Danıştay Bütün HES'lere Dava Yolunu Açtı Yazdır E-posta
Pazar, 16 Ocak 2011
Yeşılırmak Nehri üzerinde yapılması planlanan HES’ler ile ilgili ülkenin diğer yörelerindeki HES projeleri açısından örnek olabilecek bir hukuksal sonuç elde edildi. Danıştay, hakkında şimdiye kadar dava açılmamış HES’ler için de içtihat oluşturacak kritik bir karara imza atarak Türkiye’de hakkında şimdiye kadar dava açılmamış olan yüzlerce HES aleyhine dava açılabilmesinin yolunu açtı.

Amasya ve Tokat’ın ilçelerinde iki yıldan beri HES’lere karşı mücadele yürüten Yeşilırmak Çevre Platformunun çalışmaları sonucunda Taşova’ya bağlı Umutlu köyünde yapılmak istenen “Umutlu HES Projesi” hakkında Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 2007 yılında verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararı aleyhine 2009 yılında dava açılmıştı. Yöre köylerinin muhtarlarının yanı sıra, Taşova Ziraat Odası, Çılkıdır Köyü Sulama Kooperatifi ve yüze yakın köylü tarafından açılan dava Samsun 2. İdare Mahkemesinde görülmüştü. Mahkeme Belediye Başkanlığı ve Kaymakamlık tarafından “ÇED Gerekli Değildir Kararı”nın anons edildiği ve duyurulduğu, HES projesinin bulunduğu Umutlu Köyü Muhtarlığı tarafından da kararın köyün ilan panosuna asıldığı gerekçesiyle, 60 günlük idari dava açma süresinin geçtiği değerlendirmesini yaparak davayı süre yönünden reddetmişti. Kararın temyizinin ardından Samsun 2.İdare Mahkemesinin bu kararı, Danıştay tarafından bozuldu.

BÜTÜN BUNLAR KİMİN İÇİN?

Danıştay kararında; Tebligat Kanunu’na göre davacı olan yöre yurttaşlarına ÇED gerekli değildir kararı ile ilgili bir tebligat yapılmadığında hükmederek, dava açma süresinin HES projesinden yurttaşların haberdar olmasıyla başladığı kabul edildi.

Kararla ilgili Yeşilırmak Çevre Platformu Sözcüsü Fazlı Kuru imzasıyla yapılan açıklamada, “Belediye ya da köy camiinin hoparlöründen duyuru yapıldığı ileri sürülerek projelerden haberdar olduğumuz kabul ediliyor ve açılan davalarımız süre yönünden reddediliyordu. Bu şekilde dava açma hakkımız elimizden alınıyordu. Vatandaş daha “ÇED ne demek?”, “HES ne demek” diye sorarken, bir anonsla bu projeleri bilip öğrendiği, haberdar olduğu kabul ediliyor. Bu şekilde bizleri nasıl bir felaketin beklediği gözlerden kaçırılmaya çalışılıyor” denildi. “Devlet ve kamu kurumları, şirketleri korumak adına gereken bilgiyi halktan esirgiyor” diyen Kuru, “Daha kaç tane HES belasıyla uğraşacağımızı bilmiyoruz. Ama yaşam kaynağımız olan suyumuzu canımız pahasına da olsa sermayeye yağmalatmayacağımız bilinsin” sözleriyle kararlılıklarını ortaya koydu. Danıştay kararının yörede büyük sevinçle karşılandığını aktaran Kuru, inşaatı daha önce tamamlanan HES’ler, Yeşilırmak Nehri’ni yok etmeye başladı. Özellikle bu sene yaz aylarında toplu balık ölümleri yaşandı. Bu projeler yapılırsa burada artık yaşama ve geçimimizi insanca karşılama olanağımızın kalmayacağının bütün köylüler farkında. Bütün bunlar kimin için?” diye sordu.

Davanın Avukatı Ankara Barosu Üyesi Av. Mehmet Horuş da mahkeme kararı ve bundan sonraki hukuksal süreçle ilgili “Danıştay’ın bu kararı özünde yurttaşların adalete erişim hakkı önündeki önemli bir engelin kaldırılması anlamına gelmektedir” şeklinde yorumladı. Derelerin Kardeşliği Platformu da bu son gelişmenin ardından, Çevre ve Orman Bakanlığını gerçek bir hukuk devletinde olması gerekeni yapmaya; Türkiye’deki bütün HES projelerini durdurmaya çağırdı.

Özer Akdemir
15/01/2011 Evrensel

 
< Önceki   Sonraki >