|
TMMOB, Rize'nin Gündoğdu beldesinde 14 kişinin yaşamını yitirdiği felakete ilişkin hazırladığı raporda, denizin doldurularak Karadeniz Otoyolunun yapılması sonucunda doğal drenaj ağlarının kapatılmasının etkisine işaret etti.
Rize'de Gündoğdu beldesinde 26 Ağustos'ta meydana gelen ve 14 kişinin heyelan felakatine ilişkin TMMOB'un hazırladığı rapor tamamlandı.
HÜKÜMET: TAKDİR-İ İLAHİ
TMMOB heyetinin bölgeye yaptığı incelemelerin ardından hazırladığı raporda, hükümetin afet olayını "takdir-i ilahi" olarak kabul ettiğini ancak afetin olmasında denizin doldurulmasıyla yapılan Karadeniz yolunun etkili olduğu kaydedildi.
Raporda selin etkin olduğu ve can kayıplarının yaşandığı bölgelerde yerleşim alanlarının genellikle vadi kenarlarında yer alan küçük alüviyal düzlüklere kurulduğu, bazı kuru dere yataklarının da yapılaşma amacıyla kullanıldığı tespit edildiği kaydedildi.
Raporda selin şöyle meydana geldiği belirtildi: "Ayrıca eski kıyı çizgisinde yer alan yapılar ile denizin doldurulması sonucu oluşan alanların yerleşime açılması ve bu yerleşim alanları ile deniz arasına yapılan Karadeniz Otoyolunda yüzeysel drenaja yeteri kadar imkan tanıyan sanat yapıların (köprü, menfez, açık drenaj kanal ve barbakanların) yapılmamasından dolayı karayolu; deniz ile yol gerisinde yer alan yapılar arasında sedde görevi görmesine neden olmuş, bu durumda çay fabrikasının bulunduğu alanlarda sel sularının 6-7 m. yükselmesine neden olmuştur."
KARADENİZ SAHİL YOLU ETKİLİ OLDU
TMMOB raporunda can ve mal kayıplarına neden olan afetin; iki şekilde geliştiği belirtildi. Şöyle denildi: "Topografik olarak eğimin yüksek olduğu yamaçlar ile vadi kenarlarında yer alan yerleşmelerin heyelan olayından etkilendikleri, vadi ve dere ağızlarında yapılan konutlar ile denize paralel olan sahil bölgesinde ise; denizin doldurularak Karadeniz Otoyolunun yapılması sonucunda, doğal drenaj ağlarının kapatılması veya doğal drenajın yetersiz hale getirilmesi nedeniyle de belde ortasından geçen caddenin altında kalan bölümlerde ise sel baskınının olduğu görülmüştür."
AFET SONRASI YARA SARMA POLİTİKASINDAN VAZGEÇİLSİN
Raporun Sonuç bölümünde
"Ülkemiz gerçekliği açısından bakıldığında Karadeniz bölgesinde her yıl farklı illerde tekrarlanan bu durum bu yılda Rize-Gündoğdu’da meydana gelmiştir. Siyasi iktidar, meydana gelen bu durumdan dersler çıkaracağına bu afet olayı da 'takdir-i ilahi' olarak kabul edilmiş ve her afet olayından sonra olduğu gibi çözüm üretmek yerine yara sarma politikaları gündeme getirilerek TOKİ tarafından ağır hasar gören konut ve işyeri sahiplerine konut ve işyerleri yapılacağı ifade edilmiştir" tespitine yer verildi.
Raporda, Türkiye’nin de katıldığı Kobe Konferansı'nda kararları alınan Hyogo Eylem Planı politikalarına göre "afet sonrası yardım ve yara sarma politikalarının" terk edilmesi gerektiği vurgulandı.
AFETLERİN KADER OLMAKTAN ÇIKMASI İÇİN
Raporda "Afetlerin kader olmaktan çıkarılması amacıyla, Karadeniz Bölgesi özelinde heyetimizce uluslararası temel kabullerden de destek alınarak yapılmış olan doğrudan tespitlerin hayat bulması için çaba sarf edilmelidir" denildi. Raparda yer verilenr tespitlerden bazıları özetle şöyle:
-Ülkemizin yerleşme ve kentleşme politikaları yeniden düzenlenmeli.
-Ülkemizi etkileyen doğal afetler risk (deprem, heyelan, sel baskını, çığ v.b) alanları tespit edilmeli, ülkesel, bölgesel ve yerel düzeyde etkili olabilecek afetlere karşı, afet risk haritaları hazırlanmalıdır.
RİSK HARİTALARI ÇIKARILSIN
-Her tür plan ölçeğinde; doğal afetlerden sakınım planlamasının gereklerine uygun, risk haritaları ile bölgesel ve yerel düzeyde elde edilen jeolojik- jeoteknik veriler, yağış, topografik eğim gibi bilgiler de elde edildikten sonra yerleşime uygun alanlar tespit edilmelidir.
-Yerleşime uygun olmayan alanlar yapılaşmaya kapatılarak yoğunluk taşımayan kentsel sosyal donatı alanları için kullanılmalı, yapılaşma açısından uygun alanlar ise doğa ile uyum içinde insan yerleşimlerine izin verecek şekilde planlanmalı ve plan olmaksızın hiçbir alan yapılaşmaya açılmamalıdır.
DERE YATAKLARI KAPATILMAMALI
-Son afetin yaşandığı alanın dışında, Trabzon ve Rize kent merkezinde bir çok dere yatağının kapatılarak yüksek yoğunluklu yapı alanları olarak kullanılmaya başlandığı bilinmektedir. Karadeniz bölgesi yağış alışkanlıkları bilindiği halde yapılan ve yapılmakta olan bu uygulamaların gelecekte, nüfusun çok daha yoğun olduğu bölgelerde de yaşanması çok daha büyük can ve mal kayıplarına da yol açacağı açıktır.
Bu nedenle; bölgede özellikle kentler içinde yer alan altyapı ve üst yapı tesislerinin (Karadeniz Otoyolu gibi) afete neden olmasının engellenmesi amacıyla; açık dere ve çay yatakları kapatılmamalı, akış ortalamaları gözetilerek mevcut haliyle kapatılmış dereler için doğal drenaja imkân verecek şekilde menfez vb. alt yapılar gözden geçirilerek, gerekli olanlar yeniden inşa edilmelidir.
DERE YATAKLARI YERLEŞİME KAPATILMALI
-Doğal drenaj alanları, dere ve çay yatakları kesinlikle yerleşime kapatılmalıdır.
-Son afette bir kez daha görüldüğü gibi; deniz doldurma yoluyla alan elde edilmesi halinde yalnızca karasal alanlarda değil, aynı zamanda deniz oşinografisinde de insan eliyle yaratılan müdahaleler bölge ekolojisi ve coğrafyasında zincirleme köklü değişikliklere neden olmaktadır. Bölgeye ilişkin böylesine köklü yapılaşma kararları oluşturulurken ÇED çalışmalarının yanı sıra Doğal Afet Etki Değerlendirme çalışmaları yapılmaksızın yapılaşma kararları alınmamalıdır.
-Karadeniz Bölgesi gibi; heyelan, akma, kaya düşmesi, devrilme gibi jeolojik tehlike ve riskler ile çığ, sel baskını gibi meteorolojik olayların neden olduğu alanlar ile yüksek eğimli alanlar yapılaşmaya kapatılmalıdır.
-Bölgesel bitki dokusunu bozan ve tahrip eden uygulamalardan kaçınılmalı ve kentsel yerleşim alanları içinde çay ekim alanları sınırlandırılmalıdır.
Etkin Haber Ajansı-13-10-2010
|