Keneyle Hatalı Mücadele Yazdır E-posta
Pazartesi, 18 Haziran 2007
OMÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Doğancı, "Zamanında teşhis konulamaması, ilaç sıkıntısı ve tahlillerdeki gecikmeler KKKA hastalığıyla mücadeleyi zorlaştırdığını söyledi

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Doğancı, kene ısırmasıyla ortaya çıkan ve bugüne kadar 60'tan fazla kişinin ölümüne yol açan "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi" (KKKA) hastalığının önlenmesi konusunda birçok hata yapıldığını vurguladı. Doğancı, Türkiye'de hastalığın tanısının çok geç konulduğunu, testlerin sonuçlarının günler sonra açıklandığını savunurken, tedavi sürecinde kullanılan 600-900 YTL'lik ilacın maliyetinin Sağlık Bakanlığı'nca karşılanmamasının da önemli sorunlara yol açtığına dikkat çekti. Prof. Dr. Doğancı bugüne kadar 1000'i aşkın kişinin hastalık şüphesiyle hastaneye başvurduğunu ve bunlardan 60'ının yaşamını yitirdiğini belirterek "2002'de, Türkiye'nin çevresindeki tüm ülkelerde hastalık riski varken, 'Bizim ülkemiz neden risk altında değil' sorusu sorulmalıydı ve buna karşı önlem alınmalıydı" dedi.

'TAHLİLLERDE GECİKMELER YAŞANIYOR'


Hastalık ilk olarak 2000 yılı yaz aylarında Çorum ve Tokat civarında görüldüğünde teşhis konulamadığına ancak 3 yıl sonra KKKA salgını olduğunun kabul edildiğine dikkat çeken Doğancı, benzer sürecin tahlillerde de yaşandığını ifade etti. Kan örneklerinin önce Ankara'daki Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi'ne gönderildiğini anlatan Doğancı, şu çarpıcı örneği verdi: "Sonuçların bize ulaştırılmasında çok önemli ve çağımızın iletişim olanakları göz önüne alındığında kabul edilemez gecikmeler yaşanıyordu. Örneğin ilk 4 olgumuzun sonuçları 54 günde geldi. Hastalık zaten 10 gün sürüyor! Buna itiraz ettiğimiz için ve bazı politik olabileceğini düşündüğümüz uygulamalarla Refik Saydam devre dışı bırakılarak, artık denetleyemeyeceğimiz GATA Ankara'da testlerin yaptırılmasına karar verilmiş. GATA'nın testlere yetişebilmesi de mümkün değildir. Belki merkezi bir doğrulama yapmak istenebilir, o merkezin de çok büyük bir yatırım maliyeti olan Refik Saydam HS Merkezi olması gerekir düşüncesindeyim."

İLAÇ SIKINTISI

Doğancı, KKKA'nın tedavisinde sorunların tahlille sınırlı olmadığını, en büyük sıkıntının ilaç temininde yaşandığını vurguladı. Hastaların tedavisinde yararlanılan "Ribavirin" adlı ilacın Batı dünyasında Hepatit-C'ye karşı kullanıldığını belirten Doğancı şöyle devam etti: "İlacın maliyeti hasta başına 600-900 YTL civarında. Batı ülkelerinde KKKA görülmediğinden ilaç firmaları bu ilacı sadece Hepatit C'de kullandırmak istiyorlar; dolayısıyla endikasyon listesinde KKKA yok. Sağlık Bakanlığı da bu ilacı listeye almıyor. Yani vatandaş 600-900 YTL'yi bulup, ilacı satın alıp, hekime getirecek. Sonra da kurul raporu yazılacak ve bakanlığın onayını takiben kişiye geri ödeme yapılacak. Eğer ilaç toplu alınır ise maliyet 400-500 YTL civarına iniyor; Çin ve Hint kökenli ilaç ise 14-20 ABD Doları civarında."

CEMİL CİĞERİM
Cumhuriyet 18.06.2007

 

 
< Önceki   Sonraki >