Sinop Halkı Nükleer Santral Konusunda Çok Agresif Yazdır E-posta
Pazartesi, 27 Aralık 2010
"Japonya'nın nükleer santrali teklifi çok agresif" diyen Enerji ve Tabii Kanaklar Bakanı Taner Yıldız'a Sinop Çevre Pletformu bir basın açıklmasıyla yanıt verdi. Sinop Çevre Platformu tarafından yapılan basın açıklmasının tam metni şöyle:

Nükleer Santral yaptırmak için çalmadık kapı bırakmayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız  "Japonya'nın  nükleer santral teklifi çok agresif" diyerek hemen her konuda olduğu gibi, bu konuda da toplumsal  tepkileri  yok  sayarak  Ülkemizi gerçekten  bir nükleer  felakete  sürüklüyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar  Bakanı, Bakanlığındaki " Tabii (doğal)  kaynakları" görmezden  gelerek sadece nükleer ve fosil yakıtlı termik santral ile ilgilenmesinden hareketle Türkiye-Japonya arasında nükleer  santral  kurulmasına  ilişkin bir işbirliği mutabakatı  imzalayarak, Japonlarla nikah  masasına oturdu. Bu arada "Fransa ve ABD'den gelebilecek tekliflere açığız" diyerek Fransa'nın ayağına bastı.

Tabii ABD de ihmal edilmeyerek "seninle de mantık evliliği yapabiliriz" demeye getiriliyor. Oysa biz, Cumhuriyetimizi kuran kadrolardan bağımsız ve onurlu bir devlet anlayışı devralmıştık.

Nükleer  enerji  sevdası  öyle  bir hal  aldı  ki, Mersin-Akkuyu'da  olduğu  gibi  kilovat/saat  birim fiyatı; 15.35 dolar/cent olan  dünyanın  en  pahalı  nükleer  enerjisini 15-20  yıllığına  almaya  talip oluyoruz.

Dünya  ortalamasının dahi iki  katı  olan  bu  fiyata  rağmen  talipli  bulmak  için  kapı  kapı dolaşılıyor.

Enerjide dışa bağımlılık oranımız % 75 iken "Tabii Kaynaklar"ımız görmezden geliniyor.

Rüzgar atlasıyla 48 bin megavatlık  potansiyel  açıklanmış olmasına  rağmen, lisans başvurusu 2,5-3 yıl önce yapılmış  ve  teminatı  yatırılmış Rüzgar  Enerjisi  Santrali  girişimleri  bekletilmekte , Güneş  Enerjisi yatırımları  ise görmezden  gelinmektedir. Öte yandan Ülkemiz  jeotermal  enerji  alanında Avrupa'nın  en zengin   kaynak   potansiyeline  sahip  ülkesi  olduğu  bilinirken  bu  alana  yönelik neredeyse  ciddi hiçbir yatırım  bulunmamakta ve yatırımlar  desteklenmemektedir.

Diğer  yandan, İngiliz Times Online Haber Ajansı'nın 04.04.2008  haberi  hiç  dillendirilmeyen  bir başka gerçeği  daha  ortay   koyuyor. Oxford  Üniversitesi' nde  Dr. Peter  Anderson'ın   yürüttüği araştırmanın "İngiltere'nin  deniz  kenarında  elektrik  üreten  nükleer  reaktörlerin  soğutma  suyuna takılan  yetişkin, yavru  balıkların ve  larvaların  ölüm  oranı, avlanan  balıkların F'sı kadar olduğu" gözler  önüne  sermiştir.

Son  yıllarda  turizm bölgesi olarak  öne  çıkan , Sinop-İnceburun  ve Mersin-Akkuyu  nükleer  enerji  santrallerinin bu  kıyılardaki balık  neslini nasıl  yok edeceğini  söylemek  için  kahin olmaya gerek yok sanırız. Her biri dörder reaktörden oluşan bu santrallerin normal çalışmasını  sürdürebilmesi için  her  gün  gerekli  olan 15 milyar  litre Karadeniz ve Akdeniz  suyunun  denizden  pompalarla çekilmesi  sırasında  milyonlarca  balık,  trilyonlarca larvanın yok  olacağı , ayrıca  oluşacak  termal kirlenme  ile  ısınan  ve   tuzluluk  derecesi  her  çevrimde  artan suyun, bölge denizinin  kimyasını  değiştirerek  balıkçılığımızı ve bu sektördeki istihdamı bitirecektir.

Bizler Japonların balığı çok sevdiklerini ve Toshiba firmasının da ciddi bir firma olduğunu sanırdık.   

Yer lisansı bile olmayan Sinop-İnceburun, ülkemizin en önemli balık üreme ve göç yolları üzerinde bulunan su ürünleri  istihsal  alanıdır. Japonya ve Toshiba  firmasının  bu  tutumuna  devam  etmesi durumunda  Toshiba  ve Japonya  menşei li ürünleri  boykot  edeceğimizi  hatırlatmak isteriz.

Nükleer  enerji  santrali  kararları  ülke  geleceğini tehlikeye atan siyasal bir karardır. Nükleer enerji zaruri

değildir. Yer  seçiminden  tutun, enerjide  dışa  bağımlılık  sorununa  kadar  uzanan  tartışmalı bir  çok  boyutu bulunmaktadır. Daha temel nokta ise tehlikeye atılan canlı  yaşamıdır. Ayrıca nükleer santralin  kurulacağı yerin kullanılamaz  ve  insanların  giremeyeceği  bir  bölge  haline  dönüşecektir.

İnceburun , Akkuyu , Akliman  ve  Hamsilos  fiyordu  Ülkemizin  en  bakir  yerleri  olup, bir  doğa harikasıdır.

Ülkemizin   nükleer   enerjiye   ihtiyacı  olmadığını , değerlendirmeyi  bekleyen  yenilenebilir kaynakları  dururken, 30 yıldır TAEK nükleer atıkların  çevreden ve nasıl ve  nerede  izole  edileceğini dahi  tespit  edememişken, böyle  bir  maceraya  gerek  olmadığını, 26 Nisan 1986 yılında  büyük bir çevre  felaketine neden  olan  Çernobil  Nükleer  santralinin  infilakının  üzerinden  24 yıl geçmiş olmasına  rağmen Karadeniz bölgesinde  yaşanan  her iki ölümden  birinin  kanser  kaynaklı  olduğu yaşanan bir gerçek iken ve bu  gerçeği yok  sayan,  Cahit ARAL  anlayışının  devam  ettiği  ülkemizde enerji  sorununu  çözümü, ülke  ve  kamu  çıkarlarını  ön  planda  tutan  bir  anlayış  ile  yerli  ve yenilenebilir – doğal kaynakların değerlendirilmesi,  enerjinin  ve  enerji  kaynaklarının  verimliliğinin artırılması  ve enerji  talebinin iyi  yönetilmesi ,  enerji dağıtım  kayıp  ve  kaçaklarının, şebekenin rehabilitasyonu  ile  mümkündür.

25.12.2010

Sinop Çevre Platformu

 

 
< Önceki   Sonraki >