başlıklı 8. maddenin 1. fıkrası “Tohumlukları yetiştiren, işleyen ve satışa hazırlayan, dağıtan ve satan gerçek veya tüzel kişiler(in), Bakanlık tarafından yetkilendiril”eceğini “ve denetlen”eceğini, “Yetkilendirme ve denetim ile ilgili usul ve esaslar(ın) yönetmelikle belirlen” mesini öngörmektedir.

“Ücret” başlıklı 9. maddenin ikinci fıkrası yasada sayılan ücretlerin “her yıl ocak ayında Bakanlık tarafından belirlenerek ilân edil”eceğini, “Ücretler ile ilgili usul ve esaslar(ın) yönetmelikle düzenlen”mesini öngörmektedir.

“Yetki devri” başlıklı 15. maddenin 4. fıkrası, “Yetki devrinin şartları(nın), yetki devredilecek Birlik, kamu kurum ve kuruluşları, özel hukuk tüzel kişileri ve üniversitelerle ilgili teknik ve fizikî şartlara ilişkin usul ve esaslar ile yetki devrinin geri alınmasında uygulanacak hususlar(ın) yönetmelikle belirlen”mesini öngörmektedir. (15. maddenin Anayasa’nın diğer maddelerine aykırılık nedeni ayrıca sunulmuştur)

Geçici 1. maddenin 4 fıkrası, “Bu Kanunun uygulanması ile ilgili yönetmelikler, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde, Bakanlıkça hazırlanarak yürürlüğe konul”acağını belirtmektedir.

Üstelik, 5553 sayılı Yasa, yalnızca yönetmelik çıkarılmasını değil, “tebliğ” çıkarılmasını da öngörmektedir.

5. maddenin son fıkrası şöyledir:

“Tohumculuk sektörü, yurt içinde yatırım yapmak kaydıyla, Avrupa Birliği standartlarında ve uluslararası rekabete uygun bir şekilde gelişmesi amacıyla Bakanlıkça belirlenecek teşvik ve desteklerden yararlandırılır. Destekleme usul ve esasları, Bakanlık tarafından çıkarılacak tebliğ ile düzenlenir.

Anayasa’nın 115. maddesine göre, Anayasa’nın 8. maddesinde “cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu” tarafından kullanılacağı belirtilmiş yürütmeye ait tüzük çıkarma yetkisinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na devrini öngören hükümler Anayasa’nın 8. ve “hiçbir organın kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamayacağını öngören 6. maddesine, bir yasa kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden Anayasanın 11. maddesine de aykırı hale getireceği için, Anayasa’nın 11. maddesine aykırıdır.

Bu nedenle, 5553 sayılı Yasa’nın 4. maddesinin 3. ve 4. fıkraları, 5. maddesinin 2. fıkrası, 6. maddesinin 3. fıkrası, 8. maddesinin 1. fıkrası, 9. maddesinin 2. fıkrası, 15. maddenin 4. fıkrası ve geçici 1. maddenin 4. fıkrasının Anayasa’nın 115, 8, 6 ve 11. maddelerine aykırı olduğu için iptali talep edilmektedir.

2- 5553 SAYILI YASA’NIN 15. MADDESİNİN ANAYASA’YA AYKIRILIK NEDENLERİ:


Tohumculuk Yasası’nın “Yetki Devri” başlıklı 15 inci madde şöyledir:

“Bakanlık, gerekli gördüğü hâllerde, 5 inci, 6 ncı, 7 nci ve 8 inci maddelerde belirtilen yetkilerini, kısmen veya tamamen Birliğe, kamu kurum ve kuruluşlarına, özel hukuk tüzel kişilerine veya üniversitelere; şartları belirlenmek kaydıyla, süreli veya süresiz olarak devredebilir.

Yetkiyi alanın, belirlenen şartlara uymaması hâlinde, devredilen yetkiler Bakanlıkça geri alınır. Yetki devredilen kişilerin, kastî olarak resmî kontrollerdeki kuralları ihlâl ettiği belirlendiğinde, ilgili tohumlukların belirlenen standartları karşıladığı durumlar haricinde, bunların düzenledikleri sertifikalar hükümsüz kılınır.

Belirli bir süreyle devredilen yetkiler süre bitiminde Bakanlıkça geri alınabilir veya belirlenen şartlarla yeniden devredilebilir.

Yetki devrinin şartları, yetki devredilecek Birlik, kamu kurum ve kuruluşları, özel hukuk tüzel kişileri ve üniversitelerle ilgili teknik ve fizikî şartlara ilişkin usul ve esaslar ile yetki devrinin geri alınmasında uygulanacak hususlar yönetmelikle belirlenir.”

    
Maddeyle, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’na tanınan yetkilerin “kısmen veya tamamen” Tohumcular Birliği’ne, kamu kurum ve kuruluşlarına, özel hukuk tüzel kişilerine veya üniversitelere “süreli veya süresiz” devir yolu açılmaktadır.

Bakanlık, daha önce de belirtildiği gibi Yasanın 5, 6, 7 ve 8 inci maddelerindeki yetkileri devredebilecektir.

Yasa’nın “Tohumluk Üretimi” başlıklı 5 inci maddesi, “Tohumluk Sertifikasyonu” başlıklı 6 ıncı maddesi, “Tohumluk Ticareti” başlıklı 7 inci maddesi ve “Piyasa Denetimi” başlıklı 8 inci maddesinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı eliyle yürütülen devlet yetkilerinin, maddede belirtilen kamu ve özel hukuk tüzel kişiliklerine veya üniversitelere süreli veya süresiz olarak devredilebilmesine olanak tanıyan bir düzenleme getirilmektedir.

a) Yasa’nın Tohumluk Üretimi başlıklı 5. maddesi yönünden:


5. maddenin 1. fıkrasına göre; “Bitkisel ve tarımsal özellikleri belirlenerek sadece kayıt altına alınan çeşitlere ait tohumlukların üretimine” bakanlık tarafından izin verilecek,

2. fıkrasına göre “tohumlukların yetiştirileceği özel üretim alanlarının özellikleri ile sınırları içerisinde tohumluk üretimi yapan ve bitkisel ürün yetiştiren gerçek veya tüzel kişilerin uyması gereken hususlar yönetmelikle belirlen"ecek;

3. fıkrasına göre, özel üretim alanlarının sınırları içerisinde, Bakanlıkça izin verilmeyen tohumluk veya bitkisel ürün yetiştiril"emeyecek;

4. fıkrasına göre de; tohumculuk sektörü, yurt içinde yatırım yapmak kaydıyla, Avrupa Birliği standartlarında ve uluslararası rekabete uygun bir şekilde gelişmesi amacıyla Bakanlıkça belirlenecek teşvik ve desteklerden yararlandırı”acak,; “destekleme usul ve esasları” da, Bakanlık tarafından çıkarılacak tebliğ ile düzenlenecektir.

Bu kapsamda Bakanlık tarafından kullanılacak ve devredilebilinecek yetkiler;

Tanımlar başlıklı 3 maddede (3/e) “çeşit” adıyla tanımı verilen ve bir veya birden fazla genotipin birleşmesinden ortaya çıkan ve kendine has özelliklerle tanımlanan, sözü edilen özelliklerden en az biriyle diğer herhangi bir bitki grubundan ayrılan, değişmeksizin çoğaltılmaya uygunluğu bakımından bir bütün olan, botanik taksonomi içinde yer alan genetik yapıların bitkisel ve tarımsal özelliklerinin belirlenmesi, kayıt altına alınması, üretimine izin verilmesi (madde 5/1)

Tanımlar başlıklı 3. maddede (3/r) “tohumluk” adıyla tanımı verilen ve bitkilerin çoğaltımı için kullanılan  tohum, yumru, fide, fidan, çelik gibi generatif ve vegetatif bitki kısımları olan tohumlukların yetiştirileceği özel üretim alanlarının özellikleri ile sınırları içerisinde tohumluk üretimi yapan ve bitkisel ürün yetiştiren gerçek veya tüzel kişilerin uyması gereken hususların yönetmelikle belirlenmesi (madde 5/2)

Tohumluk veya bitkisel ürünlerin özel üretim alanlarının sınırları içerisinde yetiştirilmesine izin verilmesi (madde 5/3)  

Tanımlar başlıklı 3. madede (3/p) “tohumculuk sektörü” adıyla tanımı verilen ve bitki çeşitlerini ıslah eden, tohumlukları üreten, yetiştiren, işleyen, satan, dağıtan, satışa veya dağıtıma arz eden, ithal veya ihraç eden ya da tohumculuk ile ilgili diğer faaliyetlerde bulunan kamu kurum ve kuruluşları veya özel kuruluşlar ile bu kuruluşların oluşturduğu birlik veya derneklerden müteşekkil bir yapı olan tohumculuk sektörünün yurt içinde yatırım yapmak kaydıyla, Avrupa Birliği standartlarında ve uluslararası rekabete uygun bir şekilde gelişmesi amacıyla, destekleme usul ve esasları tebliğ ile düzenlenen teşvik ve desteklerden yararlanmasına karar verilmesine ilişkin yetkilerdir. (madde 5/5)

b) Yasa’nın Tohumluk Sertifikasyonu başlıklı  6 inci maddesi yönünden:

6. maddenin 1. fıkrasına göre;
“ Yurt içinde üretilen, 4 üncü maddeye göre tescil edilen veya üretim izni verilen çeşitlerden, tohumluk sınıflarına göre yetiştirilen ve üretilen tohumluklar, sertifikasyon işlemine tâbi tutul"acak


6. maddenin 2. fıkrasına göre;Tarla ve laboratuvar kontrolleri yapılarak, tohumluk standartlarına uygun olarak sertifikalandırılan tohumluklar, usulüne göre ambalajlanarak etiketlen”ecek,

6. maddenin 3. fıkrasına göre; “Tohumluk sertifikasyon esasları ile ambalajlama ve etiketlemede uyulacak hususlar, bitki gruplarına göre yönetmelikle belirlen”ecektir.

Bu çerçevede Bakanlık tarafından kullanılacak ve devredilebilinecek yetkiler, 

Yurt içinde üretilen, yasanın 4.maddesine göre Bakanlık tarafından tescili yapılan veya (5. maddeye göre Bakanlık ya da 15. maddenin göndermesi sonucu yetki devri ile kamu ve özel hukuk tüzel kişileri veya üniversitelerce) üretim izni verilen çeşitlerden, “Tanımlar” başlıklı 3. maddede (madde 3/ü) “tohumluk sınıfları” adıyla tanımı verilen ve tohumlukların üretilmesinde takip edilen döl sırası veya generasyonunu ifade eden tohumluk sınıflarına göre yetiştirilen ve üretilen tohumlukların sertifikasyon işlemine tabi tutulması,

Söz konusu çeşitlerin tarla ve laboratuvar kontrollerinin yapılarak, “Tanımlar” başlıklı 3. madede (3/v) “tohumculuk standardı” adıyla tanımı verilen ve tohumluğun fiziksel ve biyolojik niteliklerini belirleyen kalite ölçüleri olarak tanımlanan, çıkarılacak yönetmelikle esasları belirtilecek tohumluk standartlarına uyularak sertifikasyon işleminin yapılması, ambalajlama ve etiketlemede uyulacak hususların belirtilmesi yetkileridir.

c) Yasa’nın Tohumluk Ticareti başlıklı 7 inci maddesi yönünden:

7. maddenin 1. fıkrasına göre; “ Yurt içinde sadece kayıt altına alınmış çeşitlere ait tohumlukların ticaretine izin veril”ecektir.

2. fıkrasına göre; “Bu tohumluklar, Bakanlık tarafından belirlenmiş nitelik ve standartlara uygun, sertifikalı veya kütüğe kaydedilmek üzere kabul edilmiş veya standart tohumluk olarak ambalajlı ve etiketli olarak ticarete arz edil”ecektir..

3. fıkrasına göre;Tohumlukların ithal edilmesi ve ihracı Bakanlığın iznine tâbidir. İthal edilecek tohumluklarda yurt içi standartlara uygun olma şartı aranır. Tohumluk ithalatı ve ihracatına ilişkin usul ve esaslar, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça belirlen”ecektir.

Bu çerçevede Bakanlık tarafından kullanılacak ve devredilebilinecek yetkiler, 

- Tohumlukların ithal ve ihracına izin verilmesi,

- Tohumluk ithalatı ve ihracatına ilişkin usul ve esasların ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak belirlenmesi yetkileridir.

d) Yasa’nın Piyasa Denetimi başlıklı  8 inci maddesi yönünden:

8. maddenin 1. fıkrasına göre; “Tohumlukları yetiştiren, işleyen ve satışa hazırlayan, dağıtan ve satan gerçek veya tüzel kişiler, Bakanlık tarafından yetkilendirilir ve denetlenir. Yetkilendirme ve denetim ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlen"ir.

8. maddenin 1. fıkrasına göre; “Ticarete arz edilen tohumlukların standartlara uygunluğu ile etiket ve ambalaj bilgilerinin doğruluğu Bakanlıkça denetlen” ecektir

Bu kapsamda Bakanlık tarafından kullanılacak ve devredilebilinecek yetkiler,  


Tohumlukları yetiştiren, işleyen ve satışa hazırlayan, dağıtan ve satan gerçek veya tüzel kişilerin yetkilendirilmesi ve denetlenmesi ile bu görevlerin usul ve esaslarının yönetmelikle belirlenmesi,

Ticarete arz edilen tohumlukların standartlara uygunluğu ile etiket ve ambalaj bilgilerinin doğruluğunun denetlenmesi yetkileridir.

Yasanın "yetki devri" başlıklı maddesi ile; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, tohumluk üretimi (madde 5), sertifikasyonu (madde 6), ticareti (madde 7) ve piyasa denetimi (madde 8) alanlarındaki yetkilerini, 15. maddenin göndermesi ile tohumculuk faaliyeti ile uğraşan alt birlikler tarafından kurulacak Türkiye Tohumcular Birliği'ne ya da kamu kurum ve kuruluşlarına, özel hukuk tüzel kişilerine veya üniversitelere süreli veya süresiz olarak devredebilecektir.

Hele bu madde, Türkiye Tohumcular Birliği’nin görevlerini düzenleyen 27. maddenin (j) bendindeki “Bakanlıkça bu Kanun kapsamında verilecek diğer iş ve işlemleri yapmak” ile birleştirilerek yorumlandığında, Bakanlığın başlangıçta kendisine tanınmış tüm yetkileri, “görevlendirme, iş verme” kapsamında devredileceğini göstermektedir.

Anayasa Mahkemesi’ne sunulan iptal davası dilekçesinin 2. bölümünde belirtildiği gibi, iptali istenen yasa ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na verilen yetkiler zaten Anayasa’ya aykırıdır. Şimdi bu anayasaya aykırı yetkilerin, yine anayasaya aykırı biçimde başkalarına devrine olanak sağlanmaktadır.

Anayasa’nın 6. maddesine göre “kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanama”yacağı halde, ve Anayasa’nın 8. maddesi uyarınca yürütme yetkisi cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulunca kullanılabileceği halde, bu yetkilerin, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na, oradan da özel hukuk tüzel kişilerine veya üniversitelere; süreli veya süresiz olarak devredebilmesinin yolu açılmaktadır. Bu Anayasa’nın 6. ve 8., dolayısıyla 11. maddelerine aykırıdır.

3 - YASANIN ALT BİRLİK VE ÜST BİRLİK OLUŞTURAN MADDELERİNİN ANAYASAYA AYKIRILIK NEDENLERİ

I- Yasanın 16 ila 39. maddeleri Alt Birlikler ve Türkiye Tohumcular Birliği başlıklı beşinci bölümü oluşmaktadır.

31.10.2006 tarihinde kabul edilen 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu , ( 08.11.2006 Tarihli Resmi Gazete, sayı:2634) Kanunun 2. maddesinde de belirtildiği üzere “tarla bitkileri, bağ-bahçe bitkileri, orman bitki türleri ve diğer bitki türleri çoğaltım materyaline ait çeşitlerin ve genetik kaynakların kayıt altına alınması, tohumlukların üretimi, sertifikasyonu, ticareti, piyasa denetimi ve kurumsal yapılanmalar ile ilgili düzenlemeleri” kapsar.

Kanunun öngördüğü kurumsal yapılanma kapsamında  “Alt Birlikler ve Türkiye Tohumculuk Birliği” ne yer verilmiştir. Bunlara ilişkin düzenlemeler de Kanunun 5. Bölümünde yer almıştır. Bu bölümde yer alan “Alt Birliklerin Kuruluşu “ başlığı taşıyan 16. Madde de “Yürütmeyi durdurma ve İptal” talebimizin konusunu oluşturan maddedir.

5553 sayılı Tohumculuk Kanunun 16. maddesinin 1.fıkrası “alt birliklerin” ne olduğunu belirtmiştir. Buna göre, “Alt birlikler, tohumculuk sektörünün geliştirilmesi ile sektörde faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişiler arasında meslekî dayanışma sağlayarak meslekî faaliyetleri kolaylaştırmak, tohumculuk faaliyetinde bulunanların ekonomik ve sosyal haklarının korunmasını sağlamak ve mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek amacıyla bitki ıslahçıları, tohum sanayicileri ve üreticileri, fide üreticileri, fidan üreticileri, tohum yetiştiricileri, tohum dağıtıcıları, süs bitkileri üreticileri ve tohumculukla ilgili diğer konularla iştigal eden en az yedi gerçek veya tüzel kişi tarafından faaliyet konularına göre kurulan, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.”

Anayasanın kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinin 1. fıkrası kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; “belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleri” şeklinde tanımlamıştır.  

Anayasanın 135. maddesi müşterek ihtiyaçları olan ‘belirli bir mesleğe mensup olanlar’ için bir örgütlenme biçimi öngörmektedir. Nitekim Anayasa’nın 135. maddesiyle, örgütlenme özgürlüğüne bir istisna getirilerek bu gibi kuruluşlara üye olma zorunluluğu getirilmesine olanak sağlanmakta, bu kuruluşlara üye olmayanların mesleği icra etme imkânı da bulunmamaktadır.  

Ancak Tohumculuk Yasası ile oluşturulan meslek kuruluşları, bir meslek alanı tarif etmemekte, bir sektörü meslek alanı olarak göstererek Anayasa’nın amaçladığından daha geniş bir düzenlemeye gitmektedir. Bu husus, tanımlar başlığı taşıyan 3. maddenin a.bendinde de alt birliğin tanımında geçen “Faaliyet konularına göre bitki ıslahçıları, tohum sanayicileri ve üreticileri, fide üreticileri, fidan üreticileri, tohum yetiştiricileri, tohum dağıtıcıları, süs bitkileri üreticileri ve tohumculukla ilgili konularda iştigal eden…” ifadesinden olduğu kadar 16. maddede belirtilen “tohumculuk sektörünün geliştirilmesi ile sektörde faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişiler..” ifadesinden de anlaşılmaktadır. Yani kanunda sözü edilen ‘alt birlik’ anayasada belirtilen şekilde bir meslek örgütlenmesi değil, bir sektörün meslek olarak tarifi yapılması suretiyle yaratılmış olduğundan anayasal bir kurum olan kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu değildir.

Şüphesiz kanun koyucunun belirli meslek alanlarını saptayarak bu alana ilişkin bu gibi örgütlenmeler geliştirmek konusunda bir takdir yetkisi vardır. Ancak meslek kavramını tanımlama konusunda kanun koyucunun sınırsız bir yetkisi olduğunu kabul etmek Anayasa’nın işlevsiz hale gelmesi ve delinmesi anlamına gelecektir. Örneğin tabiplik bir meslek alanıdır ve tabipler Tabip Odaları ve Türk Tabipler Birliği şeklinde örgütlenmek zorunda, bu kuruluşlara üye olmak zorunda ve bu kuruluşların kendileri üzerindeki denetim ve gözetim yetkisine tabi olmaktadır. Ancak kanun koyucunun sağlık sektörünün bütünü bir meslek alanı olarak tarif etmesi ve bu sektörde çalışan her gerçek ve tüzel kişiyi böyle bir kuruluş içerisinde örgütlenmeye zorlamasının Anayasa’nın 135. maddesindeki amacı aşan bir düzenleme olacağı açıktır. İlaç sektöründe çalışan bir firma ile bir özel hastane işletmesinin, bir tabibin ve hasta bakıcının aynı meslek alanında tariflenmesi ve müşterek ihtiyaçlarından bahsedilmesi anlamsız olacağı gibi Anayasa 135.maddenin amacına da aykırı olacaktır.

5553 sayılı kanun, bir sektörü bir meslek alanı olarak göstermekte ve ortak ihtiyaçları, çalışma biçimleri birbirinden tamamen farklı olarak tohumculuk sektöründe çalışanları aynı örgütlenme içerisinde bulunmaya zorlamaktadır. Böyle bir düzenleme, mesleki dayanışmayı sağlamaktan çok, bir korporasyon kurmayı hedeflemektedir. Böyle bir düzenleme Anayasa’nın 135. maddesine aykırı olduğu gibi Cumhuriyet’in temel niteliklerinden olan demokratik devlet ilkesine de aykırıdır.  

II- Anayasa’nın 135. maddesi kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının “kanunla kurulabileceğini” belirtmiştir. Bunun temel nedeni meslek kuruluşlarına bazı kamu gücü ayrıcalıklarının verilmesidir.

5553 sayılı kanunda alt birliklerin kuruluşunu düzenleyen 16. maddesi alt birlikleri “..bitki ıslahçıları, tohum sanayicileri ve üreticileri, fide üreticileri, fidan üreticileri, tohum yetiştiricileri, tohum dağıtıcıları, süs bitkileri üreticileri ve tohumculukla ilgili diğer konularla iştigal eden en az yedi gerçek veya tüzel kişi tarafından faaliyet konularına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları” olarak tanımlamıştır.  

Maddenin ikinci fıkrası alt birliklerin nasıl kurulacağını düzenlenmiştir: “Alt birlik, kuruluş ve çalışma esaslarını belirleyen tüzük ile Bakanlığa başvurur. Tüzükte ve kurucuların hukukî durumlarında mevzuata aykırılık ve noksanlık yoksa, alt birliğin kuruluşu Bakanlıkça onaylanır ve durum alt birliğe en geç onbeş gün içinde bildirilir. Alt birlik tüzüğü, alt birliğe yapılan yazılı bildirimden sonra onbeş gün içinde yerel bir gazetede ilân edilir. Alt birlik, tüzüğünün ilân edildiği günü izleyen üç ay içerisinde, ilk genel kurulunu toplamak ve organlarını oluşturmak zorundadır. Tüzük değişikliği kuruluş işlemlerine tâbidir.”

Maddenin 1.fıkrasında hangi iştigal alanlarında alt birliklerin kurulacağı dahi sınırlı olarak sayılmamıştır. Bu husus anayasada kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları için belirtilen “kanunla kurulma” şartının amacına aykırıdır. Kanunla kurulma şartı “mesleğin” faaliyet alanının belirlenebilir olmasını, bu mesleğin içeriğini ve bu içeriğin çerçevesini belirlenebilir kılınmasını sağlar. Bu sayede kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları “kamu gücü” kullanabilirler. Bu husus yukarıda da belirtildiği gibi kanunun oluşturduğu alt birliklerin bir meslek değil bir sektöre işaret ettiği iddiamızı güçlendirir niteliktedir.

Maddenin 2.fıkrasına göre, alt birlikler, maddede belirtilen faaliyet alanlarının birinde veya “tohumculukla ilgili diğer konularla iştigal eden” ifadesine dayanarak kendi tarif ettikleri yeni bir faaliyet alanına ilişkin olarak yedi gerçek veya tüzel kişinin Bakanlığa başvurusu ile kurulacaktır. Görülmektedir ki alt birliklerin kuruluşu kanunla değil, yedi gerçek veya tüzel kişinin başvurusu ve Bakanlığın onayı ile gerçekleşmektedir. Bu düzenleme Anayasa 135. maddedeki “kanunla kurulma” şartına açıkça aykırıdır.

III- Maddenin 1. fıkrasında alt birliklerin “bitki ıslahçıları, tohum sanayicileri ve üreticileri, fide üreticileri, fidan üreticileri, tohum yetiştiricileri, tohum dağıtıcıları, süs bitkileri üreticileri ve tohumculukla ilgili diğer konularla iştigal eden en az yedi gerçek veya tüzel kişi tarafından” kurulacağı belirtilmiştir. Bu halde alt birliklerin kurucusu olan kişilerin bu faaliyet alanlarında bir meslek yapması şartı dahi aranmamıştır. Burada tarif edilen yukarıda da belirtildiği üzere bir meslek değil bir sektör olduğu için kurucu kişinin bu alanda meslek yürüttüğüne dair bilgi örneğin bir diplomayla kanıtlanamayacağından yalnızca beyana dayanacaktır. Kişi örneğin fide üreticisi olduğunu söyleyerek bu alanda bir ‘meslek örgütü’ kurucusu sıfatı kazanabilecek ve yine bu sıfatla kanunun 15. maddesine dayanarak ceza kesebilecektir. Bu durumda anayasanın 135. maddesinin lafzına ve ruhuna aykırı olacaktır.
 
IV- Maddenin 4. fıkrasında yer alan “Aynı konuda faaliyet gösteren birden fazla alt birlik kurulamaz.” hükmü aynı alanda faaliyet gösteren birden çok alt birliğin kurulması engellenmiştir.  

Anayasanın 135. maddesi kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarının kanunla kurulacağını belirtmiştir. Bu yolla anayasa soyut bir tüzel kişilik tasarlayarak kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarının kurucularını değil bu kuruluşun tüzel kişiliğini önceleyen soyut, genel, kişilik dışı bir hukuki kurum yaratılmasına imkan tanımıştır.  

Ancak Kanunun 16. maddesinin 2.fıkrasında yer alan “Tüzükte ve kurucuların hukukî durumlarında mevzuata aykırılık ve noksanlık yoksa, alt birliğin kuruluşu Bakanlıkça onaylanır” ifadesi  ile alt birliklerin kurucusu olacak en az yedi kişinin niteliğinin o faaliyet alanındaki tek meslek örgütünü oluşturacak tüzel kişiliğin yaratılmasında kıstas alınacağı belirtilmiştir. Bu durumun yaratacağı sonucu bir örnekle açıklamak gerekirse; fidan üreticiliği konusunda “en hızlı” davranan ve yalnızca bildirimine dayanarak fidan üreticiliği konusuyla iştigal ettiği belirten yedi kişinin hazırladığı tüzüğün Bakanlıkça kabulü ve yine Kanunda belirtildiği üzere yerel bir gazetede ilanı ile bu alanda ‘tek’ olacak kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu kurulmuş olacaktır. Bu halde belirtilen alanda faaliyet gösteren ve sekizinci kişi olması dışında bu yedi kişiden hiçbir nitelik farkı olmayan yada bu yedi kişiden çok daha geniş kapsamlı düzenlemeye sahip tüzüğü hazırlayabilecek nitelikte ve bu alanda kamu yararını sağlayacak faaliyetlerde bulunabilecek nitelikteki yedi küçük üreticinin oluşturduğu bir grup “ilk” olma vasfını “kaçırmış” olduğundan kurulan ilk alt birliğe yalnızca üye olmak zorunda kalacaklardır. Varılan bu noktanın da gerek belirtilen faaliyet alanındaki meslek kuruluşu mensupları için gerekse en geniş anlamda kamunun yararını gözetmesi beklenen  kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşunun kuruluş gayesi ile bağdaşabilir bir durum olmadığı açıktır. Bu durum anayasada da güvence altına alınan hukuk devleti ilkesine ve eşitlik ilkesine aykırı olacaktır. Ayrıca meslek örgütü için yaratılan kuruculuk vasfının alt birlik tüzüğünü “ilk hazırlamak ve sunmak” gibi gayri hukuki bir şarta bağlanması hukuki belirlenebilirlik ilkesine  ve Anayasanın 135. maddesine aykırılık teşkil eder.

V- Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları’nın kurulmasına imkan veren Anayasa’nın 135. maddesi’nde bu kuruluşların amaçları yönünden, “Meslek mensuplarının ortak ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetleri kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek disiplinini ve ahlakını korumak”  şeklinde sınırlandırılmışlardır. Bu halde meslek kuruluşları ancak bu maksatlarla kurulabilirler.

Tohumculuk yasası ile, bu yasa ile düzenlenen kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu vasfındaki , Türkiye Tohumcular Birliğine ve diğer alt birliklerine, özel tüzel kişilerin üye olması imkanı tanımaktadır. Büyük şirketler, küçük üreticilerin ve bağımsız çalışan çiftçilerin de üye olmak zorunda olduğu bu kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına üye olabileceklerdir. Bu durum, bu şirketlerin meslek kuruluşunun politikalarının belirlenmesinde etkili olacakları anlamına da gelmektedir.

Şirketler bilindiği üzere çıkar örgütleridir. Şirketlerin temel amaçları üyelerinin maddi olarak kar etmesini sağlamak ve üyelerin karlarını maksimize etmektir. Temel gayeleri kar etmek ve karlarını arttırmak olan şirketlerin kamu kurumu niteliğindeki bu kuruluşların içerisinde yer alması tohumculuk sektöründe çalışan ve tekel güçleri oldukça fazla olan bu şirketlerin çıkarlarının gereklerini yerine getirmek için kamu gücüyle donatılmış bir kuruma sahip olmaları anlamına gelecektir. Böylece şirketler kendi çıkarlarının gereklerini bu kuruluşlar aracılığı ile hayata geçireceklerdir.  Bu şekilde şirketler kar amaçları doğrultusunda, kuruluşa tanınmış olan kamu gücü kullanımını gerektiren yetkileri kullanmış olacaklardır.

Bu halde büyük tohumculuk şirketlerinin de yer aldığı bu birlik ve alt birlikler mesleğin genel menfaatlere, kamu yararına uygun olarak yürütülmesini sağlayan örgütlenmeler değil aksine tekel durumundaki şirketlerin çıkarlarının hayata geçirilmesi doğrultusunda faaliyet gösterebilecekleri bir kurumsal yapı oluşturacaklardır. Kanunla amaçlanan, kamu yararı doğrultusunda bir kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu kurmak değil kartellere kamu niteliğinde meslek kuruluşu unvanı bahşetmek olacaktır.

Böylesi bir yapılanmanın Anayasa’nın 2. maddesinde bahsedilen Cumhuriyet’in temel niteliklerinden olan demokratik devlet ve sosyal devlet ilkesine aykırı olduğu aşikardır. Bu durumun sosyal devlet ilkesi ile bağdaşması mümkün olmadığı gibi, Anayasa’nın 2. maddesinde bahsedilen “millî dayanışma ve adalet anlayışı” ile bağdaşması  da mümkün değildir.  

Aynı zamanda şirketler ile küçük üreticileri aynı kuruluşa üye olmak ve aynı kuruluşun “kamu gücü kullanımı gerektiren” yaptırımlarına maruz bırakmak sonucunu doğuracak olan bu kanun, “sosyal devlet ilkesinin” hayata geçirilmesi önünde bir engel teşkil edeceği gibi şirketlerin tekelci faaliyetlerine olanak sağlayacağı ortadadır.  
 
Bu maddeler ile “kamu kurumu niteliğinde meslek üst kuruluşu” olarak Türkiye Tohumcular Birliği ve bitki ıslahçıları, tohum sanayicileri ve üreticileri, fide üreticileri, fidan üreticileri, tohum yetiştiricileri, tohum dağıtıcıları, süs bitkileri üreticileri vb gibi çeşitli alt birlikler kurulmaktadır.

Bunlardan biri “tohum dağıtıcıları birliği”dir, tohum bayileri, yani, tüccarlardır. Tüccarlar bir alt birlik oluşturacaktır. Bir diğeri, “tohum sanayicileri birliği”dir. Oysa, Türkiye’de zaten tüccarların, sanayicilerin, ticaret odası, sanayi odası vardır.

Süs bitkisi yetiştiricileri birliği, fidan yetiştiricileri birliği, fide yetiştiricileri birliği kurulacaktır.

Ayrıca, tohum kullanıcıları birliği, yani üretici bir birlik oluşturacaktır ve bunlar kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olacaktır.
Tohum kullanıcıları çiftçiler, süs bitkisi yetiştiricileri de çiftçilerdir, bunların ziraat odaları vardır.

Ayrıca, çiftçilerin ekonomik örgütü olarak kooperatifler vardır.

38'inci maddeye göre 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'ndaki kooperatiflere sağlanan harçlar ve vergilerden bu birlikler muaftır. Yasada kurulan birliklerin meslek örgütü mü, yoksa ekonomik örgütler mi olduğu bile belirsizdir.

Türkiye’de, üretici birliği olarak Ziraat Odaları Birliği vardır, mesleki örgüt olarak Ziraat Mühendisleri Odası vardır.

Tüm bunların dışında yasa ile Anayasa’nın 135. maddesi kapsamında yeni kamu tüzel kişilikleri oluşturmanın amacı, bu kapsama girmeyen özel tüzel kişiliklere, kamu tüzel kişiliği kazandırmaktır. Bu da Anayasa’nın 135. maddesine aykırıdır.

Yasa ile kurulan sistemde üretim yapanın aynı zamanda denetleyici sıfatını kazandığı görülmektedir. Hukukun temel ilkesi gereği, bir kişi hem savcı, hem yargıç olamaz. Tarımsal üretim ve bu üretimin her aşamasındaki denetimin, bağımsız iki ayrı yapı olması gerekir. Üretici ile denetleyicinin aynı kişi olabileceğini kabul etmek hukuken mümkün değildir.

Ayrıca yetki devredilen tüzel kişilikler, tohumlukların kalite güvencesinin sağlanması için bir sistem oluşturmak, tohumluk üretim sözleşmeleri düzenlemek gibi yetkilerle donatılarak denetleyeceği üretim aşamasının şartlarını kendisi belirleyecektir. Bir kimsenin hem kendi koyduğu kuralları denetleyerek, bu düzenlemelerin yanlışlıklarını ortaya koyması hem de sonuçlarını yaptırıma bağlaması düşünülemez.

Yetkinin devredildiği özel hukuk kişisinin, kendi çalıştığı alanda ve kendisi gibi başka özel hukuk tüzel kişilerini denetleme yetkisi kazanması, Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırıdır.

Türk Medeni Kanunu’nun Mülkiyet Hakkının İçeriği başlıklı 683. maddesi, bir şeye malik olan kimsenin hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olduğunu düzenlemektedir.
 
Anayasa’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 35 inci maddesi de, özel mülkiyetten doğacak hakların, ancak kamu yararının gerekleri doğrultusunda kanunla sınırlandırılabileceğini ifade etmektedir. Temel haklardan olan mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların da Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen demokratik toplum düzeninin gereklerine, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı ve öngörüldükleri amaç dışında kullanılamayacağı ölçütüne uygun yapılması gerekir. Toplum yararına aykırı kullanılmayan mülkiyet hakkı devlet güvencesindedir. Devlet, yetki devri ile bu güvenceye aykırı davranmak serbestliği imkânını getirirse kamu düzeninin onarılamaz derecede bozulacağı çok açıktır.

Anayasa’nın devletin yükümlülükleri kapsamında saydığı, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak görevi, sosyal devlet olmanın da başlıca gereklerindendir. Devletin, yetki devri ile temel hak ve özgürlüklerden olan ve anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkının hukuka uygun olarak kullanılması ve bu hakkın kullanılmasının önündeki engelleri kaldırmak görevini yerine getirmekten kaçınması Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sosyal bir hukuk devleti olduğuna ilişkin Anayasa’nın 2. maddesi hükmüne aykırı düşer.

Emre Baturay ALTINOK- Ekoloji Kolektifi

 
< Önceki   Sonraki >