|
17-21 eylül tarihleri arasında, isveç’in malmö kentinde, tüm dünyada 2001 yılından (porto alegre 2001), avrupa'da ise 2002'den (floransa 2002) bu yana gelişerek süregelen sosyal forum sürecine yeni bir halka eklendi: 5. avrupa sosyal forumu (asf). web sayfasında (http://www.esf2008.org/ ) 20.000 kişilik bir katılımı hedeflediğini duyuran forum organizasyonu, yaz başından itibaren organizasyonda görev almak üzere gönüllülere çağrıda bulunmaya başladı. ben de bu çağrıya icazet ederek, 14-21 eylül tarihleri arasında gönüllü olarak malmö’ye gittim ve orada 6 gün süreyle forumun gerçekleştirilmesi için çalıştım. bu metinde sizlere asf 2008'in bir gönüllünün gözüyle, yani “içeriden bir gözle” değerlendirmesini vermeye çalışacağım.
malmö ve malmölüler
malmö isveç’in güneybatı ucunda, danimarka’nın başkenti kopenhag’la oldukça dar bir boğazın iki yanında yer alan bir kent. türkiye’den malmö’ye ulaşımın en uygun yolu önce kopenhag’a uçmak ve oradan trenle bu kente geçmek. evet yanlış okumadınız; malmö'ye gitmek için trenle denizi geçmek gerekiyor. kopenhag’la malmö arasında, yaklaşık 20 dakikada diğer kente ulaşabileceğiniz bir tren yolu var ve bunun büyükçe bir kısmı, iki kent arasındaki boğazın üstünde inşa edilmiş bir köprüden geçiyor.
iki şehri ve iki ülkeyi ayıran boğazın bir özelliği de üstünde hem isveç'e hem danimarka'ya ait rüzgar jeneratörlerinin sıra sıra dizilmiş olması. her iki kentin ihtiyaç duyduğu enerjinin önemli bir kısmı bu jeneratörlerin ürettiği yenilenebilir enerjiyle sağlanıyor.
fazla büyük bir kent değil malmö. mesafelerin çoğu yürünerek aşılabiliyor. yollarda motorlu araç sayısı oldukça az. tabii bu isveçlilerin kişi başı milli gelirlerinin düşüklüğünden değil elbette. bunun asıl nedeni, iyi işleyen bir toplu taşıma sisteminin –raylı sistem ve otobüs servisleri- olması ve farklı gelir düzeylerinden pek çok malmö'lünün toplu taşımayı tercih etmesi. daha da güzeli, oldukça geniş olan cadde ve sokakların her iki yanında bisiklet yolları var ve ulaşımda bisikleti kullanmak oldukça yaygın.
malmö nüfusunun önemli özelliği göçmen sayısının yüksekliği. latin amerika'dan, orta doğu ve doğu asya’ya, dünyanın dört bir yanından göç alan bir ülke isveç. göçmenler ağırlıkla malmö ve diğer bir kaç kente yerleştirilmiş anlaşılan. özellikle arap nüfus o kadar çok ki kentin her yerinde felafel, kebap vb. orta doğu yemekleri satan fast food lokantaları var.
söylendiğine göre malmö, diğer isveç kentlerine göre daha fazla genç nüfusa sahip. ama gözlediğim kadarıyla, kentteki gençlerin çoğu göçmen. bana sokaklarda göçmen olmayan isveçli gençlere göre çok daha fazla sayıda beyaz saçlı, yaşlı isveçli varmış gibi geldi.
malmö'de gönüllülük günleri
14 eylül pazar günü akşamüstü malmö'ye varır varmaz, forumun “gönüllü merkezine” gittim. burası gönülllülerle ilgili hazırlıkları yürüten çalışma grubunun merkeziydi. bu merkezi altı günlük sürede yoğun çalışma ve etkinlik trafiği içinde ilk ve son görüşüm bu oldu.
gönüllü merkezinden iki isveçli gönüllü ile beraber, izleyen altı gecemi geçireceğim eski bir çocuk yuvasına geçtik. bu binanın ilk konuklarından biri ben oldum. sonraki günlerde yeni gönüllü ve çevirmen arkadaşlar da bize katıldı. fazla bir konforumuz olmasa da biz şanslı gönülllülerdendik. çünkü diğer gönüllülerin kaldığı kamp alanı ve spor salonunun oldukça soğuk ve rahatsız olduğunu sonradan öğrendik.
ben, seminerlerde gönüllü çevirmenlerin görev yapacakları kabinler ile konuşmacıların seslerini duymalarını ve yaptıkları çevirilerin dinleyicilerin alıcılarına ulaşmasını sağlayacak teknik sistemin, yani “ alternatif çeviri sisteminin (alis: alternative interpretation system)” kurulum ve işletiminden sorumlu “alis grubunda” görevliydim. grup olarak özellikle forumun başlamasından önceki iki gün (15-16 eylül pazartesi ve salı günleri), saat sınırı tanımadan, oldukça yoğun bir tempoda, hem bedensel hem de teknik işler yaptık. bu çalışma süreci içinde alis siteminin kurulumu ve işleyişi hakkında a'dan z'ye bilgi sahibi oldum. 
asf 2008 organizasyonu
asf 2008, isveç, norveç, finlandiya ve danimarka'dan 100'ün üstünde örgütün katılımıyla, 2007'nin ekiminde kurulan “kuzeyli organizasyon komitesi (noc: nordic organizing committee)” tarafından düzenlendi. asf 2008 organizasyonunun işlevsel ayağını ise 11 adet çalışma grubu oluşturuyordu. bunlar: “alis”, “program”, “gösteri yürüyüşü”, “fon bulma”, “enformasyon ve medya”, “avrupa ve dünya ile temas”, “kültürel etkinlikler”, “lojistik”, “mobilizasyon”, “babels-çeviri” ve “gönüllüler” çalışma gruplarıydı.

organizasyonda ve çalışma gruplarında görev alanların oldukça büyük bir kısmı, isveç'in, avrupa'nın ve dünyanın farklı yerlerinden gelen gençlerden oluşuyordu. 10’lu ve 20’li yaşlarındaki öğrenciler çoğunluktaydı. sorumluluk gerektiren yönetici, yönlendirici görevlerde de gençler görev almıştı. örneğin benim çalıştığım alis grubunun koordinatörü, isveç’e değişimle öğrenim görmeye gelmiş avustralyalı bir üniversite öğrencisiydi. ben grubun en yaşlı elemanlarından biriydim. bir iki kişi hariç, geri kalan tüm elemanlar 10’lu, 20’li yaşlardaki öğrencilerdi.
organizasyonu değerlendirmeye gelince… gönüllü olarak görev alanlardan biri olarak, ortaya çıkan sonucu nesnel olarak değerlendirmem biraz zor görünebilir. ama ben olabildiğince nesnel olmaya çalışarak, genel hatlarıyla tam anlamıyla eksiksiz bir organizasyon gerçekleştirilemediğini söyleyeceğim.
yine de kimsenin hakkını yemek istemem. çünkü organizasyon hemen hemen bütünüyle stk’ların ve sosyal hareketlerin mali desteği ve gönüllü emeğiyle gerçekleştirilmişti. görev alanlar ise son güne kadar iyi niyetle ve oldukça yoğun bir gayret sarfetmişlerdi. bu çabaya, en azından son 6 gün ben de şahit oldum ve hatta bir gönüllü olarak iştirak ettim.
daha detaylı bir irdelemeyle bakarsak, bu yoğun gayretin sonucunda, çalışmaların kimi sonuçlarının gayet olumlu, kimi sonuçlarınınsa eksik ve problemli olduğu söylenebilir. örneğin bence basılı materyaller oldukça iyi, detaylı ve bilgilendiriciydi. içeriklerinde, etkinliklerin planlamasıyla ilgili hatalardan doğan eksik ve yanlışlar olsa da etkinlik programları, harita ve krokiler, tanıtıcı broşürler, değerlendirme anketleri vb. oldukça yararlıydı. internet sayfası ve internet üstünden sağlanan iletişim de olabildiğince etkin bir sonuç sağladı. ancak çevremdeki gönüllülerden ve diğer katılımcılardan, sayfada yer alan bilgileri bazı konularda eksik buldukları yolunda şikayetler de işittim.
daha sorunlu konulara gelirsek; seminer ve çalıştay toplantılarının planlanması ve zamanlanmasında önemli sorunlar söz konusuydu. bu aksaklıklar yüzünden toplantıların bir kısmı gerçekleştirilemedi; bir kısmında konuşmacılar eksikti, ya da hiçbir hazırlık yapmadan gelmişlerdi.
gönüllülerle ilgili hazırlıklarda da ciddi sorunlar vardı. gönüllülerin yemek, barınak vb. ihtiyaçlarının karşılanması ile eğitim ve çalışma düzeni internet sayfasında ilan edildiği ya da bilgilendirme amaçlı e-postalarda iddia edildiği ölçüde sistemli, düzenli bir şekilde gerçekleştirilemedi. hatta, bizim grubun liderinin sonradan itiraf ettiği gibi, gönüllüler olarak çoğu kez yoğun bir kaosun içinde kaldık.
velhasıl, barınma desteği isteyen çevirmenlerin, gönüllülerin ve diğer katılımcıların ağırlanma koşulları genellikle pek parlak değildi. sanırım ya malmö halkından barınma konusunda fazla destek sağlanamadı, ya da bu konuda gönüllüler ve mobilizasyon grubu gibi ilgili çalışma grupları yeterli çalışmayı yapamadı. bilemiyorum.
diğer bir organizasyonel sorun ise çalışma grupları arasında koordinasyon ve iletişim eksikliklerinin görülmesiydi. ancak en büyük problem alis sisteminin kurulum ve kullanımında yaşandı. mekanların önemli bir kısmında ne yazık ki sistemin kurulumunu tamamlayamadık. tabii sistemdeki aksaklık ister istemez babels grubunun çeviri işine ciddi bir sekte vurdu ve alis sisteminin devre dışı kaldığı mekanlarda eş zamanlı çeviri mümkün olmadı. neyseki çevirmenler kahramanca bir çabayla, oldukça yaratıcı yollar bularak konuşmaları takibeden şekilde çeviri yapmaya çalıştılar. böylece çeviri sorunu olabildiğince halloldu.
öte yandan garip bir şekilde, ortalıkta ihtiyaçtan fazla çevirmen vardı. benim şahit olduğum ve başkalarının anlattığı pek çok toplantıda çevirmenler, salonda çeviri yapacakları dillere ihtiyaç duyulmadığı için boş boş oturmak durumunda kaldılar.
bir yoruma göre –ki bana gore önemli ölçüde açıklayıcı bir yorum- problemlerin nedeni mali kaynakların kısıtlı olmasıydı. gerçekten de özellikle sıradan fm radyo dalgaları ile çalışan alis sistemiyle ilgili sorun, bu sistemin ucuz bir alternatif olması nedeniyle kızılötesi yayına dayalı daha profesyonel –ve çok daha pahalı- sistemelere tercih edilmesinden doğmaktaydı. halbuki atina 2006’dan önceki asf’lerde (en azından bazılarında) paraya kıyılıp, kızılötesi sistemler kullanılmıştı. bence diğer bir temel sorun gönüllü emeğin organize edilememesi; gönüllülerin farklı gruplara, her birinin ihtiyacı ölçüsünde dağılımının sağlanamamasıydı. ortalıkta bir sürü boş çevirmen ve teşrifatçı gönüllü dolaşırken, örneğin bizim alis grubunda yeterli eleman yoktu.
forumun içeriği
şahsen benim katıldığım seminer ve çalıştaylar daha çok alis grubu üyesi olarak görevli bulunduğum salonlardakiler oldu. tabii bu durum benim için hem bir kısıtlamaydı, hem de bir yerde -biraz iyimser bir bakışla-bana bir kolaylık sağladı. çünkü onca etkinlik ararsında seçim yapmak güçtü. neyse ki görevli olarak bulunduğum toplantılar benim gerçekten ilgilendiğim konulardaydı. o yüzden şanslıydım ve diğer alis elemanlarıyla seminer becayişi yapma telaşına kapılmadım. genel olarak katıldığım seminerler içerikleri açısından benim için oldukça öğretici oldu. daha önce bahsettiğim teknik ve organizasyonel sorunlar söz konusu olsa da içerik açısından beni tatmin eden toplantılarda bulunduğumu söylemeliyim.
kültürel etkinlikler
basılı programa göre, forumun seminer ve çalıştaylara parallel olarak gerçekleştirilen kültürel ayağı da oldukça yoğun bir içeriğe sahipti. sergiler, film ve belgesel gösterimleri, performanslar, sokak gösterileri ve sokak partileri ile oldukça zengin bir etkinlik programı vardı.
gönüllü olarak görevlerim nedeniyle fazla takip edememekle beraber, bir sokak partisinde elektronik müzikle hoplayıp zıplamak; latin amerika alanında latin müziği dinlemek, venezuella ve chavez üstüne bir belgesel izlemek gibi bazı etkinliklere katılma şansım oldu. şahsen ben kültürel etkinlikleri de izleyebildiğim kadarıyla oldukça beğendim. bence özellikle latin amerikalıların hazırladıkları gösteriler, kültürel etkinliklere damgasını vurdu.
büyük yürüyüş
nihayet büyük yürüyüş günü geldi. yürüyüş için geniş, yeşil bir alanda toplanılmaya başlandı. alan malmö'nün doğusundaki büyük bir alışveriş ve kültür merkezinin yakınlarındaydı. yürüyüş buradan kentin batı ucundaki bir parka doğru gerçekleştirildi. yani hemen hemen bütün kent boydan boya geçildi.
toplanma alanına ulaştığımızda taşınabilir sahnede konserler sürüyordu. alanın ve yürüyüşün genel düzeni, güvenlik önlemleri vb. tatminkardı. yürüyüş korteji dört ana gruptan oluşuyordu. dizilişlerine göre ilk sırada sendikalar; sonra ekolojist, çevreci, eko-sosyalist ve eko-anarşist grup ve örgütler; sonra uluslararası dayanışmayı ve kültürel çoğulculuğu savunan karşı-ırkçı örgüt ve gruplar; ve en son sıradaysa siyasi partiler yer aldı. 
yürüyüşe katılımı değerlendirecek olursam: biraz hayal kırıklığına uğradığımı söylemeliyim. forum organizasyonunun hedefi 20.000 kişiydi. umuyordum ki özellikle yürüyüşte katılımcı sayısı bu rakamı aşsın. ama forumun ardından asf 2008 sitesinde forum etkinliklerine yaklaşık 13.000, yürüyüşe ise yaklaşık 15.000 kişinin katıldığı yazılıydı. yani katılım beklenenin altındaydı.
ama yürüyüş korteji oldukça renkliydi. özellikle anarşistlerin, anarko-komünistlerin yaptıkları müzik yayını ve “dünyanın dostları avrupa (friends of the earth europe)” grubunun küresel ısınmanın insanlığa yönelik yarattığı hayati tehlikeyi sergileyen gösterileri oldukça ilginçti.

yürüyüş boyunca ciddi bir çekincemiz faşist/neo-nazi grupların yürüyüşe saldırma olasılığıydı. anlatıldığına göre isveçli sağcı örgütler ve partiler, almanya gibi ülkelerden yürüyüşe saldırmaları için faşist/neo-nazi gruplar ithal etmişlerdi. bu gruplar bir önceki gece kültürel etkinliklerin yapıldığı alanlara saldırmış ve çatışma çıkarmışlardı. çatışmalarda yaralananlar olmuş ve arabalar ateşe verilmişti.
neyse ki büyük yürüyüş başından sonuna dek ciddi bir gerilim ve çatışma olmadan tamamlandı. her ne olursa olsun heyecan verici ve görkemli bir olaydı. 
sonuç olarak...
buraya kadar anlattıklarım elbette 17-21 eylül tarihlerinde gerçekleşen forumla ilgili herşeyi kapsamıyor. daha çok forumun bir gönüllü emekçisinin gözüne çarpan, ister istemez kişisel deneyimle sınırlı, öznel izlenimler. bu çerçevede, şunu vurgulamak istiyorum: forumda önemli bazı teknik/organizasyonel eksik ve sorunlarla, gerçekten iyi kotarılmış çalışmalar ve etkinlikler bir arada görülüyordu. malmö'de geçirdiğim 6 gün boyunca, gönüllü olarak oldukça yorucu bir çalışma temposu yaşamama karşın, bu benim için gerçekten keyifli ve öğretici bir deneyim oldu.
forumla ilgili olarak benim en önemli ve değerli bulduğum şey, gerçekleştirlen seminer ve çalıştaylarda avrupa'nın ve dünyanın farklı yerlerinden gelen pek çok stk, sosyal ve siyasal hareket, direniş hareketi ve sendika için birbirlerini dinleyip anlamaya çalıştıkları, “başka bir avrupa” ve “başka bir dünya” için işbirliği yollarını birlikte araştırdıkları bir buluşma zeminini yaratma iddiasıydı. ve bence malmö'de bu önemli ölçüde başarıldı.
Gökçen ÖZDEMİR Eylül 2008, ANKARA
Makale, Eylül 2008'de kaleme alınmış, yazarı tarafından yayınlanmak üzere ekolojistler.org'a gönderilmiştir. |