Yaşanan olaylar insanı kötümser yapıyor, hüzünlendiriyor... Artvin’in Borçka ilçesinde aşırı yağışın neden olduğu heyelanda dört kişi yaşamını yitirince hüzünlendim. Borçka’da dere yataklarına yapılan evler heyelan nedeniyle kibrit kutusu gibi yıkıldı, yollar çöktü.
Doğa insanoğluna ders veriyordu.
Peki, bu ders bizim aklımızı başımıza getiriyor muydu?
Milyarlarca dolar harcanan Karadeniz çevre yolu yapılırken çevrecilerin çığlığını duymuş muyduk?
Oy peşinde olan siyasetçilerimiz, çevrecilerin tüm uyarılarına kulaklarını tıkamış, medyanın yayınlarını görmezden gelmişti.
Ormanlarımızı, Hazine alanlarımızı birilerine peşkeş çekmek, yeni varsıllar yaratmak Türkiye’nin son 50 yılına damgasını vurmuştu.
Tarım ve yeşil alanlara imar izni veren yerel yönetimler ve imar affı çıkararak kaçak inşaatlara tapu veren düşünce, dün olduğu gibi bugün de aynı yolu izliyordu.
Ören’de (Burhaniye) Kulüp Orient tesislerinde Birsel ve Cano’yla sohbet ederken elime Almanya’nın en önemli turizm dergilerinden “fvw”yi tutuşturdular.
Dergide, kış ayları için turizm rezervasyonları (Kanarya Adaları, Mısır, Tayland, Maldiv Adaları, Dominik Cumhuriyeti, ABD, Almanya, Küba) yüzde 10-39 düşüş gösterirken Türkiye yüzde 1 artış gösteriyordu.
Demek ki Türkiye bir turizm ülkesi olabilirdi, biraz çaba gösterilse...
Kulüp Orient, yedi ay süreyle açık kalıyor Ören’de ve hep dolu...
Geo Saison dergisi tarafından Avrupa’nın en iyi 100 otelinden ikisi Türkiye’den seçildi.
Bunlar Kulüp Orient ve Bodrum Casa del Arte.
***
Ören’in hemen yanı başında Akçay’ın komşusu Güre beldesine gittiniz mi bilmem?
Güre, yazın 50 bin, kışın 5 bin nüfuslu bir belde...
CHP afaroz ettiği için bu dönem bağımsız aday olarak (belediye meclis üyeleri ÖDP’li) seçimleri kazanan Belediye Başkanı Kamil Saka, termal turizmin önderlerinden.
Binlerce yıllık antik hamamın kazısını sürdürürken yanı başına bir otel, Güre’ye de amfitiyatro yapmış.
Mitolojide güzellik tanrıçası Afrodit’in cüzam hastalığına yakalandıktan sonra, eski güzelliğine İda’nın (Kaz Dağları) kaplıcalarında kavuştuğu anlatılır.
Kaz Dağları’nın eteklerindeki doğa harikası Güre’nin kıyı kesimi de var.
Zeytin ve şifalı suların merkezi olan Güre, beş bin yatak sayısına ulaşmış.
Yıllar önce okuduğum ilkokulu onarıp müze haline getirmiş üstelik...
Bir de spor salonu yapmış ki görülmeye değer.
Güre kız basketbol takımı maçlarını yeni salonda oynayacak...
Biliyorsunuz, Kaz Dağları “çokuluslu altın avcıları”na teslim edildi.
Edremit Körfezi özel koruma altına alınmalı akciğer hastaları için!
Tam tersi yapılıyor AKP iktidarı tarafından!
Maden Yasası’na hükümet “Kaz Dağları ayarı” yapıyor...
Ulusal Park niteliğindeki alanlarda altın arama çalışmalarına karşı çevrecilerin eleştirilerinin önüne geçmek için bir kılıf bulundu:
“Bilimsel ve teknik değerlendirme!”
Bu ne anlama geliyor?
Çevrecilerin seslerini kesmek, bilimsellik ve teknik çalışma maskesiyle işleri eskisi gibi yürütmek!
***
Efemçukuru’nda üzüm bağları kamulaştırıyor “çokuluslu altın avcıları” için.
Bakanlar Kurulu bölgede kamulaştırma kararı aldı.
Siyanürle altın üretilecek...
Üzümcülük ve dolayısıyla şarapçılık ölecek!
Türkiye’de hukukun üstünlüğü ilkesi çiğneniyor.
Türkiye deniz, güneş, tarih ve kültür turizmine önem verse dünyada bir numara olur.
Tunceli’de Munzur’un üzerinde kara bulutlar dolaşıyor... Tarih ve kültür yok ediliyor...
Niğde’de aynı durum söz konusu...
Kamil Saka ve Murat Narin’le serin bir akşamüstü Güre kaplıcalarında çaylarımızı yudumlarken çocukluk yıllarımı anımsıyorum.
Bu yıl zeytin de bol körfezde... 15 gün sonra hasat toplanmaya başlanacak.
Alman turizm dergisi “fvw” Türkiye’ye övgüler düzerken biz dağlarımızı, ovalarımızı, ormanlarımızı yabancılara peşkeş çekiyor, balık çiftlikleriyle, atıklarla denizlerimizi kirletmeyi sürdürüyoruz.
Haydi yanıt verin: “Turizm mi, siyanür mü; Afrodit mi, altın mı?”
HİKMET ÇETİNKAYA
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Cumhuriyet 29.09.2009
|