|
Cumartesi, 16 Haziran 2007 |
|
Sağlık Uygulama Tebliği'nin kamunun sağlık harcamalarını daha da artıracağını belirten Tıp Kurumu Genel Sekreteri Üçer, daha önce sağlık ocaklarında yaşanan sorunun bu tebliğ ile birlikte üniversite hastanelerine taşındığını, bunun da farklı sorunları gündeme getirebileceğini kaydetti.
Tıp Kurumu Genel Sekreteri Ali Rıza Üçer, Sağlık Uygulama Tebliği'nin sağlıkta bir "devrim" olmadığını ve sağlıkta yaşanan sorunlara bir çözüm üretemeyeceğini söyledi.
Uygulamayla birlikte kamunun sağlık harcamalarının daha da artacağını belirten Üçer, daha önce sağlık ocaklarında yaşanan sorunun bu tebliğ ile birlikte üniversite hastanelerine taşındığını, bunun da üniversite hastanelerinde farklı sorunları gündeme getirebileceğini kaydetti. Uygulamanın yurttaşlar tarafından ilk bakışta olumlu algılanabileceğini, ancak bu uygulamanın ilerleyen yıllarda yurttaşların hastanelere ödediği katkı payları oranının artamasına neden olabileceğini belirten Üçer, uygulamayla birlikte sistem akışında da bir artışın yaşanacağına dikkat çekti.
Tebliğ ile birlikte üniversite hastanelerinde verilmesi düşünülen hizmetin tam anlamıyla gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğinin de tartışmalı olduğunu ifade eden Üçer, "Uygulamayla birlikte sistem akışında bir artış yaşanacak. Bu artışı üniversite hastaneleri karşılayabilecek mi, bu tartışmalı. Soruna bu açıdan da bakılmalı. Bunun için de ciddi reformlar yapılmalı. Ayrıca bu uygulama, sağlık ocaklarını da gözden çıkardı. Yani uygulama çözüm getirmediği gibi birinci basamaktaki sorunları üçüncü basamağa taşıdı" dedi.
Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerin ve üniversite hastanelerinin piyasaya entegrasyon sorunu yaşadığını vurgulayan Üçer, şunları söyledi: "Ulusal ilaç pazarının yüzde 70'i ulusötesi şirketler tarafından karşılanıyor. Yerli ilaç üreticileri elden gidiyor. Sağlıkta yaşanan liberalleşme süreciyle birlikte hem bakanlığa bağlı hastaneler hem de üniversite hastaneleri döner sermaye uygulaması nedeniyle piyasaya entegre oluyor. Özel hastaneler gibi çalışıyor. Ayrıca her geçen gün ülkede özel hastanelerin sayısı da artıyor, piyasaya yeni aktörler giriyor. Giren yeni aktörlerin de piyasaya yönelik beklentileri oluyor. Bu beklentiler sonucu sağlık harcamaları milli gelirle değil de Avrupa Birliği (AB) ve ABD'deki harcamalarla kıyaslanıyor. Dolayısıyla da ' OECD ülkeleri gibi olması için üç dört kat artması lazım' diyorlar. Bunun için ilaç harcamalarının da artması gerekiyor. Ancak denklem böyle çözülmez. Türkiye'deki sağlık harcamalarının oranı sanıldığı gibi düşük değil."
Cumhuriyet 16.06.2007 |