Hopa Davası Ertelendi Yazdır E-posta
Perşembe, 15 Eylül 2011
Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Hopa tutukluları davası 26 Eylül 2011 tarihine ertelendi. Hopa tutukluları yaşam hakkını bir kez daha savunarak, Hopa olaylarında sorumlu arayanların aynaya bakması istediler.
Hopa olaylarından sonra tutuklanan ve "örgüt propagandası yaptıkları" iddiasıyla yargılanan 7 kişinin yargılandığı dava yapılan savunmaların ardından savcının mütala hazırlamak için ek süre istemesinin ardından 26 Eylül 2011 tarihine ertelendi.

Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşması Hopa tutukluları Ali Aksu, Görgü Demirpençe ve İbrahim Aksu'nun ardından İdris Akbıyık,ESP PM üyesi Önder Öner ve Şafak Ustabaş'ın savunmalarıyla devam etti. Hopa tutukluları savunmalarında yaşam hakkını savundukları için hukuksuz bir biçimde tutuklandıklarını ifade ettiler.

POLİSTEN İŞBİRLİĞİ TEKLİFİ
Suçlamaları kabul etmeyen İdris Akbıyık polislerin kendisini tehdit ettiğini ve serbest bırakılması için üç kişi hakkında ifade vermeye zorlandığını söyledi. Serbest bırakıldığını söyleyen 5 polisin kendisini bir odaya alarak işbirliği teklif ettiğini anlatan Akbıyuk, “Bana ağır cezada yargılanacaksın. Dediklerimizi söylersen, taş attığını ve eylemi kimin organize ettiğini söylersen bırakılsın dediler. Ben eylemi kimin düzenlediğini bilmiyorum ki. Ali Aksu, Taylan Kaya ve Kamil Ustabaş'ın üzerine ifade vermeyi reddettiğim için tutuklandım” dedi.

'EŞKIYA ARAYANLAR AYNAYA BAKMALIDIR'
ESP PM üyesi Önder Öner savunmasında, “Buradaki yargılama söz, eylem ve örgütlenme özgürlüğünedir” dedi. “Sorumlu arayanlar aynaya bakmalıdır” şeklinde konuştu.

Hopa halkının isyan ettiği sorunlarına ilişkin taleplerini Başbakan'a iletmek için toplandığını söyleyen Öner, “Hopa halkının eylemi devlet terörüyle bastırılmak istendi. Metin Lokumcu polis saldırısıyla yaşamını yitirdi. Asıl Başbakana neden bu halkı dinlemenin diye sorulmalıdır” şeklinde konuştu.

Sorumlu aranacaksa halka eşkıya diye hitap eden Başbakan Erdoğan, emniyet müdürü ve polislerin isminin dava dosyasına yazılması gerektiğini söyleyen Öner şunları söyledi: “Söz söyleyen, kitap okuyan, özgürlük isteyen herkes eşkıyadır bu durumda. Hak arayan öğrenciler, kadın cinayetlerine karşı duran kadınlar, anadil isteyen Kürtler, öğretmenler eşkıya ilan edilmiştir. Asıl antidemokratik olan Başbakan ve yetkililerin tutumudur. Eşkıya arayanlar aynaya bakmalıdır.”

Erzurum savcılığının görevsizlik kararında Hopa'daki eylemi demokratik bir eylem olarak yer aldığına fakat bugün yargılandığı davada yasadışı örgüt propagandası yapıldığı iddia edildiğine dikkat çeken Öner, “Bu çelişkiler iddianın yersiz olduğunu gösterir” dedi.

Öner, Bağımsız Milletvekili adayı Birsen Kaya'nın basın danışmanı olarak Hopa bulunduğunu da söyledi.

Öner son olarak “Yasadışı örgüt propagandası olarak cenazeye katılanlara böyle bir isnatta bulunuluyor, oysa ki burada tutuklu bulananlardan üç kişi cenaze esnasında gözaltındaydı” şeklinde konuştu.

Şafak Ustabaş savunmasında eyleme katılmadığını, yasadışı örgütle ilişkisinin olmadığını söyledi.

'İDDİANAMEDE YER ALAN İBARELER YANLI'
Hopa tutuklularının savunmalarının ardından Avukatlar adına söz alan Meriç Eyüboğlu, Hopa'daki ilk polis müdahalesi başladığında AKP mitinginin başlamadığını, Başbakan Erdoğan'ın da Hopa'ya gelmediğini hatırlattı, AKP'nin mitingi alanıyla Hopalıların toplandığı alan arasında karayolu bulunduğunu belirtti. İddianamede yer alan pankartların AKP'lileri kışkırttığı yönündeki ibarelerin yanlı olduğuna işaret eden Eyüboğlu, Metin Lokumcu'nun polisin gaz bombalı müdahalesi sonucu yaşamını yitirmesinin ardından Hopalıların öfkesinin arttığını kaydetti.

'GAZ BOMBASI ÖLDÜRÜYOR'
Gaz bombalarının şaka olmadığını, kimyasal madde olduğunu ve insanları öldürüldüğünü belirten Avukat Meriç Eyüboğlu şunları söyledi: “1 Mayıs 2007'de de 75 yaşındaki İbrahim Sevindik yoğun gaz bombası nedeniyle yaşamını yitirdi. Sistematik ve yoğun gaz ölüme neden oluyor. Kimyasal gazlar bunlar. Türk Tabipleri Birliği de bunları söylüyor.”

Anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı olarak basın açıklaması, ifade özgürlüğü ve düşüncelerini ifade etme hakkının ihlal edildiğine işaret eden Eyüboğlu, “Eğer o eyleme polis saldırmasaydı bunların hiçbiri olmamış olurdu” şeklinde konuştu.

'YAŞANANLAR SİNİR SIKIŞMASI'
Avukat Özlem Gümüştaş ise, davanın düşünce özgürlüğüne tahammülsüzlük olduğunu belirterek, “Bu dava hiç açılmamalıydı” dedi.

Erzurum'daki dava kapsamında tutukluluk bulunmasa bile, süren davanın yargılamanın üzerinde gölge olduğunu söyleyen Avukat Gümüştaş, yaşananları sinir sıkışması olarak değerlendirdi.

'YARIN BAŞKALARIDA YARGILANABİLİR'
Avukat Kazım Ergut Güzel, 2010 yılında verilen bir AİHM kararını hatırlattı. Abdullah Öcalan lehine atılan sloganın ifade özgürlüğü olarak değerlendirildiğini söyleyen Güzel, AİHM kararını mahkemeye sundu.

Avukat Ali Koç ise, “Yüzünü kapatan bir adamın hangi örgütün propagandasını yaptığı nasıl anlaşılır” diye sordu. Dev-Genç'in 12 Eylül öncesi yasal bir dernek olduğunu söyleyen Koç, '70'ler dönemine ait sloganlarla bugün yargılama yapılmasını eleştirdi. “Yasalar değişti. Tarihe bakarak yargılama yapılacaksa yarın öbür gün Pir Sultanı ananlar da Osmanlı'ya karşı gelmekten yargılanabilir” diye konuşan Avukat Koç, yasadışı örgüt olarak gösterilen Dev-Genç'in yöneticisi olan Ertuğrul Kürkçü'nün bugün milletvekili olduğunu hatırlattı.

Artvin Baro Başkanı İzzet Varan, Hopa eylemine müdahale ve tutuklamalarla HES'lere karşı mücadele edenlere gözdağı verildiğini belirtti.

Savunmaların ardından savcılık mütalaa için süre istedi. Mahkeme heyeti savcılığın talebi üzerine mütalaanın hazırlanması için mahkemeyi 26 Eylül tarihine erteledi.

EHA - 14.09.2011
 
< Önceki   Sonraki >