Hasta Güvenliğinde Liberal Mütehatlik: Esnek Çalışma (Kadir DADAN) Yazdır E-posta
Pazartesi, 21 Nisan 2008

Uluslararası Hasta Güvenliği Kongresinden İzlenimlerin Işığında Bir Yeni Liberal Müteahhitlik Hikayesi;Hasta Odaklı Kaliteli Sağlık Hizmeti Anlayışını İnşa Ederken Malzemeden Çalma: “Esnek Çalışma”   

Çalıştığım hastanede uygulanan Kalite Yönetim Sistemi uygulamalarının bir uzantısı olarak geçen ay içerisinde Antalya’da ikincisi düzenlenen Uluslararası Hasta Güvenliği Kongresine katıldım. Dünyanın dört bir yanından katılımcılar, konu hakkında deneyimlerini paylaştılar.

Alt başlıklar çok çeşitli de olsa, birkaç konu özellikle ön plana çıktı. Bunların başında hatalara yol açan beklenmedik olaylar ve bunların nedenleri gelmekteydi ki, iletişim sorunları ve çalışanların kuruma uyumu ve eğitimi, olguların yarısından fazlasında var olan iki bileşen olarak sıkça vurgulandı. Diğer üzerinde durulan konular arasında, ekip çalışması, kurum kültürü, kalite ve akreditasyon çalışmaları ön plana çıkanlardandı.

Kongre sırasında katılımcılar olarak yaptığımız bir tartışma, aslında tüm bu anlatılanları sorgulamamıza yol açtı. Öyle ki, bir kamu hastanesi yönetimindeki görevli kişilerden birisi, kadrolu yeni personel alımı yapılmadığı için, emekli olan bir erkek ameliyathane personeli yerine, eksikliği gidermek için taşeron temizlik şirketinden bir kişiyi ameliyathanede görevlendirdiğini, ancak son derece düşük ücretle çalışan bu kişinin, ameliyathanede çalışmanın gerektirdiği hijyen ve sterilizasyon kurallarına uyum sağlayabilecek bir nitelikte olmadığını dile getirdi. Onun ifadesine göre, aynı pozisyon için iki ay içinde üçüncü kişiyi denemesine karşın yine de başarılı olamamış. Tartışmaya katılan diğer kişiler, benzer durumların diğer kamu hastanelerinde de yaşandığını ifade ettiler. Özel hastanelerden gelenler, oralarda durumun daha vahim olduğunu dile getirdiler.

Tartışma ilerledikçe, hasta güvenliği açısından nasıl ciddi bir tehdit altında olunduğunu daha çok hissetmeye başladık. Konu genişledikçe başlangıçta dile getirdiğim kavramların altını oyan büyük bir sorunla karşı karşıya olunduğunu kavradık; Yeni liberal politikaların bir karakteri olarak hızlı personel değişimi.

Çalıştığım kuruma  dönüp baktığımda, son on yıl içinde personelin dörtte üçünün değiştiğini fark ettim. Üstelik bunların tamamı hizmet içi eğitim almışlardı. Bir eğitim hastanesi olarak asistan hekimlerin mezun oluşuna bağlı kısmen zorunlulukla gerçekleşen bu durumun oluşmasında, sağlık sektörünü derinden etkileyen siyasi kararlar baş rolü oynamaktaydı. Öyle ki, yemek, güvenlik, temizlik, danışma, veri giriş gibi hepsi hasta ve hasta yakınlarıyla doğrudan temasa dayalı hizmetler, bir yılı aşmayacak şekilde ihale ile taşeron şirketlere devredildi. Böyle olunca her yıl yeni şirketlerin ihaleyi kazanması nedeniyle zaten en fazla bir yıllığına sağlanabilecek personel sürekliliği, başlangıçta toplama bir takımın kurulmasının sonucu olarak ortaya çıkan uyum sorunlarının yanı sıra, ücret azlığı ve ödeme sorunları nedeniyle işi terk etmeler sonucu birkaç ay ile sınırlı kalmaktadır. Son dönemde laboratuar ve radyoloji hizmetlerinin de ihale yoluyla hizmet alımı şeklinde taşeronlara devredilmesiyle, süreç otelcilik hizmetlerinden yola çıkılıp, sağlık hizmetlerini kapsayacak şekilde genişlemektedir.

Öte yandan yeni alınan sınırlı sayıdaki personelle bir yıllık sözleşmeler yoluyla anlaşma yapılması da, personel sürekliliğini tehdit etmektedir. Bunlar bir yana meclis komisyonlarına sunulan kamu hastane birliklerine ilişkin yasa tasarısında yönetici kadronun da üç yıl için sözleşmeli olarak çalıştırılması öngörülmüştür.

Yukarıda belirttiğim üzere kongrede gündeme getirilen ana konulara dönecek olursak, yeni liberal politikalar çerçevesinde sağlık hizmetlerinde uygulamaya sokulan personel rejimi, paralel olarak gündeme getirilen hasta odaklı nitelikli sağlık hizmeti anlayışı için ciddi tehlikeleri içeriyor. Konulara göre açacak olursak; eğer personelinizin büyük bölümü bir yıl içinde değişiyorsa, doğru ve zamanında bir sağlık hizmeti için, onların arasında nasıl bir etkin iletişim kurabilirsiniz? Her yeni gelen personelin işe uyumu ve hizmet içi eğitimini sağlayana kadar geçecek sürede yapılacak hatalara karşı hastalarınızın güvenliğini nasıl sağlayacaksınız? Bir seneliğine hastanenizde çalışmaya başlayan birine, nasıl kurum kültürünü benimsetebileceksiniz? Hatta üç yıllığına kurumun yönetimine geçen birisine nasıl kurum kültürünü kurdurabileceksiniz? Size her başvurduğunda başka bir doktor, başka bir hemşire, başka bir personelle karşılaşan hastanızı, tedavisi için size bağlı kalmaya nasıl ikna edebileceksiniz? Personel rejiminizde ana belirleyiciniz ucuzluk ve değişebilirlik iken, nasıl kaliteli hizmet ve akreditasyona ilişkin çalışma yürütebileceksiniz? 

Bu sorulara sağlıklı yanıtlar bulmak olanaksız. Kongrede bulunan uluslararası katılımcılar da yanıt veremedikleri gibi, hasta güvenliği konusunda yaşanan sorunlara ilişkin yapılan bunca çalışmaya karşı fazla bir yol alamadıklarını açıkça itiraf ettiler.

Öte yandan “esnek çalışma”nın karşısında, merkezi karara ve çakılı kadroya dayalı bir personel rejimini savunmak da doğru değil. Özellikle yönetsel kademelerde musluk başlarının tutulduğu, atama ve yer değiştirmelerde siyasi kararların etkin olabildiği mevcut personel rejimi, iş güvencesi korunmak kaydıyla, karar süreçlerinin katılıma açık olarak ortaklaştırıldığı ve yerelleştirildiği, şeffaflık, seçilmişlik, değişebilirlik ilkelerini içerecek şekilde demokratikleştirildiği bir rejime dönüştürülmelidir. Gerek sağlık sektöründe olsun, gerekse diğer sektörlerde, çalışanların sürekliliği ve güvenliği ancak bu şekilde sağlanabilir.

Sonuç olarak hasta güvenliğini inşa ederken, çalışan güvenliğini de inşa etmek gerekiyor ki, zamana ve depremlere dayanıklı bir sağlık sistemine sahip olabilelim. Nasıl hasta hakları gelişmeden, hekim ve sağlık çalışanlarının hakları gelişemezse, hekim ve sağlık çalışanlarının hakları gelişmeden, hasta hakları da gelişemez.  
 

Kadir Dadan, Halk Sağlığı Doktoru, 20 Nisan 2008

 
Sonraki >