Alonso İle Çevre, Küresel İklim Değişimi Ve Biyoyakıtlar (Gisela ALONSO ile Röportaj/Express ) Yazdır E-posta
Cumartesi, 30 Haziran 2007
Küresel ısınmaya karşı dünya çapında bir hareketlenme gözleniyor. Çevreci organizasyonlar Kyoto Protokolü’nün kapsamını genişletmeye çalışırken, hükümetler artık somut önlemler almak zorunda olduklarını anladı. Ama atmosfere salınan sera gazlarını azaltırken oluşabilecek başka zararlardan kaçınmak gerekiyor. Şeker kamışı, mısır, soya gibi tarımsal ürünlerden üretilen biyoyakıtların petrole oranla atmosfere daha az zarar veren alternatif olarak belirmesi bir yarar-zarar tartışması başlattı. Latin Amerika’da Küba ve Venezüella, biyoyakıtlara öncülük eden Brezilya ve öteki güney ülkelerine karşı eleştirel bir tavır aldı. Küba Çevre Dairesi Başkanı Dr. Gisela Alonso Dominguez, küresel çevre sorunların yanı sıra ülkesinde yaşanan deneyimi de aktarmak üzere hazır buradayken konuyu tekrar gündeme getirdik. Ankara’da yapılan TMMOB Çevre Sempozyumu’na katılmadan önce İstanbul’da Yıldız Üniversitesi’nde bir konferans veren Alonso’yla kısa bir mülakat yaptık.

“Yeni bir pazar inşa etmeliyiz”

Biyoyakıt küresel iklim değişimine etkili bir alternatif olabilecek mi?

Enerji dünyanın en önemli problemlerinden biri. Özellikle BM tarafından organize edilen toplantılarda küresel iklim değişimine dair çok ciddi vurgular yapılıyor. Bilimadamları bizi bu konuda sürekli uyarıyor. Bana soracak olursanız, sorunun kökeni aslında gelişmiş ülkeler diye tabir ettiğimiz ülkelerin yaptığı aşırı tüketim. Geçen yüzyılın ortalarından beri gelişmiş ülkelerin yaptığı harcama ve tüketime baktığımızda şunu görüyoruz ki, esas olarak onların ortaya çıkardığı zararlı gazlar dünyayı tehdit ediyor. Küresel ısınmanın kökenlerine indiğimizde gördüğümüz şeyler de bu ülkelerden kaynaklanıyor.

Kişisel fikrim asıl çözümün şurada yattığı: Bu aşırı tüketimin kesilmesi, önüne geçilmesi ve aynı zamanda dünyada var olan yoksulluğun mümkün olduğunca yukarıya doğru çekilerek azaltılması. Enerji kullanımında çok kolay uygulanabilecek çözümler var aslında. Örneğin, ışıklandırma için kullandığımız ampulleri değiştirmek. Kyoto Protokolü’nün ilgili maddesi gelişmiş ülkelerin tüketimi mümkün olduğu kadar aşağıya çekmesini öngörüyor.

Biyoyakıt konusundaki tavrınız nedir?

Benim için bu “biyotüketilirlik” anlaşılması zor bir kavram, çünkü özellikle kuzey ve güneyi kıyasladığımız zaman ortada gerçekten yoksulluk ve açlık açısından ciddi bir fark olduğunu görüyoruz. Madem böylesi bir yoksulluktan söz ediyoruz, madem dünyanın durumu budur, kendimiz için bulamadığımız gıdayı nasıl olup da başka bir şeye çeviririz. Bu kimin yararına olacak? Bu söylediklerim başkumandan Fidel’in fikirlerinden temel alıyor ve elbette ülkemizde uyguladığımız anlayıştan. Enerji tüketimimizi azaltmaya, alternatif enerji kaynakları bulmaya çalışıyoruz. Küba’da özellikle güneş enerjisinden faydalanmaya çalışıyoruz, bunun yanı sıra petrolü de kullanıyoruz. Başka bir dikkat çekilmesi gereken nokta da şu ki; dünya topraklarının yüzde 40’ı yavaşça yok oluyor, tarıma elverişli toprak miktarı gitgide azalıyor. Erozyon önemsenmesi gereken bir nokta. Bir de, Afrika’da olduğu gibi, toprağın kullanıma açılamaması sorunu var. Peki burada çözüm ne? Daha fazla ormanlık alan yaratmak mı, daha fazla bio yakıt üretmek mi? Biliyorsunuz ki ormanlar dünyanın dengesi ve sürdürülebilirliği için çok önemli. Ormanı yok etmek o toprağı erozyona terketmek demek. Aslında soru şu; neden daha insancıl değiliz? Neden bireysel düşünmek yerine tüm insanlığın yararına bir şeyler yapmayı, herkes için fırsat eflitliği yaratmayı düşünmüyoruz? Bunları önce insan olarak söylüyorum. Çocuklarım ve üç torunum var, gelecekte mutlu yaşamalarını istiyorum.

Stern Raporu’ndan sonra çevre adına bazı olumlu gelişmeler yaşandı. Kuzeyin değişeceğine inanıyor musunuz?

Az önce öğrencilerle sohbet ederken söyledim; hayatta şunu öğrendim ki, insanın gönüllülüğü, bir şeyi yapma istenci bütün sorunları çözmeye yeter. Kimya okumuş, üzerine biyoloji doktorası yapmış bir bilimci olarak şunu söylüyorum, gerçekten elli veya yetmiş yıl içinde insan yaşamı çok zor noktalara gelecek. Küresel ısınma ne yapıyor? Çok daha şiddetli yaşanan doğal felaketler doğuruyor; uç noktalara varan sel felaketleri, denizin yükselmesi, kıyıların yok olması, yeni hastalıklar, v.b. Çünkü yaşam ortamları değişince mikroorganizmalar da mutasyona uğruyor ve farklı hastalıkların meydana gelmesine sebep oluyor. Bunun karşısında kuzeyden ya da güneyden olmanız bir şey değiştirmiyor. Dünyanın tümüne mâl olmuş bir sorun artık. Ayrıca şunu belirtmek gerekiyor ki, sorun kuzeyin insanlarında değil, hükümetlerinde ve mutlu bir hayat süren yüksek burjuvada. Olanları kınamıyorlar, düpedüz ilgilenmiyorlar. İyi koşullarda yaşayan insanlar, dünya nüfusunun yüzde 5’ini geçmiyor. Onları bir kenara bırakıp biraraya gelmemiz, örgütlenmemiz gerek. Bugün dünyada 6 milyar insanın biraraya geldiğini görüyoruz ve bundan etkileniyoruz. Peki, kolay mı? Hayır. Elbette kolay değil, hatta çok zor ve sebat gerektiren bir şey. Sesimizi mümkün olduğunca yükseltmemiz gerekiyor. Ancak bazı şeyleri başaramasak bile, birarada hareket ettiğimizde başarabileceğimiz çok şey var.

Sizce bu süreci hızlandırmak için yeni bir sosyalist stratejiye ihtiyaç var mı?

Bildiğiniz gibi, Küba şu anda Bağlantısızlar Hareketi’nin lideri konumunda. Birtakım ortak pozisyonlar arıyoruz. Bizler elbette sosyalistiz ve sosyalist olmaya devam edeceğiz, aynı zamanda sosyalist dostlarımız da olmaya devam edecek, ancak bunun sadece sosyalist ülkelerle çözülebileceğini düşünmüyoruz. Bu artık bir insanlık sorunudur. Her bir ülkenin bu bağlamda yaptığı çalışmaya sonsuz saygı duyuyoruz ve her türlü çevresel katkıya ve bunu destekleyen her ülkeye minnettarız.

Karşı tarafta kârının artırmak için genetiği modifiye edilmiş tohum kullanan bir tarım sektörü var. Piyasa ekonomisinin mantığı ters yönde işlerken bütün bunlar nasıl başarılacak?Hangi tür bir pazardan söz ediyoruz? Çok uluslu şirketlerin kurduğu bir pazar mı?

Evet, ben de değiştirmek derken tam da bunu kastediyorum zaten… Yapılması gereken yeni bir küresel pazarın inşa edilmesi. Farklı bir dünya, daha fazla eşitliğin olduğu, bundan daha iyi bir dünya için çalışmak gerekiyor. Ama öncelikle insanlara gıdayı garantilemeliyiz, yiyecek yemekleri olduğuna emin olmalılar.

Express Dergisi Sayı:73/ Haziran 2007

 
< Önceki   Sonraki >