"Kuraklık Politik Bir Travmadır" Yazdır E-posta
Pazartesi, 20 Ağustos 2007
ATO’nun düzenlediği sempozyumda susuzluğun yaratacağı hastalık riskleri ve çözümleri tartışıldı

Su Kesintileri ve Hastalık Riski Sempozyumu”nda, susuzluk ve kuraklığın, politik bir travma olduğuna dikkat çekilerek mağdur olan kesimler ayaklanmadıkça bu sorunun da çözülemeyeceğinin altı çizildi.

Ankara Tabip Odası öncülüğünde önceki gün İnşaat Mühendisleri Odası’nda düzenlenen sempozyumun öğleden sonraki kısmında konuşan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’ndan Dr. Burhanettin Kaya, psikolojik olanı anlamanın, politik olanı anlamaktan geçtiğine işaret ederek doğal afetlerin toplumsal travmalara yol açtığına dikkat çekti. Kaya, insan eliyle yaratılan şiddet, işkence, savaş ya da deprem gibi doğal afetlerin psiko-sosyal travma yaşattığını hatırlatarak, bu etkiler arasında kuraklığın çok ihmal edildiğini dile getirdi. İnsanların, travmaya hazırlıklı oldukları oranda travmayı atlatabildiklerini ifade eden Kaya, “Bu yüzden bugün bunları konuşuyoruz. İnsanın, kuraklık ve susuzlukta belirsizlik, tedirginlik, temel güvenlik duygusunun kaybı, savunmalarının tükenmesi olgularını yenmesi lazım” dedi.

Kaya, kuraklığın da politik bir travma olduğunun altını çizerek, “Buna karşı oluşacak ruhsal tepkileri bilmeliyiz. Bir şeyleri değiştireceksek, toplumsal muhalefeti örmeli ve bireysel direnme gücünü artırmalıyız” diye konuştu.

‘Mağdurlar sorunu çözer’

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Dr. Çağatay Güler de hastane binalarının elektrik, bakım-onarım, teknolojik altyapı, havalandırmalar, aydınlatma gibi birçok gereksinimleri bulunduğunu hatırlattı. Güler, suyun ve dezenfektasyonun hastane için olmazsa olmaz olduğunun altını çizerek, “Hastaneler müthiş bir karmaşanın, çok karmaşık bir yapının içindeler. Bunların üzerine bir de pis su eklendiği zaman neler olacak” dedi.

İnşaat Mühendisleri Odası’ndan Ahmet Göksoy da Ankara’da susuzluğun olmadığını savundu. Göksoy, kesintilerin, hükümetin IMF ve DB yanlısı politikalarından kaynaklandığını dile getirerek, “Su kesintileri, suyu özelleştirmek, barajları satmak için yarattıkları krizin propagandasıdır” diye konuştu. Göksoy, nüfus artışı, su kirlenmesi ve iklim değişikliği nedeniyle su sıkıntısı yaşandığını, ancak bunun önlenebileceğini ifade etti. Göksoy, kuraklığın elbette yaşandığına, ancak yanlış politikaların ve önlem alınmamasının insanları susuzluğa götürdüğüne dikkat çekerek, “Türkiye’de Çevre Bakanlığı kurulduktan sonra çevre kirlenmesi artmıştır. Sorunları, yaratanlar değil mağdur olanlar çözecektir. Mağdurlar yapmadıkça, biz çözümleri burada tartışmaya devam ederiz” dedi. 

Evrensel/ 20.08.2007

 
< Önceki   Sonraki >