Kazdağları Maden İstemiyor Yazdır E-posta
Pazar, 01 Ekim 2006
(Ozan Yayman) Koza'ya karşı hukuki süreç başlatan GÜMÇED, Zeytin Yasası'na karşın alınan işletme ruhsatının sorgulanmasını istiyor. Güney Marmara Doğa ve Kültürel Çevreyi Koruma Derneği Edremit Şube Başkanı Akif Öznal, Koza Altın şirketini 'pervasızlıkla' suçlayarak, 'Tüprag, yenilgiyi kabullenmiş ve Kuzey Ege'den ayrılmıştı. Şimdi aynı hukuk mücadelesini Koza'ya karşı vereceğiz ve onlar da bölgeden ayrılacak' dedi.

Bergama'dan sonra Kazdağları'nda da siyanürlü yöntemle işletilmek istenen altın madenine karşı Kuzey Ege'deki duyarlı kesimler birleşiyor. Yöre insanı, "milli park" sınıfında olan Kazdağları'nda, Küçükdere Altın Madeni'ni çalıştırmak için girişimlerini hızlandıran Koza firmasına karşı, Bergama köylüsünün verdiği hukuk mücadelesini dayanak alacaklarını söylüyor.

Koza'nın, yürürlükteki Zeytincilik Yasası'na karşın, söz konusu alanda maden işleteceğini duyurmasının yasa tanımazlık olduğunu belirten Güney Marmara Doğa ve Kültürel Çevreyi Koruma Derneği (GÜMÇED) Edremit Şube Başkanı Akif Öznal, firmayı "pervasızlıkla" suçladı.

1990'lı yılların ilk yarısında Tüprag firmasının, Küçükdere Altın Madeni'ni siyanürlü yöntemle işletmeye alma girişime karşı yöre halkının birleştiğini ve gerçekleştirilen çevre direnişi sonucu Tüprag'ın bölgeden ayrıldığını belirtti. Öznal, "Tüprag, dönemin Çevre Bakanı imzalı belgeyle işletme izni reddedilince yenilgiyi kabullenmiş ve Kuzey Ege'den ayrılmıştı. Şimdi aynı hukuk mücadelesini Koza'ya karşı vereceğiz ve onlar da bölgeden ayrılacak" dedi.
Kazdağları'nın benzer girişimlere tamamen kapatılması için dönemin Balıkesir Milletvekili Melih Pabuççuoğlu' nun girişimleriyle 1995 yılında Zeytincilik Yasası çıkarılmıştı. Öznal, yasanın hala yürürlükte olduğunu anımsatarak, "Buna göre zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre uzaklıkta, zeytinyağı fabrikası hariç, zeytinliklerin gelişmesine engel olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu yasa Kuzey Ege'nin doğal güzelliklerini gelecek kuşaklara bırakmamız konusundaki en büyük güvencemizdir" diye konuştu.
Süreç içinde çokuluslu şirketlerin lobisiyle Maden Yasası'nın da yürürlüğe girdiğini kaydeden Öznal şu görüşleri dile getirdi:
"Bu lobilerin baskısıyla, ulusal çıkarları korumak yerine, milli parkları, SİT alanlarını, mera ve sulak alanları, ağaçlandırma alanlarını, su toplama havzalarını, çevresel değerlerinden dolayı yasalarla korunan ve girilemeyen tüm alanları, madencilik faaliyetine açtı. Bu arada Zeytincilik Yasası'nı da değiştirerek, zeytinlikleri de madencilik faaliyetine açmak istediler. Tasarıda bu da vardı. Tüm körfez ayağa kalktık. Belediyeler, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, Tariş, ziraat odaları karşı duruşa geçtik ve Zeytincilik Yasası'yla ilgili değişiklik kanun tasarısından çıkarıldı. Körfezi, idam fermanından kurtardık."
Zeytincilik Yasası'nın yürürlükte olduğu halde Tüprag'a verilemeyen işletme ruhsatını Koza'nın nasıl aldığı sorusuna yanıt istediklerini belirten Öznal, "Koza yetkilileri 5 madenin ruhsatını ve 3 taşınmazı 5.5 milyon dolara aldığını ilan etti. Kim kimin malını satıyor? Devlet hazine toprağı ve madeni üzerinden böyle bir devirle, böyle bir parayı birilerinin kazanmasına nasıl göz yumuyor? Şehit kanları ile sınırları çizilmiş bu ülkede bir yabancı şirket şaibeli bir ruhsatı devrederek böyle bir parayı nasıl kazanabiliyor? Vardığımız nokta ülkemizi nasıl teslim aldıklarını, emperyalist sömürünün boyutlarını gösteriyor" dedi.

 

 
< Önceki   Sonraki >