|

EKOLOJİ KOLEKTİFİ TARTIŞMA ATÖLYELERİ 18 ve 24 KASIM'DA ANKARA'DA BAŞLIYOR Ekoloji Kolektifi tarafından her ay iki oturum şeklinde düzenlenecek tartışma atölyeleri 18 Kasım'da GDO Savaşları ve Özgürlükler Çağında Bilimin İktidarı, İktidarın Bilimi Atölyesi ile başlıyacak. 24 Kasım'da aynı yer ve saatte Kadınlar, Doğa ve Yoksullar. Şiddete Karşı Direnme Biçimleri Üzerine Düşünmek Atölyesi ile devam edecek olan Kasım ayı etkinlikleri, fiziki koşullar sebebi ile 20 kişilik katılım ile sınırlı olacak.
18 KASIM 2011 CUMA SAAT: 17.00- 20.00 YER: Ekoloji Kolektifi Derneği
GDO SAVAŞLARI VE ÖZGÜRLÜKLER ÇAĞINDA BİLİMİN İKTİDARI, İKTİDARIN BİLİMİ Moderasyon : Nazlı Ayhan, Fevzi Özlüer
Ekoloji Kolektifi Derneği İnkılap Sokak 26/4 Kızılay/ ANKARA
Çağrı metni : Aslında çok da yeni değil iktidarın bilime, bilimim iktidara can veriyor olması. Neredeyse birbiri içinde harmanlanıyor olması. En son örneği Tüba'da yaşanan atama krizi oldu kuşkusuz. Devlet eliyle, özerk bir yapı olan Tüba'ya yapılması planlanan atamalar devletin aslında kendi bilimini, bilim insanlarını oluşturmak için verdiği çabanın son göstergesi oldu. Yine son zamanda gün yüzüne çıkan wikileaks'ın cablegate belgeleri de özellikle gdo'lar konusunda neler döndüğünü, kimlerin kimlerden rüşvet aldığını, Tübitak, Bilim ve Teknik (bakınız : Darwin Yılı’nda yaşanan Evrim dergi kapağı krizi) gibi organların birilerinin kar hırsı adına nasıl rahatça kullanıldığını gösteriyor. Ne yazık ki tüm bunlar ne medyada ne de bilim insanları arasında yeterince konuşulmuyor ve tepki görmüyor.
Bilim nedir ? Bilim insanı kimdir, günümüzde ne kadar bağımsız ve nesneldir ? Bilim ve sermaye bir elmanın iki yarısı mıdır? Günümüz bilimi otoritelerden ve iktidarlardan bağımsız mıdır yoksa güdümlü, sanki bir nevi düzenin devamını sağlayacak çarpık ve eksik bilgiler bütünü müdür? Örneğin gdo'lar üzerinde çalışan bir biyolog, piyasanın patent genleri bağımsız çalışmalara izin vermezken o genler için "zararsızdır" diyebilir mi?
Gelin hep beraber tüm bu sorular ve cevapları üzerine düşünelim, tartışalım.
**
24 KASIM 2011 PERŞEMBE SAAT: 17.00- 20.00 YER: Ekoloji Kolektifi Derneği
KADINLAR, DOĞA VE YOKSULLAR. ŞİDDETE KARŞI DİRENME BİÇİMLERİ ÜZERİNE DÜŞÜNMEK. Moderasyon : Özgül Yahyaoğlu Ekoloji Kolektifi Derneği İnkılap Sokak 26/4 Kızılay/ ANKARA
Çağrı metni : Kadınlar, yoksullar ve doğa. Bu üç farklı başlık günümüz dünyasının en çok şiddete maruz kalan nesneleştirilen özneleri aslında.
Sokaklarda dayak yiyen, bilmem kaç bıçak darbesiyle sevgilisi tarafından öldürülen, tecavüze uğrayan, aşağılanan kadınlar, yargıya bile sığınamayan, erkek egemen hükümetin ve toplumun gölgesinde acılarını paylaşamayan kadınlar, Solaklı'da, Gerze'de, Ulukışla'da direnen, doğanın dili olan, suyunu, havasını korumak için canını dişine takan, birilerinin doyurul(a)maz enerji ihtiyaçlarının temel engeli olarak görülen çiftçiler, gençler, kadınlar ve aslında hep de yoksul olanlar...
Çoğumuzun onlara dair bildikleri ya gazetelerin 3. sayfalarından ya da bir ANA haber bülteni'nde geçen bir kaç dakikalık haberlerden. O kadar çok duyar olduk ki bu haberleri gün geçtikçe yadsımaya, duyarsızlaşmaya başladık... Bir yerden sonra da oturduğumuz şehrin, bulunduğumuz durumun rahatlığından mütevellit belki de, belki de sırf takip ettiğimiz köşe yazarlarından, kimilerimizin ağzından şu cümleler dökülmeye başladı : "Ben şiddete karşıyım, polisin copları ne kadar yanlışsa o köylünün attığı taş da o kadar yanlıştır." veya aynı düşünce tarzının bir başka biçimi "Tecavüzcüsünü öldüren kadın, neden öldürdün ki, yargı onun cezasını verirdi." Gerçekten her şey bu kadar sığ bir şekilde düşünülebilir mi? Dört bir yanınızdan pasif veya aktif düzeyde şiddete maruz kaldığınızda bu düşüncelere sahip çıkmak mümkün müdür ?
Gelin hep beraber hem kadına hem doğaya yönelik şiddetin had saffada olduğu bu dönemde, güncel konular üzerinden, şiddete karşı direnme biçimleri üzerine konuşalım, bildiklerimizi, deneyimlerimizi, düşüncelerimizi paylaşalım.
NOT: Etkinlikler ayda iki kez farklı ve güncel konularda Ekoloji Kolektifi Derneği’nde yapılacak olup katılım derneğimizin fiziki koşullarından ötürü 20 kişi ile sınırlandırılacaktır. Lütfen katılımınızı en geç 2 gün önceden
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresine mail atarak bildiriniz. Katılımınızın onaylandığına dair size geri dönüş yapılacaktır.
|