|
Yarınlar dergisi, Milliyetçiliğe karşı emekçi halka tutunmak temalı 7. sayısı ile bayilerde.
2007 yılında Newroz’un, ürpertiyle beklendiği gibi geniş ölçekli çatışma ve kışkırtmalara sahne olmaması, önceki yıllara göre bir sakinleşme olduğunu mu gösteriyor? Yoksa halkın arasında milliyetçi kamplaşmayla yaratılan bölünmenin belirli bir istikrar kazandığını mı? İlkini söylemek zor. Politik anlamını Kürt halkının baskıya karşı var olma hakkının tanınması mücadelesinde kazanan Newroz, DTP yöneticilerinin eliyle Barzani ve Talabani’ye selam yollanan bir karnavala çevrilirken, ‘artık Kürtlerin haddini aştığı’ fikrine dayanan bir milliyetçilik dalgası da ‘Türk’ siyasetinin tüm dokularına sızıyor.
Milliyetçi kamplaşmanın istikrar kazanmasının en tehlikeli yönü, bizzat gerici milliyetçiliğin karşısında mücadele etmesi beklenenleri, bu bölünmeyi sahiplenerek siyaset yapmaya itmesidir. Milliyetçiliklerden berrak bir biçimde ayrışmış bir politik perspektiften yoksun olanlar, ilerici niyetlerle çıktığı yolda ‘ehven-i şer’i arayarak gericiliğin göbeğini buluyor. Barzani’lerin ABD’nin hizmetine koşulsuz girmelerinden destek alarak ‘Türklük’ temelinde bir mevziye girenler, anti-amerikan olmayı bile beceremeyerek anti-kürt, anti-ermeni bir eksene yerleşirken, Kürt milliyetçiliğinden ayrışmayan sol, içinde bulundukları alanlarda geniş kitleler nezdinde sol olarak bile görülmüyor. Bu süreç milliyetçiliği güçlendirirken, emekçi seçeneğini, solu zayıflatıyor. Milliyetçiliğin yarattığı sorunlara milliyetçilik mevzisinden yanıt verilemez.
Ulusalcılık bir savunma hattı olabilir mi?
Türk milliyetçiliğinin oynayacağı role ilişkin gerçekçi bir belirleme yapılacaksa, gerçek milliyetçilikten yola çıkılmalıdır. Teorik bakımdan sterilize edilmiş, ‘faşizminden arındırılmış’ varsayımsal bir akımdan değil somut, gerçek, memleket sokaklarında kendini gösteren milliyetçilikten... Genel olarak milliyetçiliği değil de, somut gerçek bir milliyetçiliği analiz ederken, tarihsel gerçekler, teorik varsayımlardan daha belirleyicidir. Her somut tarihsel durumda milliyetçilik, somut tarihsel karşıtlıklar ile inşa edilir. “Ulusal sol”un gönlünden geçen anti-emperyalist milliyetçilik, çoktan tarihe karıştı. En azından 35 yıldır Türkiye’de milliyetçiliğin içeriği; sola düşmanlık, Kürtlere düşmanlık ve komşu halklara düşmanlıkla dolduruluyor. Emperyalistler ancak bunlardan birini destekleme iddiasıyla kısmen ve geçici olarak hedef tahtasına yerleştiriliyor. Türk milliyetçiliğinin ABD ile sorununun kaynağı, ABD’nin Barzani’yle fazla yakın olmasıdır. Yoksa aynı milliyetçiliğin Barzani’ye karşı ABD ile birlikte hücum etmekte tereddüt yaşayacağını bir an için bile düşünmek mümkün değildir.
‘Ulusalcı” bir mevziden emperyalizme karşı mücadele etme önerisi aynı anda iki tehlikeli fikri barındırıyor. Bunlardan birincisi Kürt halkı üzerindeki ezilmişliğin görmezden gelinmesi, reddedilmesi hatta gerekli sayılmasıdır. Türk milliyetçiliğinin Kürt halkı üzerinde ulusal baskıyı içerdiğini söylemenin malumun ilanı olduğu doğrudur. Ama yine de kendisini milliyetçi değil de ‘ulusalcı’ sayanların işe başladıklarında ‘sol’da bulundukları hatırlandığında en basit gerçeğin bile tekrarlanması zorunlu hale geliyor. Kürtlerin ulusal haklarını talep etmelerinin emperyalizmin müdahalesine fırsat verdiği gibi dahiyane bir tespite tüm gücüyle sarılan ulusalcılara göre, en iyi çözüm Kürtlerin folklorik bir kimlikle yetinerek Türklerin içinde erimesidir. Kürt nüfusun zaten pek büyük olmadığını son araştırmalar göstermiyor mu? Emperyalizmle mücadelede cephe gerisinin sağlamlaştırılması için, Kürtlerin en azından ‘etkisiz’ hale getirilmesini isteyenlerin hangi sonuçla karşılaşacağını görmek için Saddam Hüseyin’in durumunu hatıra getirmek yeterli. Sözde bir anti-emperyalizm adına Kürtleri sindirmeye çalışmanın sonucu, Kürt halkını emperyalizmin yanına itmektir. Halkların kardeşliğine ihanet eden Kürtler olmadı. Kardeşinin köyünü yakıp, ipinden koparılmış kontrgerilla çetelerinin önüne atanlar oldu. Köy meydanında bok yedirip, boğaz tokluğuna bulduğu işleri yapsın diye ülkenin her tarafına saçanlar oldu. Kürtlerle hesabını bu minvalde görmeyi çözüm sanan Türk milliyetçiliği, emperyalizme karşı çıkmak şöyle dursun ancak onun yollarına kırmızı halı serebilir... devamı yarınlar dergisinin 7. sayısında
YARINLAR DERGİSİ |