|
Fethiye İlçesi Göcek Beldesi Karacaören Köyü Kızıldere Çayı ve mevkiinde yapılması planlanan HES projesine karşı uzun süredir mücadele yürüten yöre halkı, bu sefer de kar hırsıyla yöreye her türlü sosyal, kültürel ve ekolojik yıkımı reva gören şirketin menfaatine hareket eden kurumlar ve müdürleri ile karşı karşıya.
Kızıldere Çayı ve mevkiinde yapılması planlanan Erikoğlu-Keserali HES projesi ile sularına göz dikilen köylüler, kendilerini yasal yollardan savunmak adına, ilk önce bölgede yapılan 1/1000 ölçekli uygulama 1/5000 nazım imar plan değişikliğini mahkemeye taşımış, hemen ertesinde Devlet Su İşleri’nin Eres Enerji Dağıtım A.Ş. ile yapmış olduğu su kullanım hakkı anlaşmasının iptali için dava açmışlardır. Son olarak da şirketin üretim lisansının iptali için Danıştay’a başvurmuşlardır.
Yasal süreç devam ederken, bölgede ağaç kesimi yapılmaya başlanmıştır. Yöre halkı, gerek iç hukukta gerekse uluslararası anlaşmalar ile koruma altına alınan doğa varlıkları hakkında hazırlamış oldukları raporu derhal ilgili kurumlara göndererek, korunması gereken anıt ağaçların tespit edilmesini, diğer ağaç türleri ile doğal dengenin korunması adına her türlü tedbirin alınmasını talep etmiştir.
Yöre halkı, bu süreç içerisinde bölgeyi yalnız bırakmamış, defalarca alanda kamp kurarak, HES projesinin yapılmaması için seslerini duyurmaya çalışmıştır. Kendi topraklarından ve kendi sularından söküp atılmak istenen köylüler, HES karşıtı mücadelelerini yürütürken birçok kez şirket çalışanları ve güvenlik güçleri ile karşı karşıya kalmışlardır.
Diğer taraftan, köylülerin, ağaç kesiminin durdurulması için Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü’ne yapmış oldukları başvuru kabul edilmiş, Müdürlük kuruluş amaçları doğrultusunda 10.8.2011 tarihinde verdiği bölgede anıt ağaç ve sığla ağacı varlığı sebebiyle yapılacak her türlü faaliyetin durdurulması yönünde karar vermiştir.
Müdürlükçe verilen durdurma kararı sonrasında oluşan sevinç kısa sürmüştür. Zira, durdurma kararını vermiş olan Müdürlük 22.8.2011 tarihinde almış olduğu karar ile hatta önceki vermiş olduğu kararı dahi geri almadan, 648 Sayılı KHK kararname hükümlerince artık Kültür ve Tabiat Varlıklarının Koruma Kurulu’nun yetkilerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devredildiğini, böyle bir çalışmanın bakanlıkça yapılacağını bildirmiştir.
Verilen karar ülkemizde ekoloji alanında var olan hukuksuzluğun son örneğidir. 17.8.2011’de yayımlanan 648 sayılı KHK aynı tarih itibariyle yürürlüğe girmiştir. 648 sayılı KHK’nın ilgili hükümleri gereğince, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun, yetkilerinin sonra ermesinden önce vermiş oldukları kararların geçerliliğinin devam edeceği açıktır. Tüm yetkileri ortadan kalkmış Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nca, kararnamenin yürürlük tarihinden sonra verilmiş olan 22.8.2011 tarihli karar yok hükmündedir. Verilmiş olan ikinci karar, HESçi şirkete fiilli durum yaratmak adına yanlı ve haksız olarak verilmiştir. Neticesinde şirket çalışmalarına kaldığı yerden devam etmektedir.
Geç işleyen yargı sistemi, şahsi menfaatlerin tatmini adına sürekli değişen kanunlar, bu kanunları halkın ve doğanın menfaatine değil de şirketlerin menfaatine uyacak şekilde yorumlayan ve bu yönde her türlü hukuksuzluğa imza atmaktan kaçınmayan yöneticiler yüzünden bölgede, doğa katliamı yaşanmaktadır.
Yurdun birçok yerinde bu ve buna benzer durumların uzun zamandan beri devam ede gelmektedir. Ekolojik yıkımın gelecek dönem içerisinde de mevcut, mutlak kar amaçlı politikalar ile devam edeceği de açıktır. Derhal doğa ve insan merkezli bir planlama ile su kaynaklarının tüm canlıların ortak kullanımına geri verilmesi gerekmektedir. Aksi takdir de ne yaşanabilinecek bir dünya ne bir nefes alacak temiz hava ne de yaslanacağımız tek bir ağaç kalmayacaktır.
Bu sebepler ile bizler direnen Karacaören- Kızıldere köylüleririn yanındayız
Direniş İnsanı Özgür Kılar
Ekoloji Kolektifi
|