|
Eskişehir seçmenini kıskanıyorum. Kemal Unakıtan gibi cumhuriyet tarihine adını şimdiden altın harflerle yazdırmış bir vekil-bakanı bölgelerinden çıkarmış olmak her ile nasip olmaz. Son genel seçimlerde iktidar partisine verilen oy oranı birçok ilimizle hemen hemen aynı oranda olmasına rağmen, Eskişehir halkı iline vefalı, seçmenini en az kendisi kadar düşünen bir vekil kazandı. Söz konusu yerel seçimler olunca ibreyi Büyükerşen’e doğru çevirme gafletine düşmüş seçmeninin kafa karışıklığını giderebilmek adına yerel seçimler öncesi şimdiden ili ve seçmeni için çalışmalara başladı Kemal abi. Halk Bankası Eskişehir şubesine talimat yollamış. Banka 160 milyar lira ödeyerek Eskişehir Kulübü’nden 400 adet kombine bilet almış. Her bir kombine 400 ytl imiş. Bu biletleri banka kredi kartı alan müşterilerine dağıtmış. Kredi kartının 20 - 30 ytl gibi bir yıllık bedeli var. Banka bir parti kombine daha alacakmış... Ediyor 320 milyar lira. Kemal Abi'den yerel seçim öncesi Eskişehir'e kıyak, seçim hilesi diye yazıldı gazete sayfalarında. Haşa! Seçmenini sporla daha fazla haşır neşir ederek içine düştükleri kafa karışıklığını ‘sağlıklı’ bir yolla gidermek için devlet parasını ‘halkı’ adına kullanıyor Kemal abi.
Sağlık demişken…Kaç ülkenin maliye bakanı vergi sistemini halk sağlığı için işletebilmeyi bu kadar iyi başarabilmiştir, sorarım size."Biz sağlığa zararlı diye sigaraya zam yapıyoruz. 4. Murat gibi yasaklamıyoruz ki, sadece küçük zamlar yapıyoruz" dediğinde yapılan zamların halk sağlığı için yapıldığına inanmayanı vicdanıyla baş başa bırakmaktan başka elden bir şey gelmez. Sonra; kuş gribi ortalığı kasıp kavururken, hepimiz korkudan sabahları tavaya iki yumurta kırmayı unutacak duruma gelmişken, oğluna ‘uygun fiyattan’ sağladığı mısırlarla beslenmiş tavukların akışkan pastörize unakıtan yumurtaları sayesinde sağlıklı beslenmedik mi? Hatta akışkan yumurtasına biraz da un-akıtan kekten bile mahrum kalmadı o dönemde. Salgın geçti, yediği yumurtanın tavaya kırılırken çıkaracağı çıt sesini cılk sesine tercih eden geleneklerine bağlı Türkiye halkı kabuklusunu ab standartlarına uygun pastörizesine tercih ettiğinden satışlar da düştü tabii. Kemal abinin elinde avucunda milleti için yaptığı fedakarlığın gururu ve oğlunun kriz döneminde satabildiklerinin kısa karı kaldı. Ama durmak yoktu, yola devam!
Önümüzdeki dönemin başlıca baş ağrıtacak sorunlarından birisi çevre malumumuz. Dananın kuyruğunun koptuğu yer de enerji, o da malum. Başbakanının kendisini daniskası ilan ettiği yerde hükümetin şimdiden acil tedbirler alıyor olmasında da şaşılacak bir şey yok bu yüzden. Plan basit, akla yatkın. Bir taraftan milletçe topyekün tasarrufa yöneleceğiz diğer taraftan da yeni enerji kaynakları bulacağız. Ne demişti Kemal abi; "Bizde petrol kuyusu yok. Adam su arıyor petrol çıkıyor. ‘Yine petrol çıktı’ diyor. Bizde böyle bir şey yok. Yani fevkalade rahatsız oluyorum." Fevkalade can sıkıcı bir durum tabii. Yeni enerji kaynakları bulmak önüne gelenin tarlasında kuyu açar gibi kazıp kazıp petrole ulaşması gibi yollarla gerçekleştirebileceğimiz bir hedef değil yazık ki. O zaman planın bu kısmını uygulamakta asıl iş ‘baş’a düşüyor; Kemal abi de bunu görmüş olacak ki “Enerji Bakanı’na dedim ‘iyi delin şunları… Azerbaycan’da var, İran’da var, Irak’ta var, Suriye’de var, hatta Romanya’da bile var, çıkıyor görüyorum, bizde yok’ dedim. Burada bir enayilik var. Hiçbir şey yapamazsanız sınırlara gidin, yamuk delin. Sınırı o tarafa doğru delin. Çünkü 200 dolara çıkabilir diye tahminler yapılıyor.” diyor.
İşin bu kısmının altından kah sınırı yamuk delerek, kah üç beş termik santral kurarak hükümetimiz Kemal abinin önderliğinde alnının AKıyla kalkacak, anlaşıldı. Önderlik diyorsak salt fikri bir önderlik anlaşılmasın. Kemal abinin termik santral işine de oğlunun kuracağı söylenen yeni şirketi ile gireceği ve hem hükümete hem de girişimcilere örnek olacağı konuşuluyor şimdiden.
Bizlere de geriye topyekün tasarruf seferberliğinde üzerimize düşeni yapmak kalıyor. Ki burada da işimiz kolay, çünkü önderimiz Kemal abi. 13 ağustosta kamuda tasarruflu ampul dönemi başladı (http://www.iha.com.tr/haber/Guncel/31729-H-11/Kamuda-tasarruflu-ampul-donemi ). '2008 Enerji Verimliliği Yılı' genelgesi kapsamında kamu kurum ve kuruluşları, enerji tasarrufuna klasik lambaların yerine tasarruflu ampul kullanarak başlayacak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu amaçla bir genelge yayınlayarak, "1 ay içerisinde mevcut akkor flamanlı lambaları tasarruflu ampullerle değiştirin" dedi. Hatta hemen sonrasında adalet, enerji ve çevre bakanları imzaladılar bu tasarruf tedbirlerini. İmza töreninin yapıldığı salonun gündüz vakti ışıl ışıl ampul dolu olduğunu gören bir muhabirin ‘gündüz vakti bu ampuller neden yanmakta, tasarruf derken ne yapmaktayız…ehi ehi’ mealindeki sorusuna karşılık o gün Mehmet Ali Şahin sağına soluna kızgın bakışlar fırlatıp sorumlu aramıştı. ‘Mustafa! Mustafa bey! Bu meselenin sorumlusu sizdiniz sanırım. Neden bu kadar çok ışıklandırma? Tasarruflu ampul mü bu ampuller?’ diye kızmıştı bir de. Ama sonradan sayın Şahin bu ampul-fener-ışık meselelerindeki o günkü hassasiyetini yitirdi nedense. Fenerle ilgili ne zaman bir şey sorulsa ‘bana ne yaww’ demeye başladı; eyvah ne yapacağız şimdi diyorduk ki; sağolsun Kemal abi sazı eline aldı, imdada yetişti. Zeynep Unakıtan; ki kendileri Kemal abinin büyük kızı olurlar, aydınlatma sektörüne adım attı. Unakıtan geçen hafta kurduğu 'ZİA Enerji Teknoloji' şirketiyle ev, işyeri ve sokakları LED ışığıyla aydınlatacak. Yakın gelecekte geleneksel ampul ve florasan lambaların yerine geçeceği düşünülen LED (Light Emitting Diode-Işık Yayan Diyot) dünyada trafik lambalarından el fenerlerine kadar kullanılıyor. (http://www.gazeteport.com.tr/EKONOMI/NEWS/GP_284461 ) Tam da tasarruf genelgesi gelmişken, ampullerimizi Zeynep hanımın tasarrufluları ile değiştirivereceğiz, ne güzel.
Çevrecinin daniskası Bali’yi bugünden görüp Kyoto’yu tez elden imzalamayı aklına koymuş olanıdır bence. Başbakanımızın bu işlerin dediği gibi daniskası olup olmadığını da test edeceğimiz yer burası olacak önümüzdeki dönemde. Kemal abiyi de bu zorlu süreçte başka bir test bekliyor olacak; çevrecinin daniskası başbakanın yanına yakışacak maliye bakanı da karbonun borsasını bugünden görmüş, ailesine ve şirketlerine buna göre pozisyon aldırmış olanıdır. 2007 yılı Avrupa yılın maliye bakanı seçilmek kolay değil; Avrupa bu başarının devamını bekler. Kadının marifetlisi mutfağından belli olur derdi eskiler, maliye bakanının marifetlisi de aile bütçesinden belli olur, ki Kemal abinin marifetleri ortadadır. 2007 yılı Avrupa yılın maliye bakanı seçildiğinde evdeki marifetlerinden olsa gerek eşi Ahsen hanım "Rabbime böyle 'very special' (son derece özel) bir eş nasip ettiği için şükrediyorum" diyerek kutlamıştı Kemal abiyi. (http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&Kategori= ekonomi&ArticleID=502859&Date=07.03.2008&ver=59 ) Böyle ‘very special’ bir maliye bakanına sahip olduğumuz için yatıp kalkıp ne kadar şükretsek azdır.
Sabriye YÖRÜK-Ekoloji Kolektifi 05/10/2008 Ankara
|