'Hasta Olmak İçin Bütün Koşullar Hazır' Yazdır E-posta
Çarşamba, 03 Ekim 2007
Van'da 10 yıldır su götürülmeyen Beyüzümü Mahallesi halkı çocuklar başta olmak üzere salgın hastalık riskiyle karşı karşıya. AB fonlarıyla eş dost müteahhitleri zengin eden AKP'li Belediye, iş Beyüzümü Mahallesi'ne gelince döşeyecek boru bulamıyor. Van’ın Beyüzümü Mahallesi’nde uzun yıllardır sular akmıyor. Şehir merkezine sadece 15 dakika olan mahalledeki susuzluğun nedeni kesinti değil, mahallenin şehir şebekesiyle bağlantısının olmaması.

Van’ın merkezine yaklaşık 15 dakika uzaklıkta bulunan Beyüzümü Mahallesi bundan yaklaşık on yıl öncesine kadar köy olarak geçiyordu. Doksanlı yıllarda boşaltılan köyler sonrasında çevreden gelen göçlerle birlikte kentin hacminin büyümesiyle bu köy de bir mahalle oldu. Ancak ülkenin dört bir yanında bulunan köylerle paylaştığı kaderi değişmedi. Mahallenin yolları olmadığı gibi suları da akmıyor. Çünkü şehir şebekesi ile bağlantısı yok.

Üzerinden yaklaşık 15yıl geçmiş olmasına rağmen sular hâlâ akmıyor. Şebeke ile bağlantı hâlâ kurulmuş değil ve mahalle sakinleri Van’ın AKP’li belediyesinin bu konuda yakın vadede bir şey yapacakmış gibi durmadığını söylüyor. Mahallede bulunan bir depodan dağıtılan suyun evlerde günde ancak yarım saat aktığı ifade ediliyor. Mahalleye itfaiye aracı ile su dağıtılıyor. Mahalleliler gülerek ana yollarının geçen yıl asfaltlandığını belirtip, “belediyenin hakkını yemeyelim” diye ekliyorlar.

“Kazması bizden borular sizden”
Mahallede bulunan Beyüzümü İlköğretim Okulu’nda yaşananlar ise tam anlamıyla ibret verici. Mahalledeki susuzluktan nasibini alan İlköğretim Okulu yaklaşık on yıldır okulun sularının akması için uğraş veriyor. Ancak pek sonuç alınamamış durumda. Her öğretim yılı başında Valilik ve Milli Eğitim görevlilerinin gelip raporlar tutmasına ve okul yöneticilerinin şehir şebekesine bağlanmak konusundaki ısrarlarına rağmen borular nedense döşenmiyor. AKP’li belediyenin öne sürdüğü sebep ise çok ilginç. Belediye ancak yeri kazma işini yapabileceğini, boruların döşenmesini okulun kendisinin halletmesi gerektiğini söylüyor. Bunun üzerine öğretmenler ve veliler maddi katkı koyarak bu sorunu kolektif bir çabayla çözmeye girişmişler. Ancak bu çaba da sonuca ulaşılmasını sağlamamış çünkü geçtiğimiz yıl boyunca toplanabilen para 80 YTL civarında kalmış. Mahalledeki bazı ailelerin koyabildikleri katkının en fazla 25 kuruş olduğunu söyleyen bir veli, buradan bir hesap yapıp okula kadar boru döşenmesinin yuvarlak bir hesapla 50 ila 75 yıl arasında bir zaman alacağını söylüyor.

“Borular sizden kazması bizden”
Mahallede olduğu gibi okulda da sular itfaiye tedariki ile günde en fazla yarım saat akıyor. AKP’li belediye yüzünden susuz kalan ve yaşanabilecek salgın hastalıkların farkında olan öğrencilerin dile getirdiği çözümse durumu gayet güzel özetliyor: “Madem paramız yetmiyor, o zaman haftasonları çalışıp yeri kazma işini biz yapalım, belediye de gelip boruları döşesin.”

Mahalleden ayrılırken bir emekçi Avrupa Birliği projeleri ve fonları ile içli dışlı olan Van Belediyesi’nin kârlı yatırımların peşinde koştuğunu, eş dost müteahhitleri zengin etmeyi görev edindiğini ve yolsuzluk iddialarının ayyuka çıktığını söylüyor.


Beyüzümü İlköğretim Okulu'nda çalışan bir öğretmen okulun durumunu anlattı...

Milli Eğitim Bakanı devlet okullarının sorunları gündeme geldiğinde ödenek yok diyor ama sıra vakıf okullarına gelince kaynak aktarmak konusunda bir sıkıntı yaşanmıyor. Öğrencilerin, velilerin, okul idaresinin tüm çabasına rağmen hükümetin ve ilgili makamların umursamazlığı nedeniyle 10 yıldır aşılamayan susuzluğu Beyüzümü İlköğretim Okulu'ndaki bir öğretmenden dinledik.

Kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?
Tabii ki... 2006 yılında eğitim fakültesini bitirdikten sonra aynı yıl KPSS’ye girdim. Yeterli puanı alamadığım için atamam gerçekleşmedi. Bir sonraki sınav sonucunda ise Van’ın Beyüzümü İlköğretim Okulu’na atamam yapıldı.

Biraz okulunuzun bulunduğu çevreden söz edebilir misiniz?
Beyüzümü aslında Van’ın merkezine 10 dakika mesafede, eskiden köy, şimdi Van’ın bir mahallesi olarak geçen bir yerleşim bölgesi. Mahalle sakinleri daha çok bölgedeki sorunlardan dolayı zorunlu olarak göç etmek zorunda kalan insanlar. Bu da tabiî ki bütün göç alan bölgelerde yaşanan sıkıntıların burada da görülmesine neden olmakta.

Bu sıkıntıları kısaca özetleyebilir misiniz?
En başta işsizlik tabiî ki… Bunun sonucunda diğer bütün sorunları sıralayabiliriz; eğitimsizlik, altyapı sorunları, sağlık hizmetlerin yetersizliği ve bunun gibi pek çok şey.

Peki bir eğitimci olarak okulunuzdaki sorunları bizimle paylaşabilir misiniz?
Aslında okulumuzun sorunları burada sıralamakla bitmez. Ama size en güncel ve belki de en önemli sorunumuz olan sularımızın olmamasından bahsedebilirim kısaca. Okulumuzun su sorunu aslında yeni bir başlık değilmiş, okulumuzun açılmasından bu yana yaklaşık 10 yıldır var olan ama bir türlü çözülemeyen basit ama bir o kadar “imkânsız” bir sorun. Benden daha önce atanan öğretmen arkadaşlarla yapmış olduğum sohbetlerde aslında her yıl yetkililerin okulumuza gelip gereken raporları tuttuklarını ve bu işin aslında çok basit bir sorun olduğunu ve en kısa zamanda çözeceğiz demelerine rağmen nedense iş ödenek çıkartma bölümüne gelindiğinde meselenin hemen rafa kalktığını aktardılar.

Şu anda okulunuzun su ihtiyacı nasıl karşılanıyor peki?
Taşıma suyla değirmen dönmez denilir ya işte bu atasözüne inat bizim okulumuzda taşıma su ile bu sorun öteleniyor. Her sabah itfaiye gelip okul deposuna bir miktar su boşaltıyor. Bu su da sadece ilk dört ders idare ediyor sonrası malum kokan tuvaletler, tozlu sınıf ve koridorlar. Yani hasta olmak için bütün koşullar hazır ve öğrencilerimizi bekliyor. Bu manzara içerisinde devletimiz tabiî ki sağlımızı düşünüyor, deposunda su olmayan okulun su deposunu klorlamak üzere sağlık memurunu gönderiyor! Bunun üzerine “Allah devletimize zeval vermesin” diye bütün öğretmen arkadaşlarla duaya çıkıyoruz okul bahçesine.

03/10/2007
sol
 
< Önceki   Sonraki >