|
İzmir’in Bornova İlçesi Pınarbaşı semtinde, ruhsatsız olarak çalışmakta olan Ada Otomotiv-Madencilik Şirketi’nin, kapasitesini sekiz kat arttırmak için Çevre ve Orman Bakanlığı’na başvuruda bulunmasına halk tepki gösterdi.
İzmir’in Bornova İlçesi Pınarbaşı semtinde, ruhsatsız olarak çalışmakta olan Ada Otomotiv-Madencilik Şirketi’nin, kapasitesini sekiz kat arttırmak için Çevre ve Orman Bakanlığı’na başvuruda bulunmasına halk tepki gösterdi. Önceki gün halk toplantısında şirket yetkilileri protesto edilirken, madenin sebep olduğu zararlar hatırlatıldı.
HALK TOPLANTISI YAPILDI
Maden şirketinin çalıştığı bölge yapılan yasal düzenlemeyle, orman alanı kapsamına alınmıştı. Önceki yıllarda başvuruda bulunan şirketlere bölgenin yerleşim yerlerine yakınlığı nedeniyle ruhsat verilmemişti.Yasada değişiklik yapılması ve Pınarbaşı Köyü’nün 100 metre yakınının orman alanı kapsamına alınarak Ada Madencilik Şirketi’ne ruhsat verilmesi, şirketin siyasi ilişkilerini kullanarak ruhsat aldığı iddialarını gündeme getirdi.
Şirketin ayrıca ruhsat kapasitesinin üzerinde üretim yaptığı da ortaya çıkmıştı. Şirket yetkilileri, kapasite artırımı için gerekli olan ÇED Yönetmeliği için zorunlu bulunan halk toplantısını önceki gün Pınarbaşı Sadıkoğlu Düğün Salonu’nda gerçekleştirdi. İlçe ve Orman Müdürlüğü ÇED Planlama Müdürü Bülent Demirelin yönettiği toplantıya, Çevre ve Orman Bakanlığı, DSİ yetkililerinin yanı sıra Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Ferdan Çiftçi, mahalle muhtarları, Esnaf ve Sanatkarlar Odası gibi çok sayıda kurum temsilcisi de katıldı. Şirket adına sunum yapmak isteyen MGS Mühendislik Yetkilisi ise protestolar eşliğinde bir sunum yaptı.
‘SAĞLIĞIMIZLA OYNUYORLAR’
Toplantıda, her an korku içerisinde yaşadıklarını belirten Pınarbaşı halkı, “Tırnaklarımızla yaptık bu evleri, şimdi bırakıp nereye gidelim” diyerek yetkililere tepki gösterdi. 1287 imza toplayan ve maden ocaklarının kapatılmasını isteyen halk, ruhsatı olmamasına rağmen maden ocağının hala neden çalıştığını sordu. Bronşit olduklarını, hastanelerden çıkamadıklarını belirten semt sakinleri, “Sağlığımızla oynuyorlar, biz insan değil miyiz, devlet bize neden sahip çıkmıyor” sorularını yönelterek bu durumun düzeltilmesini istedi.
RUHSATSIZ ÇALIŞIYOR
Toplantıda EGEÇEP adına söz alan Ertuğrul Barka, patlatılan dinamitler sonucunda bölgede 3.2, yani orta şiddetli bir deprem olduğunu belirtti. Tozluluğu ölçen istasyonun da olmadığını belirten Barka, “Politikacıların vaatleri gibi insanları kandırıyorlar. Açılacak olan taş ocaklarının yerleşim birimlerine olan etkilerinin en aza indirilmesi için bu sahaların yerleşim yerlerine en az 3 kilometre olması gerekiyor” dedi. Barka, şirketin başvuru dilekçesinde ve projesinde insan sağlığını, çevreyi dikkate alan bir çalışmanın olmadığını belirtti. Bu bölgede kurulu bulunan taş ocaklarının mahkeme kararlarıyla kapatıldığını belirten ve Ada Madencilik Şirketi’nin ruhsatının iptal edilmesine rağmen nasıl faaliyet yütüyebildiğini soran Barka, “2. Sınıf işletme ruhsatıyla birinci derece faaliyet nasıl yürütülür?” dedi. Barka, hazırladıkları dosya ve belgeleri komisyona teslim etti.
2. BÜYÜK AYIP
İzmir Barosu adına konuşma yapan Enis Dinçeroğlu da, “İlk olarak 1975 senesinde çevre kirliliğine sebep olan büyük Çimento Fabrikası’nın meydana getirmiş olduğu havadaki kirlilik nedeniyle dava açılmış ve ilk hukuk kararını almıştır. O tarihten bu yana İzmir’in 2. büyük ayıbı taş ocakları olmuştur” dedi. 1996 ÇED yönetmeliğinde, taş ocaklarının kapatılma kararları için de sözkonusu şirketin de bulunduğunu ifade eden Dinçeroğlu, “Şimdi yeniden nasıl ihya edebilirim biçiminde başvuruda bulunuyorlar. Genişlemeyi değil, açılmayı nasıl istiyorlar” dedi.
HASTALIKTAN AYAĞA KALKAMIYORUZ
Toplantıda söz alan semt halkından Ayşe Gördağ, “3 aydır hastalıktan kalkamadık. Haklarımızı almaya geldik buraya bugün. Biz iyilik istemiyoruz, para istemiyoruz, nefes almak istiyoruz. 35 senEdir burada yaşıyoruz evlerimizi satalım mı, gidelim mi?” diyerek tepki gösterdi. Bir başa semt sakini de, “Sadece insan sağlığı değil, ekosistemi bile yok ettiler. Canlılar azaldı, kuşlarımız azaldı. Şu an gidin ağaçların üzeri toz içerisinde. Bütün Dünyada yeşilliklere, zeytin ağaçlarına önem verilirken biz de tam tersi. Kaç kilometre yol yaptı bu şirket, ağaçları tahrip etti ve çıkan gazlar yalnızca insanlara değil, bütün canlılara zarar verdi. Dinamitleri patlatarak bütün huzuru bozdular, evler beşik gibi sallanıyor. Küçük çocuklar korkarak kalkıyorlar, anneleri diyor ki, çocuklarımızın psikolojik sorunları çıkmaya başladı. Kadınlar ağlıyor, benim çocuğum astım hastası, sokağa bırakamıyorum diyor” dedi.
Hatice Yolcu isimli başka bir semt sakini ise, “Bizim evlerimiz çok sallanıyor, günde 3 defa dinamit patlattıkları bile oluyor, korkudan dışarı fırlıyoruz” dedi. Şirket adına söz alan bir yetkili ise, hazırladıkları raporu Çevre Orman Bakanlığı’nın oluşturduğu komisyona göndereceklerini, Komisyonun, tesisin kapatılmasına ya da devam etmesine karar vereceğini söyledi.
Nedim Üçüncü - Ender Gündüz
Evrensel 27/03/2010
|