Kuzular Meleyemeden Ölüyor (Muammer SAKARYALI) Yazdır E-posta
Cumartesi, 16 Şubat 2008

Basın yazmasaydı kimse olayı ciddiye almıyordu, yetkililer ilgilenmiyordu. Ne zaman ki Evrensel gazetesinde “Kuzuların Sessizliği” haberi (29.01.2008) çıktı, Uşak valiliği harekete geçti. Tarım İl ve İlçe müdürlüğü görevlilerine “gidin bakın ne oluyor” dedi. Onlar da kimin ne kadar kuzusu telef olduysa istatistiğini tutup gittiler.

Birkaç gün sonra hasta bir kuzuyu götürdüler. Köylüler sandı ki, yaygın sakat ve ölü doğumların nedeni belirlenecek. Fakat 8.2.2008 tarihinde köye gelen iki veteriner vilayetin talimatını iletti: “ İnay köyünün 15 gün karantinaya alındığını ve ölümlerin şap hastalığından olduğu söylendi. Bu süre içinde koyunlar dışarı çıkmayacak, otlatılmayacak, alınıp satılmayacak.” Şap teşhisine çobanlar güldü önce. Çünkü onlar 30 – 40 yıldır bu işi yapıyorlardı, şap hastalığını biliyorlardı ve koyunları şapa karşı aşılıydı.  

Bizim gözlemlerimiz ise şöyledir:

 1. İnay köyünde 300’e yakın kuzu telef olmuştur. Kuzusu telef olan yurttaşların adları ve telef miktarı liste olarak elimizdedir.2. Telefat koyunların düşük yapması (buna köylüler “koyun kuzu attı” diyor); ölü doğum ve sakat doğum biçiminde yaşanmaktadır.3. Köylüler ölümleri başlangıçta “hayvanlarımız satılmaz” korkusuyla kimseye duyurmamışlardır. Bizim haberimiz 21 Ocak 2008’de olmuştur. Ama köylüler Aralık ayında ilçe veterinerleriyle kuzu ölümlerini konuştuklarını söylediler ve 16.01.2008 günü valiye “yargı kararı uygulansın Kışladağ altın madeni kapatılsın” dilekçesi verdikleri sırada bizzat durumu anlattılar.4. Kuzu ölümleri Aralık’2007’nin ilk haftasından sonra başlıyor. Bugüne dek geliyor. Şubat ayında ölümler azalıyor. Çünkü dönemsel kuzu hasatının sonuna gelindi.5. Koyunların gebelik süresi beş, beş-buçuk aydır. Ölümlerden geriye doğru gebelik süresi kadar gidildiğinde Temmuz’2007 sonu ve Ağustos’2007’dir. Köylüler bu tarihlerde Kışladağ altın madeninden kaynaklanan bir kimyasal zehirlenmeye maruz kaldıklarını söylemektedirler. (bkz, ekli Tutanak)6. Bu çok ciddi bir kuşkudur. Gerçekten kimyasal zehirlenmeye maruz kalma nedeniyle bu kuzu ölümleri oluyorsa, insanlar da benzer sorunlarla karşılaşabileceklerdir. Ya da ağır metallere bağlı mıdır bu kuzu telefatı?

 

YAPILAN RESMİ AÇIKLAMA KÖYLÜLERİ İKNA ETMEDİ 

 

Nihayet 13.2.2008 de valilik resmi açıklama yaptı. Buna göre, bir kuzudan marazi bir parça alınarak İzmir-Bornova Veterinerlik Araştırma Enstitüsü’nde inceletilmişti. Ölümlerin nedeni “ektima ve enterotoksomi(bağırsak zehirlenmesi), beyaz kas ve parazit” idi. Madenle ilişkisi yoktu. Köylülere göre, bu açıklama yasak savma kabilindendir. Kamuoyu tepkisini azaltmak için yapılan bir açıklamadır. Çünkü veteriner hekim arkadaşlarımıza soruyoruz ve şu yanıtı alıyoruz: “Sakat doğumları – anomalileri- şap, ektama, beyaz kas ve koksidiosis hastalıkları AÇIKLAMAZ! Kimyasal kuşkusu ağır basıyor. Bunun için uluslar arası standartta bir klinikte detaylı patalojik ve toksikolojik vb analiz yapılması gerekir.” Bunlar yapılmamıştır! Bu nedenle endişelerimiz giderilmemiştir. Bu yüzden biz resmi yetkililerimizden umudumuzu kestik ve kendi imkânlarımızla bir üniversitemizin kliniğinde analiz yaptırıyoruz. 2006 Haziran’ının son haftasında Eşme’de 1800 kişinin Kışladağ altın madeninden kaynaklanan hidrojen siyanürden zehirlendiği sırada da resmi açıklama yasak savma şeklindeydi. “İçme suyuna kanalizasyon karıştı,” denmişti. Ama laboratuar analizleriyle kanıtlandı ki, hasta olan insanların kanlarından olması gerekenin 20 ila 40 katı çıkmıştı. Üstelik bu kanlar olayın üzerinden 72 saat geçtikten sonra alınmıştı.  Olayların gerçek nedenlerini araştırmak ve canlı yaşamı savunmak, kuzulara olan borcumuzdur. Toprağımıza, suyumuza, havamıza ve tüm doğaya borçluyuz.

 

 

Muammer Sakaryalı- İnay Vicdan Hareketi    
 
< Önceki   Sonraki >