|
İKLİM ADALETİ İÇİN GERZE BİLDİRGESİ 27-28 Kasım 2010 / THE GERZE DECLARATION FOR CLIMATE JUSTICE November 27th-28th, 2010
İklim değişikliği dünyadaki tüm canlılarının en önemli sorunu olarak önümüzde duruyor. Mevcut iklim kaosu, kökleşiyor… İklim değişikliğinin neden olduğu kuraklıklar, kasırgaların yol açtığı korkunç seller, su kirliliği, erozyon ve toprak aşınmaları ve neoliberal saldırının yarattığı çevre felaketlerinin yıkıcı etkileri binlerce insanı yerinden ediyor. Uluslararası Göç Organizasyonu, iklimden dolayı yerinden edilmiş insanların sayısının 200 milyona ulaştığını belirtiyor. (ENGLISH)
İklim değişikliği, insanların karnını doyuran, sırtını giydiren çiftçilerin yaşamlarını umutsuz kılıyor, onları şehirlere göç etmeye zorluyor.
Gelişmiş ülkeler, sanayileri, gıda üretim ve dağıtım sistemleri ile neden oldukları sera gazı emisyonlarını azaltmamak için her türlü oyuna başvuruyor. Gelişmiş ülkelerin küresel şirketleri, kirletiyor, yanlış çözümler üretiyor ve her şeyin sonucunda kârlarına kâr katıyor. Bu nedenle iklim müzakereleri, gelişmiş ülkelerin piyasa kapışma alanına dönüyor.
BM iklim değişikliği 16. Konferansı (16.COP) görüşmesinin yapıldığı Meksika Cancun’da binlerce insan dünyanın geleceği için sokakları dolduruyor. Bu zirveye Türkiye Hükümeti de katılıyor. Bizler, Gerze’den iklim adaleti isteyen kurumlarla birlikte Cancun sokakları’na sesleniyoruz.
Kyoto Protokolü’nü imzalayan Türkiye’nin kömüre dayalı enerji sistemlerinden, termik santrallerden vazgeçmesi beklenirken, Türkiye önümüzdeki yıllarda 100’den fazla termik santral yapılması için kolları sıvadı. 2000’e yakın Hidro Elektrik Santral (HES) inşaatı için düğmeye bastı. Ülke yüzölçümünün yüzde 54’üne yakın bir alanında maden aranması için şirketlere ruhsat verdi.
Ancak, Türkiye’de bizler enerjinin ekolojik, demokratik şekilde planlanması yoluyla enerji sorununun aşılabileceğini düşünüyoruz. Buradan hareketle Türkiye’nin en önemli halk hareketlerinden biri olan Gerze Termik Santral karşıtı mücadelenin ev sahipliğinde,27–28 Kasım 2010 ‘da Yeşil Gerze Platformu, Bartın Platformu, Yalova Çevre Platformu ve Erzin Çevre Platformu’nun çağrısıyla, Ekoloji Kolektifi, Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu, Gerze Belediyesi, GDO’ ya Hayır Platformu, Biga Çevre Platformu, TMMOB Ankara İKK, Çevre Mühendisleri Odası, Ekolojik Yaşam Derneği, Doğa ve Çevreyi Koruma Derneği, Saklıkent Koruma Platformu, Bolkarları Koruma Platformu, Hasangazi Köy Meclisi Derneği, Porsuk Köy Meclisi Derneği, Maden Köyü Çevre Platformu, Tüketici Dernekleri Federasyonu, Kimya Mühendisleri Odası, Amasra Belediyesi, Bartın Belediyesi, Zonguldak/Musul Çevre Platformu, Erzin Gönüllüleri Derneği, Çetko, Çevre Hukuku Derneği, Sinop Platformu, Sinop Çevre Dostları Derneği, Ayancık Çevre Platformu, Karadeniz İsyandadır, Munzur Koruma Derneği’nin desteğinde Gerze’de toplandık. İki gün boyunca tartıştık. Tartışmalarımızın sonucunda taleplerimizi belirledik.
Taleplerimiz:
•Hükümetler, ormanları korumalı. Çölleşmiş orman arazilerini yeniden ağaçlandırmalı. Bunu, köylülerin toprak ve kendi mülkiyetleri üzerindeki özerkliklerini, haklarını veya kontrollerini sınırlamadan yapmalı.
•Şirketlerin monokültür ekim yapmalarına izin verilmemeli. Yerel halkların ve köylülerin mülki ve kültürel hakları tüm iklim anlaşmalarında açıkça tanınmalı.
•Kuraklığa, küresel ısınmaya ve toprağın tuzlanmasına karşı dayanıklılığı arttırdığı savıyla önerilen organik gübre (biochar) ve genetiği değiştirilmiş organizmalar gibi doğayla bağdaşmayan öneriler kabul edilmemeli.
•Küresel şirketlerin daha çok kâr elde etmek adına insanlığın ve yeryüzünün geleceği ile oynamalarına izin verilmemeli.
•Dünya Bankası’nın içinde yer aldığı, iklim değişikliğini kontrol etmek için kullanılan fonlar ve ilgili politikalar reddedilmelidir. Piyasa temelli iklim koruma mekanizmaları yerine, halkların ve doğanın çıkarlarını koruyan adil, paylaşımcı, eşitlikçi ve dayanışmayı esas alan politikalar üzerinde durulmalıdır.
•Küresel emisyonu %75’e kadar azaltabilecek “biyoçeşitliliği arttırdığı bilimsel olarak kabul gören köylü üretiminin desteklenmesi; toprağın organik materyallerinin iyileştirilmesi, endüstriyel et üretimi yerine doğa ile barışık et üretimine geçilmesi, yerel piyasaların genişletilmesi, çölleşmenin durdurulması, entegre orman yönetiminin uygulanması gibi önermeler dikkate alınmalı.
•Köylü tarımı yeryüzünün karbon dengesine olumlu bir şekilde katkıda bulunur, küreyi soğutur. Ayrıca kadın ve erkek, 2.8 milyar insana iş sağlar. Açlık, sağlıksız beslenme ve günümüz gıda krizi ile başa çıkmada en iyi yol köylü üretimidir.
•İnşaat, çimento, katı atık gibi yoğun enerji tüketimine yol açan sanayilerin güney ülkelerine kaydırılmasına karşı ortak mücadele edilmelidir.
•Kentlerde yaşanan her yeni yapılaşma girişimi kırsal alanın tahribini, daha çok enerji ve daha çok kirletici sanayi talebini doğurur. Bu nedenle, konutun bir yatırım aracı olarak kullanıldığı kentleşme biçimi terk edilmeli, yoksulların evlerine göz koyan dönüşüm politikalarından vazgeçilerek, adil, insanca yaşanabilir yaşam çevreleri oluşturulmalıdır. •Konut açığı yaşanan yerlerde, çalışma alanlarıyla ilişkileri kurularak ucuz kiralık sosyal konut alanları oluşturulmalı; konut açığı bulunmayan yerlerde konut üretimi derhal durdurularak Toki'nin ve özel sektörün elinde bulunan konut stoğu fazlası düşük kira bedelleriyle halka sunulmalıdır.
•Tüketim alışkanlıklarını değiştiren, kentleri kırlardan koparan, alış veriş merkezli yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi için, kent ve kırın uyumunu esas alan enerjide planlama yaklaşımları ön plana alınmalıdır.
•Fosil yakıta dayalı enerji üretim sistemleri ile, tarımsal ürünlerin yakıt haline getirilmesine karşı enerjide köklü dönüşümü esas alan bir uluslararası sözleşme anlayışı için çaba sarf edilmelidir.
•Bölgesel üretim ve tüketim politikaları geliştirilerek, uzun yol kat edecek taşımacılık talepleri azaltılmalı, yolcu ve yük taşımacılığında petrole dayalı sistemler yerine raylı sistemler ve deniz yollarının kullanılması sağlanmalıdır,
•İklim değişikliğine yol açan, tarım, gıda, enerjinin kar için üretilmesine dayalı endüstriyel tarzlar yerine, doğanın ve toplumun yaşamını dikkate alan enerji, tarım, gıda sistemleri desteklenmelidir.
•Toprak hakkı ve mülklerin iadesi, gıda egemenliği, suyun bir canlı olarak hakkını savunma ve koruma ve tohumları kullanma, saklama, satma ve değiştirme hakkı, yerel pazarların artırılması ve teşviki vazgeçilmez koşullardır. Ancak böylece biyolojik çeşitliliği korumaya ve iklim adaletini sağlamaya dönük üretim tarzları dünyayı beslemeye ve yeryüzünü soğutmaya devam edebilir.
•Enerji santrallerinin faaliyete geçememesi durumunda, bu işletmelerin sahibi şirketlere, tahkim anlaşmaları nedeniyle yoksul ülkeler milyarlarca dolar tazminat ödemek zorunda kalmaktadır. Bu uygulamalar mahkemeleri işlevsiz kılmakta, tüm güney ülkelerinin başında demokles’in kılıcı gibi sallanmaktadır. Bu nedenle tahkim anlaşmalarına bir son verilmelidir
•Suyun, havanın, toprağın korunmasını canlıların en temel yaşam hakkı olduğunu kabul ediyoruz. Bu hakların Anayasaların temel hak ve özgürlükler kısmında koruma altına alınması amacıyla gerekli yerel, ulusal ve enternasyonel çaba ve çalışmalar için mücadele edilmesi gerektiğini vurguluyoruz.
•Tüm canlıların yaşadığı dünyayı tehdit eden, sadece şirketlere kâr sağlayan, enerji maskeli HES’ler ve termik santraller ile yerüstü, yeraltı zenginliklerini talan eden ve doğayı dönüşü olmayacak biçimde kirleten maden aramaları durdurulmalıdır. Bu süreci hızlandıran yasaların, uluslararası sözleşmelerin geri çekilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. İKLİM ADALETİ KOORDİNASYONU ATÖLYELER SONUÇ BİLDİRGELERİ İklim Adaleti Buluşması Ekoloji, İklim Adaleti ve Termik Santraller Atölyesi Sonuç Bildirgesi İklim Adaleti Buluşması Hukuk Mücadelesini Nasıl Yürütmeliyiz, Temel Kavramlar, Planlama, Çevresel Etki Değerlendirme, Doğal ve Kültürel Varlıklar Atölyesi Sonuç Bildirgesi İklim Adaleti Buluşması Ekoloji Mücadelesi Medyada Nasıl Etkin Olmalı Atölyesi Sonuç Bildirgesi İLGİLİ HABER: İKLİM ADALETİ İÇİN 27-28 KASIM'DA GERZE'DE BULUŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ *** THE GERZE DECLARATION FOR CLIMATE JUSTICE November 27th-28th, 2010
Being the most important problem of all living-beings on the planet, global warming remains ahead of us. The ongoing climate crisis has been deepening. Droughts caused by global warming, dreadful floods caused by hurricanes, water pollution, erosion and the devastating effects of envrionmental disasters created by the neo-liberal attack have been displacing thousands of people. The International Organization for Migration declares that the number of people displaced due to climate issues has reached to 200 million.
Climate change leave farmers, who nourish and clothe people, in despair and forces them to migrate to cities.
Developed countries are calling upon every trick so that they will not have to reduce the greenhouse emissions caused by their own industry and food production and distribution systems. Global companies of developed countries pollute, produce wrong solutions and in the long run, add more profit to their bottom line. Therefore, climate change negotiations turn out to be battle-fields for new markets all the time.
For the sake of the planet’s future, thousands of people are crowding the streets in Cancun,Mexico where the 16th UN Climate Change Conference (COP 16) take place. The Turkish Government is also attending the summit. Together with the organizations in Gerze, demanding climate justice, we are calling the streets of Cancun.
While it was expected that Turkey, having signed The Kyoto Protocol, would renounce thermal power plants and energy sytems based on coal, the government has addressed itself to building more than a hundred thermal power plants in the following years. They launched the process of building approximately 2000 hydroelectric plants. They also gave authorization to firms so that they could carry out mining and prospecting activities in almost 54% of the country’s land area .
However, we believe that the energy problem can be solved via ecologic and democratic planning. So, together with the offical call made by The Platform for Green Gerze (YEGEP), Bartın Platform (against thermal plants), The Platform of Yalova for Environment (YAÇEP) and The Platform of Erzin and with the support and attendance of Ecology Collective, Confederation of Farmers’ Unions (ÇİFTÇİ-SEN), Municipality of Gerze, No to GMOs Platform, The Platform for Environment in Biga, Union of Chambers of Turkish Engineers and Architects (TMMOB) in Ankara, Chamber of Environmental Engineers (ÇMO), The Foundation for Ecologic Life (EKODER), The Foundation for Saving Environment and Nature (DOĞADER), The Platform for Saving Saklıkent, The Platform for Saving Bolkar Mountains, The Associaton of Village Council in Hasangazi, The Association of Village Council in Porsuk, The Village Platform for Environment in Maden, The Confederation of Consumers’ Organizations (TÜDEF), Chamber of Chemical Engineers (KMO), Municipality of Amasra, Municipality of Bartın, The Platform for Environment in Muslu,Zonguldak, The Foundation of Volunteers for Erzin, ÇETKO, Environmental Law Foundation, Sinop Platform, The Foundation of Friends of Environment in Sinop, The Platform for Environment in Ayancık, The Black Sea in Revolt, The Foundation for Saving Munzur, we met on the 27th and 28th of November, 2010 in Gerze, where we were all welcomed by one of the most important people’s movement in Turkey, “The Struggle Against Thermal Power Plants in Gerze”. We had discussions and debates for 2 days long. We set our demands at the end of these discussions.
We demand that:
•Governments must save the forests. They must reforest desertified areas. They should do it without restricting the autonomy, the rights and the control which peasants have on that particular land and their own property.
•Companies must not be permitted to carry out mono-culture. Civil and cultural rights of peasants and local people must clearly be secured in all climate negotiations.
•Non-ecological ideas like organic manure (biochar) and genetically modified organisms which are said to increase the endurance against droughts, global warming and soil-salting must not be adopted.
•Global companies must not be allowed to toy with the future of the planet and humanity so that they could increase their profits.
•The funds and related politics put into practice to control global warming, which are also supported by The World Bank, must be rejected Instead of market-based mechanisms to save the climate; participative, just, egalitarian and solidarist policies that defend the interests of people and environment must be highlighted.
•Ideas, such as supporting peasant production, which is scientifically accepted to be capable of increasing biodiveristy and reducing global emissions up to 75 %, bettering and improving organic materials in soil, implementing an eco-friendly way of producing meat instead of industrial meat production, expanding local economies, putting an end to desertification and conducting integrated forest management must be considered.
•Peasant agriculture has a positive contribution to the carbon balance of the planet and it cools down the globe. Moreover, it provides 2.8 billion people (men and women) with work. The best way to address famine, unhealthy nutrition and the ongoing food crisis is peasant production.
•We must struggle altogether against industries like construction, cement-production and solid-waste which cause heavy energy consumption and prevent them from being shifted to southern countries.
•Every new attempt to construct houses and buildings in urban areas causes rural areas to be destroyed and creates more demand for energy and pollutive industries. Thus, the type of urbanization in which dwellings are a means of investment is to be abandoned, urban transformation policies which clear slums and houses of the poor must be kicked out and just, humanely habitable living environments must be created.
•In areas where housing deficit is a problem, cheap and social dwelling areas for rent must be developed, considering areas of work while in areas where there’s no housing deficit, dwelling production must be stopped at once and surplus housing stocks of private sector and The Housing Development Administration of Turkey (TOKİ) must be presented to poor people with low prices for rent.
•In order to change shopping-based lifestyles that manipulate our consumption patterns and seperate urban areas from rural areas, energy planning approaches based on the cohesion between rural and urban areas must be brought to forefront.
•Instead of energy production systems based on fossil-fuels and converting crops into fuel, we must put much effort into a perspective for an international convention based on a radical change in energy.
• The demand for long-distance transport must be reduced, developing regional production and consumption policies. Also, railway and maritime transportation (both for passengers and freight) must be encouraged and utilized instead of oil-based transportation systems.
•Instead of industrial modes of production based on for-profit agriculture, food and energy which cause climate change, energy, agriculture and food production systems that care about nature and society must be supported.
•The right to land, the retail of properties, food sovereignty, defending water’s right to be a living-being and saving it, the right to use, save, sell and change seeds and the increase and promotion of local markets are indispensable requirements. Only in this way can modes of production aiming to conserve biodiversity and secure climate justice feed the world and cool down the globe.
•Due to commercial arbitration agreements, poor countries are obliged to pay billions of dollars in compensation to companies that own power plants in case these plants do not come into operation. These enforcement disable courts and are the sword of Damocles hanging over all the southern countries. Therefore, arbitration agreements must be halted at once.
•We accept that water, air and soil protection is the most fundamental right of living-beings. We stress that we should struggle for local, national and international efforts and actions so that these rights are put under protection and adopted as fundamental rights and freedoms in constitutional laws.
•Wearing a mask of “energy”, hydroelectric power plants and thermal power plants, which threatens the environment where all living beings dwell and provides companies with profit, and prospecting activities that destroy natural wealth both under and aboveground and pollute the environment irreversibly must be stopped. We stress that the laws and international conventions accelerating this process must be withdrawn.
CLIMATE JUSTICE COORDINATION |