İran'la yaşanan doğalgaz krizi, gözleri alternatif enerji kaynaklarına çevirdi. Elektriğin yaklaşık yarısını doğalgazdan elde eden Türkiye, muhtemel gaz kesintilerinde karanlıkta kalmamak için nükleer santral çalışmasını hızlandırdı.
Başta Avrupa olmak üzere gelişmiş ülkelerde, elektrik üretiminde nükleer santrallar önemli bir paya sahip.
İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü Nükleer Araştırmalar Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Bayülken, Türkiye'nin nükleere geçmesiyle enerji ihtiyacını karşılamasının yanı sıra nükleer teknolojiye de sahip olacağına işaret ediyor. Buna karşılık, nükleer santralın insan sağlığı ve çevre açısından zararlı olduğunu savunan Greenpeace Akdeniz Ofisi Enerji Kampanyası Sorumlusu Hilal Atıcı ise Türkiye'nin, enerji açığını kapatmak için öncelikle su, rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını harekete geçirmesini öneriyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun desteğini alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, kısa sürede çalışmalarını sonuçlandırmak istiyor. Santral için ihaleyi düşünmeyen bakanlık, işi en ucuz ve hızlı yapacak şirkete verecek. Nükleer santralda Türkiye'nin ilk tercihi, özel sektörün ipi göğüslemesi. Bu olmazsa, kamu-özel sektör ortaklığı gündeme gelecek. Pahalı teknoloji olması ve Türkiye'de enerji politikalarını n sürekli değişmesi projede yer almak isteyen özel sektör kuruluşlarını Hazine garantisi veya kamu ortaklığı üzerine yoğunlaştırıyor.
Bunun yanında enerji sektörünün bir diğer aktörü olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun, enerji sorununu çözmede öncelikle yerli kaynakları harekete geçirmesi görüşünde olması, yerli-yabancı yatırımcıları endişelendirmenin yanında konunun karmaşıklığını daha da artırıyor. Konu son olarak Nisan 2006'da Enerji Bakanlığı'nın daveti ve Türkiye'nin önde gelen 14 holdinginin katılımı ile Ankara'da masaya yatırıldı. Toplantıya Koç, Sabancı, Zorlu, Enka, Çalık, Gama, Akkök, Ak Enerji, Alarko, Tekfen, Doğuş, Güriş, Nurol ve Habaş firmaları katıldı. Toplantı sonrası Enerji Bakanı Hilmi Güler, santralın kamu-özel sektör ortaklığı ile kurulmasını ve firmaların bu konuda görüşlerini bir ay içerisinde yazılı olarak alacaklarını iletti. Firmalar, belirtilen tarihte görüşlerini iletmelerine karşın bakanlık, aradan geçen zaman içerisinde somut bir çalışma ortaya koyamadı.
Elektriğin yüzde 5'i nükleerden
Enerji Bakanlığı, 3 nükleer santralın inşa edileceğini (5 bin megavat kurulu gücünde) daha önce duyurmuştu. 2012'de devreye girmesi planlanan satrallarda toplam elektriğin yüzde 5'inin karşılanması planlanıyor. Bakanlık, kamu otoritesi adına nükleer enerji politikalarını belirlerken, diğer yandan kamuoyu nükleer enerji konusunda hâlâ yeterince aydınlatılmış değil. Nükleer enerji, güvenliği ve çevreye olan olumlu-olumsuz etkileri tartışma konusu olmaya devam ediyor. Nükleere 'evet' diyenlerin üzerinde dikkat çektiği nokta, santralın kurulması ile nükleer teknolojiye sahip olunması. İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü Nükleer Araştırmalar Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Bayülken, sahip olunacak yeni teknolojininin birçok yan sanayi doğuracağını belirterek, Türkiye'nin gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bu teknolojiye sahip olmasının önemine dikkat çekiyor. Bayülken, gelişmiş ülkelerin nükleer enerjiyi terk ettiği görüşüne katılmıyor. Bu teknolojiyi en fazla kullanan Fransa'nın yeni santral kurmadığı örneğine Bayülken, "Fransa santral kurmuyor, doğru. Ama, enerji fazlası var diye santral kurmuyor. Çünkü Fransa, hiçbir enerji santralı kurmuyor." açıklamasını yapıyor. Nükleer santralın, elektrik ihtiyacının sadece yüzde 5'ini karşılayacağı eleştirilerine ise Bayülken, "Önemli bir rakam. Hidrolik, kömür gibi kaynakların ömrü sınırlı. Nükleer olmasa, nasıl karşılanacak?" cevabını veriyor.
Türkiye'nin nükleer santral kurması çalışmalarına en büyük tepki, çevreci örgütlerden geliyor. Buna gerekçe olarak Ukrayna'da 1986'da yaşanan Çernobil nükleer kazasını gösteren çevreciler, Türkiye'nin de benzer bir felaketle karşı karşıya kalabileceği görüşünde. Dünyanın en büyük çevre örgütü olan Greenpeace'in Akdeniz Ofisi Enerji Kampanyası Sorumlusu Hilal Atıcı, nükleer santralı gereksiz bulurken, bunun çevre ve insan sağlığı açısından son derece tehlikeli olduğunu ve buna karşı mücadele edeceklerini söylüyor.
'Santral, özel sektör tarafından inşa edilmeli'
Hükümet, İran ile yaşanan doğalgaz krizinin ardından nükleer santral çalışmalarına ağırlık verme kararı aldı. Meclis Enerji ve Sanayi Komisyonu, konuyla ilgili tasarıları bu hafta öncelikli görüşecek. Komisyon Başkanı Soner Aksoy, çarşamba günü komisyonun Yenilenebilir Enerji Kanunu'nda döviz riskini ortadan kaldıran madde ile Enerji Verimliği Kanunu Tasarısı'nı görüşeceklerini, ardından da en geç gelecek hafta nükleer enerjiyi komisyonun gündemine alacaklarını kaydediyor.
Türkiye'nin gelecekte bir enerji krizi yaşamaması için mutlaka nükleer enerjiyi gündemine alması ve uygulamaya koyması gerektiğini vurgulayan Aksoy, hükümetin enerji politikaları arasında nükleer konusunun yer aldığını ifade etti. Gelişmiş ülkelerin ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü bu kaynaktan karşıladığına işaret eden Komisyon Başkanı, şu değerlendirmeyi yapıyor: "Nükleer yatırımlarının özel sektör tarafından yaplıması mecburidir. Bu iş devlete kalırsa sıkıntı yaşanır. Bu nedenle, özel sektörün desteklenmesi ve teşvik edilmesi gerekir. Biz bunun yasal altyapısını hazırlayacağız." Nükleer santral konusu ile yakından ilgilenen Alarko Holding Genel Koordinatörü Ayhan Yavrucu enerjide arz güvenliği için acilen nükleer santrallara başlanması gerektiği görüşünde.
Son olarak Enerji Bakanlığı'nda yapılan ve 14 holding temsilcisinin katıldığı toplantı sonrası şirketlerin konuyla ilgili görüşlerini bakanlığa yazılı ilettiklerini vurgulayan Yavrucu, "Bakanlığın değerlendirme sonucunu bekliyoruz. Grup olarak yakından ilgilendiğimiz nükleer santral projesine Türkiye bir an önce başlamalı. Hatta, 3-4 santral inşası birden başlamalı. Türkiye, gelişmiş ülkeler gibi son derece güvenli üçüncü jenerasyon santralları inşa etmeli. Her yıl yüzde 6-8 artan enerji talebi, bu şekilde karşılanabilir. Türkiye'nin su, rüzgâr, kömür gibi yerli kaynaklardan enerji ihtiyacının tamamını karşılaması mümkün değil." diye konuşuyor. zaman 07/01/2007 |